Ahilik Ruhu Ahlak Üzerine Kurulmuş İnsan Temelli Anlayış

Ahilik Ruhu

Ahlak Üzerine Kurulmuş İnsan Temelli Anlayış

13. Yüzyılda Anadolu’da kurulan, etki ve eserlerini 19. Yüzyıla kadar hissettiren Ahi Teşkilatı, Anadolu’daki esnaf teşkilatlarının da bel kemiğini oluşturmaktadır. Ahi Evran tarafından kurulan Ahi Teşkilatı, bir esnaf birliğinin yanı sıra eğitim kurumudur da aynı zamanda. Moğolların Anadolu’ya yaptığı tek katkıdır Ahi Teşkilatı. Moğollardan kaçarak Anadolu’ya gelen esnaf, tüccar ve sanatkârların kurduğu bir birlikteliktir.

Küçük yaşta aileleri tarafından Ahilik sistemine telim edilen Anadolu evlatları, bir meslek erbabının yanında meslek sahibi olma yolunda adım atar. Sırasıyla “çıraklık”, “kalfalık” ve ustalık” aşamaları ile zirveye ulaşır nihayetinde. Her bir aşamada tören ve dua ile icazetini alır. Meslek erbabı değil, ahlak timsali olur aynı zamanda. Çırağını yetiştiren usta, kendi öz evlatlarından ayırmaz onu. Kendi çocuğuna ne harçlık verirse ona da aynısını verir. İkisine de aynı kıyafeti alır. İşin ustalık ve inceliklerini anlatırken ahlak ve adabı da öğretir ona. İş ahlakını, eş ahlakını, toplum ahlakını… Çırağının/evladının tüm eksik ve ihtiyaçlarından sorumludur ustası. Kendi elleriyle yoğurduğu bir hamur, kardığı topraktır. Hem işinde hem de toplumsal yaşamda ahlaki kurallara göre hareket eden ve bayrağı ustasından devralarak kendisi gibi yeni kuşaklar yetiştirmeye ant içmiş bir kişiliktir artık. Ortaya çıkarılan bu kişilik, toplumun aynasıdır aynı zamanda. Sağlam harçlarla karılmış, medeniyet unsurlarını üzerinde taşıyan bir toplum ortaya çıkmıştır böylece. Yüzyıllar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılan bu sistem, öyle güçlüdür ki, anlaşmazlık veya sisteme uymayan bir vaka zuhur ettiğinde kendi içerisinde onu eritir ve büyümesine anında engel olur.

Ahi teşkilatının en önemli yanı, kalifiye eleman yetiştirmesidir. Her alanda ve sanat dalında yetiştirdiği ustalarla ara eleman ihtiyacını da karşılamış olmaktadır. Böylece toplumsal ve ekonomik hayatta kalifiye eleman sıkıntısı çekilmemiş ve halk da bunun eksikliğini hissetmemiştir.

Geçmişin ayak izlerini sürmeye çalıştığımız bu zamanda, Ahi Teşkilatı gibi muazzam bir sistemden yoksun olmamız ve bunu uygulayamayışımız çok acıdır. Zira günümüzde en fazla eksikliğini hissettiğimiz ara elemanların bu teşkilattan ortaya çıktığı aşikârdır. Bugün hepimiz bir sebeple sanayiye gidiyoruz. Sohbet esnasında değinilen meslek ile ilgili en önemli sorun eleman eksikliği ve yetersizliği. Ustaların şikâyetlerinin hep bu yönde yoğunlaştığına bizzat kendim şahit oldum. Maalesef kendilerine eleman bulamadıklarından, gelenlerin de sabretmediklerinden veya bu işi istemediklerinden şikâyet etmekteler.

Herkesin kısa yoldan para kazanmanın derdinde olduğu, lüks ve gösterişli işlerin gençler tarafından tercih edildiği bir anlayışın hâkim olduğu zamanlarda yaşıyoruz. Bu durumda da sadece iş odaklı eleman yetiştirmenin vermiş olduğu manevi boşluk, elemanların kaçmalarına sebep olmaktadır. Ahi Teşkilatının sadece meslek edindirme tarafını aldığımızda, bu durumların ortaya çıkması da elbette ki kaçınılmaz olacaktır. Çünkü işini sevmeyen, işini yaparken zevk almayan bir kişinin mutlu olması, sanatkâr olması belenemez.

Bugün mesleğine âşık, iş ve toplumsal ahlakı edinmiş meslek erbabları yetiştirmediğimiz müddetçe, Ahi Teşkilatı ruhunu yakalamamız imkânsızdır. Bu ruh olmayınca da Anadolu’nun harcı tam anlamıyla karılmış sayılamaz. Bu nedenle, sistemsel bazlı değişikliklerle Ahi Teşkilatı, Çıraklık Eğitim Merkezleri’nin yeniden açılması veya Meslek Liseleri’nin içlerinin bu doğrultuda doldurulmasıyla yeniden hayata geçirilmelidir. Çocuklarımızın meslek edinmeleri yanında eğitim ve ahlaki gelişimlerinin de oturtulması, gelecek adına çok önemli bir adım olacaktır. Milli Eğitim Bakanımızın Ahlak üzerine kurulmuş insan temelli bir anlayıştan kastettiği de budur. Geniş çaplı bir proje ile Ahi Sisteminin önce pilot şehirlerde, ardından tüm şehirlerde uygulanmaya başlaması bu anlayışın uygulamaya konmasını sağlayacaktır. Bu sayede bir taraftan meslek dehaları ortaya çıkarılırken, diğer taraftan da çıraklık ve kalfalık dönemlerinde ara eleman ihtiyacı da karşılanmış olacaktır.

O halde yapılması gereken öğrencilerin yarış atı gibi yarıştırılmasından ziyade iyilikte yarışan, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda meslek sahibi olmuş ehil insanlar olmalarını sağlamaktır. Zira Ahi Teşkilatı, okullarda belirli gün ve hafta listesinde bir gün ruhsuzca kutlaması yapılan bir etkinlik değil, medeniyet oluşumunda sanatkâr yetiştirip sanatını icra ettiren bir ruhtur.

Facebook Yorumları
Dr. Mücahit Yıldırım
Dr. Mücahit Yıldırım hakkında 3 makale
1979 Samsun doğumlu. 2002-Lisans: 19 Mayıs Üniv. Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 2007-Yük. Lisans: 19 Mayıs Üniv. Sos. Bil. Ens. Coğrafya-Fiziki Coğrafya 2018-Doktora: Atatürk Üniv. Sos. Bil. Enst. Coğrafya-Beşeri Coğrafya Halen Okul Müdürü

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.