Başarmak İçin Olmazsa Olmaz…?

Hemşire olacaksan günde 2 saat, mimar-mühendis veya diş hekimi olacaksan günde 4-5 saat, avukat olacaksan günde 5-6 saat, doktor olacaksan 8-9 saat çalışmalısın. Aman sakın günde yarım saat bisiklet sürmemelisin, 1 saat yürüyüş yapmamalısın, yarım saat rahatlatıcı bir müzik dinlememelisin! Böyle yapınca hemşire, mimar, mühendis, diş hekimi, avukat, doktor olacağız öyle mi? Kim bu garantiyi veren babayiğit! Ya sınav anında başlayan bir baş ağrısı ile motivasyonunuz düşer ve psikolojiniz bozulursa, eyvah o kadar çalışılan saatlere mi? Ya da sınav sabahı sınava gireceğiniz okulun kapısında bir anda yere yığılırsanız. Bunlar şimdiye kadar sınava giren öğrencilerimin başına gelen birkaç örnek sadece.

Belirsizlik… Asıl sorunun temeline indiğimizde başlangıç aşamasında sıkıntının varlığı ortaya çıkıyor.

Liseye yeni başlayan öğrenciler bir önceki sene sınava hazırlanmanın verdiği yorgunluk ve bıkkınlık ile 9.sınıfta tabiri caiz ise her şeyden el-etek çekiyorlar. Haklılık payları var mı? Belki evet. Çünkü daha ortaokulda iyi bir liseye girmek için verilen sınav mücadelesi ve stresi, sınavdan sonra bir anda kendini rehavete ve boşluğa bırakıyor. Bu durumda öğrenci 9. ve 10. sınıfta sınav için kendisini psikolojik açıdan hazır hissetmediği gibi üniversite sınavını kazanıp iyi bir tahsil yapmak için nasıl bir sınava gireceğini de bilmiyor.

İşte burada sorunu çözecek olan sisteme çok iş düşüyor. Sistem demişken değişmeyen bir sistemden bahsediyorum. Hem öğrenci nasıl bir sınava gireceğini, hem de veli ve öğretmenler uygulanacak sınav sistemini mutlaka bilmeli. Bilmeli ki rehber öğretmenleri de öğrenciyi ona göre planlı ve düzenli bir şekilde bu sınava hazırlayabilmeli. Düzen ve plandan kastımız da sadece ders çalışmayı kapsayan günde 10-12 saatlere varan bir planlama değil tabi ki de. Haftalık periyotlarla takip edilen sporu, sosyal ve kültürel yapıyı, eğlenceyi, dinlenmeyi ve tabi ki ders çalışmayı da içinde barındıran bir planlama.

Konunun özüne gelecek olursak olmazsa olmaz nedir o halde?

Bu yazıdaki başlığın devamında öğrencinin, velinin, öğretmenin ve milli eğitim camiası içindeki herkesin farklı farklı cevapları olabilir. Olması da gayet doğal. Çünkü kişi kendi açtığı pencereden dünyaya bakmaya çalışır. Ama mesele eğitimse böyle olmamalı! Yoksa her sistem değişikliğinde ne yapacağını bilemeyen öğrenciler yeni yeni yöntemler geliştirerek başarılı olmaya çalışacaktır. Ne yazık ki koca bir sene bu yeni yöntemlere adapte olmakla geçip maalesef aynı sonla bitecektir.

Bir milleti her anlamda yükseltip bireylerin kaliteli bir yaşam içerisinde olmalarını sağlayacak vazgeçilmez değer ancak eğitim ve öğretim olmalıdır. Dolayısıyla geleceğimiz için analiz yapan, çözüm odaklı insan profili oluşturan, analitik düşünme kapasitesi yüksek bireyler yetiştirmeyi hedefleyen, ezberden uzak, sosyal ve kültürel yapıya sahip ama kesinlikle ana iskeleti ile kalıcı hale gelmiş bir eğitim sistemi oluşturulmalı.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.