Alıntı mı, Çalıntı mı?

 

İnsanoğlu varoluşundan bu yana duygularını, düşüncelerini açığa vurmak amacıyla çeşitli yollara başvurmuştur. Mağaralara resimler yapan atalarımızla, tuval üzerinde ya da dijital ortamda çizim yapan çağdaşlarımızın ortak amaçlarının kendi fikir ve hayal dünyalarını yansıtmak olduğunu söyleyebiliriz.

Bugün hayatımızda olan her şeyin, geçmişle uzak veya yakın bir bağı vardır. Toplumlar, kültür mirasıyla kuşaklar arası köprüler kurar. Aile, çevre, okul, iletişim araçları ve daha birçok yolla geçmişi öğrenir; ondan faydalanırız. Bütün faydalandıklarımız insanoğlunun yaşanmışlıkları üzerine kuruludur. İşte bu yaşanmışlıklar bir özlü söz, film, müzik, kitap, resim, tiyatro, dans, icat gibi pek çok farklı şekilde karşımıza çıkar.

İletişimin çevrimiçi platformlar sayesinde saniyelik zamanlar aldığı günümüzde yine aynı hızla istediğimiz görsel, işitsel, yazılı ürünlere ulaşabilmekteyiz. Belki de onlara ulaşmanın bu kadar kolaylaşması taklitçiliği, fikir ya da ürünlerin çalınmasını, gereken değerin verilmemesini yaygınlaştırmıştır. Her ne kadar yasal yollarla eserlerin hak sahipleri, gereğini yapsalar da birey olarak üzerimize düşen görevler yok mudur? Alıntı ibaresi ve bilgileri olmadan paylaştıklarımız, bize aitmiş algısı yaratabileceğinden tarafımızca çalınmış olmaz mı?

Genellikle sosyal medya platformu kullanıcılarının konuya duyarsız oldukları görülmektedir. Herhangi bir kullanıcının paylaşımlarından tutun da herkesçe bilinen kişi ya da kurumlara ait olanlara kadar uzanır bu durum. Örnek olarak, bugün bir kullanıcının alelade paylaştığı bir resim dikkatimi çekti. Açıkçası hayran kaldım. Kanatlı atlar, deniz kabukları, martılar… Kim bilir sanatçı eseri yaparken neler hayal edip, onun üzerinde ne kadar çalışmıştı; ancak ne resmi paylaşan ne de beğenip yorum yapanlar sanatçının kendisinden bahsetme gereği duymamışlardı. İnternette araştırma yaptıktan sonra ismini bulabildim: Johnny Palacios Hidalgo. Ressam, 1970 Peru doğumlu. 1984 yılından beri de eserlerini sergilemekteymiş. Bahsi geçen eserin adı “Caballos de neptuno / Neptune Horses” Türkçesiyle ”Neptün Atları” diyebileceğimiz eser 2011 yılına ait.

Sözün özü, paylaşmaya değer bulduğumuz eserlerin üzerindeki emeği bir an olsun düşünelim ve saygı göstererek yaratıcılarına haklarını teslim edelim.

Facebook Yorumları
Eda Bayır hakkında 2 makale
Marmara Üniversitesi, Türk dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra ilk iş deneyiminde bir lisede öğretmenlik yapar. Pedagojik Formasyon eğitiminin ardından yaklaşık beş yıl kadar ilk ve ortaokul öğrencileriyle Türkçe dersleri ve yanı sıra sosyal, kültürel faaliyetlerin yapıldığı eğitimlerde aktif rol oynar. 2016 yılında Ataşehir Belediyesi'nde çalışırken ilçe genelinde ortaokul öğrencilerini kapsayan ''Münazara Yarışması'' fikrini geliştirerek; yarışmanın hayata geçirilmesine ön ayak olur. Yeditepe Üniversitesi ''Eğitim Yönetimi ve Denetimi'' yüksek lisans programından ''Öğretmen Algıları Açısından İlk ve Ortaokul Yöneticilerinin Demokratik Tutumları Üzerine Bir Araştırma'' konulu teziyle mezun olur.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.