Anne, Baba ve Çocuk Arasındaki İletişim

Anne-baba-çocuk iletişimi, hem çocuk hem de anne-babalar için oldukça önemlidir. Çocuğun tüm gelişim alanları üzerinde önemli bir etkiye sahip olan iletişimin, çocuk üzerinde kısa veya uzun süreli etkileri olabilir. Erken çocukluk dönemindeki çocuklar nasıl iletişim kuracaklarını öncelikle anne-babalarını izleyerek öğrenirler ve sonuçları gözleyerek yeni davranışlar oluştururlar.

Sağlıklı bir anne-baba çocuk iletişiminde, iletişim dolaysız ve açık olmalıdır. Anne-babaların çocuklarına doğru ve etkili mesaj verebilmesi için iletişim kurma yöntemlerini bilmeleri ve bazı davranışlara dikkat etmeleri gereklidir. Bu davranışların başında ise; çocuğu kabul etmek, kendini çocuğun yerine koyarak düşünmek, dürüst olmak gelmektedir.

Okul öncesi dönemde çocuk, anne ve babasının duyuş, düşünüş ve davranışlarını taklit eder, onu kendisine model alır. Onların özellikleriyle değer yargılarını örnek olarak benimser, hareket, tutum, konuşma gibi davranışlarını taklit etmeye uğraşır.

SEN DİLİ

Anne-babalar, olumsuz duygularını çocuklarına genellikle “sen-dili” mesajları ile ifade etmektedir.

-Yanlış yapıyorsun.

-Dikkatsizsin , peşinde koşmaktan çok yoruldum.

Sen-dili mesajlarında; olumsuz davranışın tanımı yapılmadığından sonuçları konuşulmadığından durum çocukta bir bilinmezlik olarak kalmakta ve olumlu davranış oluşamamaktadır.

BEN DİLİ

“ben-dili” ifadelerinde ise, duygu ve düşünceler anında çocuğa iletildiği için anne-babayı rahatlatıcı bir özelliğe sahiptir. Öfke, kızgınlık gibi birikimleri önleyerek, anne-babanın kendi duygularını açıklamasını ve ifade etmesini sağlar.

Çocuklar kendilerini anne-babalarının yerine koyarak düşünebilirler.

“Ben-dili” ifadeleri çocuktaki olumsuz davranışların değişmesini sağlayarak, anne baba-çocuk arasındaki iletişim etkinliğinin artmasına ve gelişmesine neden olmaktadır.

-Yaptığın şey beni çok üzdü.

-Bu yaptığın hatalar seni de beni de yoruyor. Bunu bir düşünelim.

ANNE-ÇOCUK İLETİŞİMİ

Doğumdan sonra çocuğun ilk etkileşimde bulunduğu ve kendisine en yakın olan kişi annesidir. İlk haftalarda bebek, anneyi ayrı bir kişi olarak değil, kendisinin bir uzantısı olarak algılar. Bu nedenle, anne-çocuk beraberliğinde fiziksel temas çok önemlidir.

Annesinin kucağında beslenen bebek, fizyolojik gereksinimlerinin yanında duygusal ihtiyacını da almaktadır. Böylece bebeğin fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarının anne tarafından yerinde ve zamanında karşılanmasının, çocukta temel güven duygusunun gelişmesinde önemli rol oynamaktadır.

Anne ile bebek arasındaki bağın oluşmasında kritik bir dönemin varlığı ileri sürülmekte ve bağlanma için en uygun dönemin de doğumdan hemen sonraki dönem olduğu belirtilmektedir, anne-bebek arasındaki güvenli iletişim ağlarının temelleri de bu dönemde atılır.

Bebeklerin kendilerini ifade etme kapasiteleri sınırlı olmasına rağmen, iletişim etkinliğine uyum sağlamaya hazırlayıcı algı yetenekleri ile doğdukları bilinmektedir. Bebekler, vücut ve yüz ifadeleri ile onaylanma, yüceltilme, sevgi, tehlike, hiddet gibi temel duygusal temaları anlayarak bunlara göre iletişimde bulunmaya çalışırlar.

İfade edilen sözlü ve sözsüz mesajların arkasındaki niyetleri tam olarak anlamasalar da bu şekilde anne-çocuk arasındaki fonksiyonel ve iletişimsel bağlantı kurulur ve bu beceri zaman içerisinde gelişir.

Çocukta sosyal ilişkilerin gelişmesinde de, anne-çocuk iletişimi önemli bir işleve sahiptir.  Anne ile çocuk arasında kurulan sağlıklı iletişim, çocuğun sağlıklı bir iletişim geliştirmesini sağlar ve başkaları ile olumlu ilişkiler kurması için temel oluşturur.

Güvenli bağlılık geliştiren çocuklar ileride yaşıtları arasında lider, sosyal açıdan ilgili, öğrenmeye istekli, çevresi ile ilgili ve işbirlikçi olarak tanımlanmışlardır. Ayrıca bu çocukların, akranlarından da daha fazla olumlu tepkiler alacaklardır.

BABA-ÇOCUK İLETİŞİMİ

Babalık bireye doyum sağlayan önemli bir tecrübedir. İyi baba olmak; sevgi, deneyim, sabır ve bilgilenme işidir. Babalık yaşantısı annenin hamile olmasıyla başlar.

Bu dönemde baba adayı, doğum öncesindeki gelişimi eşiyle birlikte adım adım izler. Eşini gerginleştirecek ortamı oluşturmamaya özen gösterir. İşte babalık sorumluluğu da böylelikle başlamış olur. Destekleyen eşin sağladığı rahat ortamla kolay ve sorunsuz doğum arasında olumlu bir ilişki bulunmuştur.

Doğumdan sonra tıpkı annede olduğu gibi, babanın da çocukla duygusal ilişkiyi kurabilmesi için onunla fiziksel temasa ihtiyaç vardır. Bunun için de çocuğun beslenme ve oyun faaliyetlerinde babanın etkili olması gerekir ki, bazı babalar bu tür işlerin erkek işi olmadığını düşünüp yapmayı reddederler. Oysa baba annenin hamileliğinden başlayarak ona destek olarak, gelecekteki çocuğun sorumluluğuna ortak olmalıdır.

Çocuk babayı kendinden farklı olarak algılar anne ise daha çok kendisine benzeyendir. Babanın varlığıyla çocuk, annenin yalnız kendisine ait olmadığını, annenin kendisinden başka kişilerle de ilgilendiğini görür. Bu durum, onda bir iç çatışmaya bağlı olarak huzursuzluk ve sıkıntı hali doğurabilir. Fakat bu sıkıntı sonrası çocuk kişisel bağımsızlık kavramını fark etmeye başlayacaktır.

Baba çocuk için hem bir sevgi nesnesi hem de örnek alınacak kişidir.

Yapılan araştırmalar baba çocuk ilişkisinin çocuğun bilişsel gelişimi ve okul başarısını büyük ölçüde etkilediğini vurgulamakta, babasıyla yakın ve nitelikli bir ilişkiye sahip olan çocukların okul başarılarıyla, bilimsel gelişimlerinin olumlu açıdan etkilendiği belirtilmektedir. Babanın yokluğu ya da ilgisizliği çocuğun kişilik yapısını ruh ve beden sağlığını büyük ölçüde etkileyebilir ve bazı uyum ve davranış bozukluklarının nedeni olabilir.

Çocuklarıyla nitelikli bir ilişki kurabilmeleri için anne babalara öneriler:

  1. Çocuklarınız için önemli olan tarihleri ajandanıza işleyin.
  2. Çocuğunuzla fiziki kondisyon gerektirmeyecek bir hobi ya da etkinlik başlatın, belki yaşamınızın sonuna kadar bunu birlikte sürdürebilirsiniz.
  3. Çocuklar mektup almaya bayılırlar. Evden uzakta olduğunuzda onlara birkaç satır yazmayı ihmal etmeyin.
  4. Çocuklarınızla diz çöküp göz teması kurarak konuşun ve onları gözlerinizle dinleyin.
  5. Büyüdüklerinde mahremiyetlerine saygı gösterin. Odalarına girerken kapıyı çalın ve çok hayati bir gerekçe olmadıkça odalarını karıştırmayın, günlüklerini okumayın.
  6. Televizyonsuz bir gece saptayın ve birlikte yaratıcı bir şeyler yapmayı planlayın.
  7. Elinizden geldiğince çocuklarınıza ayırdığınız zamanlarda telefonlara cevap vermemeye çalışın.
  8. Aile gelenekleri geliştirin. Her cumartesi akşamı hamburger pişirmek kadar basit bir gelenek de olabilir.
  9. En sevdikleri televizyon programını onlarla birlikte izleyin ve neden sevdiklerini anlamaya çabalayın.
  10. Çocuğunuzu işyerine götürün, koltuğunuza oturtun ve gün içinde neler yaptığınızı anlatın.
  11. Sizin için önemli olan değerlerin bir listesini çıkarın. Bunları etkin bir biçimde çocuğunuza aktarıp aktarmadığınızı kendinize sorun. Unutmayın bir çocuğu kurallar ve değerler olmadığına inandırmak, ona güvensizlik duygusunu aşılamanın bir yoludur.

Zaman konusu çocuk için çok önemlidir; unutmayın ki ölüm döşeğinde olan kimsenin keşke işime daha fazla zaman ayırabilseydim dediği duyulmamıştır.

Etkili İletişim Önerileri:

Bunun yerine:

Karşı şikayetlerde bulunmak. Konuşmacının yaptığı şikayetlere kendi şikayetlerinizle yanıt vermek.

Bunu deneyin-1: Gündem oluşturmak. Bir konuşmada gündeme gelen şikayetlerin bir listesini yapın ve bir seferde yalnızca bir şikayeti ele alın.

Bunun yerine:

Evet ama… cevapları. Konuştuğunuz kişinin getirdiği her öneride bir hata bulmak.

Bunu deneyin-2:

Gerçekten dinleme. Diğer kişinin bakış açısını anlamaya çalışın. Onun söylediği her şeye katılmak zorunda değilsiniz, ancak anlamak için çaba göstermelisiniz.

Bunun yerine:

Akla ne gelirse söylemek. Söyleyeceğiniz şeylere dikkat etmeden konuşmakta olduğunuz kişiyi kırmak.

Bunu deneyin-3: Karşılıklı nezaket kurallarına uymak. Konuşma ne kadar alevlenirse alevlensin, karşınızdaki kişiye nazik ve saygılı davranmaya çalışın.

Bunun yerine:

Sessiz kalmak. Umursamaz davranmak.

Bunu deneyin-4: Konuşmak. Olumsuz bile olsa, duygularınızı ifade edin.

Bunun yerine:

Tüm konuşmayı yapmak. Diğer tarafın iletişime katkısına izin vermemek.

Bunu deneyin-5: Sırayla konuşmak. Karşıdaki kişi konuşmakta çekingen davranıyorsa, konu hakkındaki görüşlerini sorun.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.