Çocuk ve Din Eğitimi

İnsanoğlunun var olduğu günden beri biyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimi kadar, inanç gelişimi ve buna bağlı olarak verilecek din eğitimi son derece önem taşımaktadır. Bu konudaki süregelen tartışmalar ise sosyolojik, kültürel ve siyasi nedenlerden dolayı farklı yaklaşımlar ve yeni modeller oluşturmasına sebebiyet vermiştir. Bununla birlikte çocuklara din eğitiminin verilmesinin gerektiğini savunan Piaget ve aksini savunan J.J.Rousseau gibi düşünürler de mevcuttur. Bu makalede çocuklara din eğitiminin verilmesi ile ilgili syn. Doç. Dr. Cemil ORUÇ hocamızdan ve birçok kaynaktan istifade edilerek, Çocuk ve Din Eğitimi üzerinde çalışılacaktır.

Gelişim, varlıkların yaşamı boyunca geçirdiği değişikliklerdir. İnsanın gelişimi süreklidir ve gelişimin hızı, her yaşta aynı oranda olmamaktadır. Gelişim süresince belli fizyolojik ve psikolojik özelliklerin ağır bastığı çocukluk, ergenlik, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık gibi dönemler vardır. Psikolog ve pedagoglar, çocukların ortak eğilimlerini ve davranış kalıplarını göz önünde bulundurarak, çocukluk dönemini çeşitli evrelere ayırmışlardır.

Genel olarak kabul edilen çocukluk dönemi gelişim evrelerini; Bebeklik, İlk Çocukluk, Son Çocukluk Evreleri olarak sıralayabiliriz. Çocukluk döneminin gelişim evrelerine baktığımızda ;

Bebeklik Evresi: Doğum ile 2 yaş arasında yer alan bu evreye “Süt Çocukluğu Evresi” adı da verilmektedir. Bu evrede çocuğun birincil ihtiyacı sevgi ve şefkat görmektir. “Ben” bilincinin oluşmaya başlaması, kendisinin olanı veya olmayanı fark etmesi ve motor gelişimi, bu dönemin belirgin özellikleridir.

İlk Çocukluk Evresi: 2 – 6 yaş arasında yer alan bu evreye “Okul Öncesi” veya “Oyun Çağı” adları da verilmektedir. Bu evrede çocuğun algı dünyasında gelişmelerin olmasıyla, çocuk bilinçsiz olarak gördüğü ve duyduğu her şeyi taklit ve tekrar eder. Onun için bu evreye “taklit evresi” adı da verilmektedir.Çocuklarda fıtraten olan taklit eğilimi, çocuğun yakınlarının her türlü hareketlerini taklit etmesine yöneltir. Bu evre çocukluk döneminin en önemli ve en renkli evresidir. Bu evrede çocuk soru sorar, etrafındaki her şeyi anlamak ister, öğrenme arzusu gösterir. Bu evredeki çocukların uğraştıkları en önemli iş oyundur.

Son Çocukluk Evresi: 7-12  yaş arasında yer alan bu evreye “Okul Çağı” veya “Temel Eğitim Çağı” adları da verilmektedir. Çocuğun çevresi ve anlayışı genişler, onun için anlaşılmaz olan kavramlar anlam kazanmaya başlar. Çocuk, bu evrenin sonlarına doğru somut düşünme aşamasından, soyut düşünme aşamasına geçer. Son çocukluk evresi, eğitim ve öğretim açısından son derece önemlidir. Çocuk ilk defa düzenli, planlı-programlı eğitimle karşılaştığı ve toplumsal hayata katıldığı için bu evre, psikologlar tarafından “Çocuğun sosyo-kültürel doğumu” olarak adlandırılmaktadır.

Okula başlamadan önce, anne ve babasını model alan ve onların hareketlerini taklit eden çocuk, okula başladıktan sonra öğretmenini örnek almaya ve onun hareketlerini taklit etmeye başlar.

Çocukluk Dönemi Dini Gelişim Özellikleri

Din duygusu fıtrı bir duygudur. Yani yaratılıştan verilen bir duygudur. Bu konuda Allah Rasulü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.”.

Psikolojik ve pedagojik araştırmaların verilerinden de bu sonuca ulaşılmaktadır. Çocuğun içinde yaşadığı çevrenin özellikleri, dini duygunun erken veya geç yaşlarda uyanmasını etkilemektedir. Dindar bir çevrede yetişen bir çocuğun dini duygusunun uyanması daha erken yaşta olmaktadır.

Bebeklik evresi, dini bakımdan gözle görülecek belirtilerin bulunmadığı ve dini tezahürlere pek rastlanılmadığı bir dönemdir. Bu evrede çocuk, birer ikişer kelimelik cümlelerle kendisine öğretilen, dini kavramları söyleyebilir. Ancak bu kavramlar çocuk için fazla bir anlam ifade etmeyebilir.

İlk çocukluk evresinde, dini tezahürler daha belirgin bir hal alır. Bu dönemde etrafındakileri taklit ve tekrar eder. Ailedeki fertlerin her türlü dini davranışları, kullandıkları dini içerikli sözleri ve yaptıkları ibadetleri, çocuğun şahsında derin izler bırakır. Anlatılan şeylere inanmaya yatkın olmakla birlikte çeşitli sorular sorar ve aldığı cevaplara kolay inanır. Çocuğun duyguları, düşüncelerine oranla daha yaygın ve belirgindir; bu bakımdan çocuk, inancı akıl yürütmeden kabul eder.

Çocuk bu evrede her konuda olduğu gibi, dini konularda da bir takım sorular sorar. Allah, melek, cin, şeytan, ahiret, namaz, oruç, günah, sevap, cennet, cehennem gibi dini kavramlar hakkında sorular sorarak, bilgi edinmeye çalışır. Bu durumda yetişkinlere ve eğitimcilere düşen görev, onların bilgi açlığını gidermek için sordukları sorulara, onların zihinsel gelişimlerine uygun ve anlayacakları şekilde cevaplar vermeleridir.

Soyut kavramları anlama kapasitesi gelişmediği için, soyutu somutlaştırır. Çocuk, ileriki yaşlarda somut düşünce seviyesinden, soyut düşünce seviyesine geçerek, doğru bir Allah anlayışına sahip olur.

Son çocukluk evresinde çocuğun çevresi genişler, daha önce anlaşılmaz olan kavramlar yavaş yavaş açıklık kazanmaya başlar. Bu evredeki çocuklarda, bilinçli ve gerçekçi bir din anlayışı oluşmaya başlar. Özellikle 7-9 yaş, dini inancın uyandığı ve geliştiği bir dönemdir. Bu dönemde somut dönemden soyut düşünce dönemine geçiş söz konusudur. Bu dönemde dinin bir çok sorusunu daha kolay sormaya, anlamaya ve kendince analiz etmeye başlar. Çocuğun edindiği dini bilgileri uygulamaya dökmesi açısından oldukça önemli bir evredir. Toplulukla yapılan ibadetlere ayrıca ilgi duyar.

 

Çocukluk Dönemi Din Eğitimi

Bebeklik dönemi din eğitimi açısından bir başlangıç, hazırlık safhasıdır. Bebeklik döneminde verilen eğitim bebek açısından bilinçsizce gerçekleşir. Fakat bebek için ilk eğitim adımları atılmış olur. Bebek böylelikle yaşadığı çevreden etkilenmeye ve çevreye uyum sağlamaya başlar. Bu evrede bazı etkinliklerle din eğitimine başlayabiliriz. Örneğin dini simgelerin bulunduğu küpler, odasına asacağınız görseller bilinç dışı gerçekleşecek eğitimi destekleyecektir. Yine bebeğin doğumundan sonra, kulağına ezanın okunması. Bebeğin uygulamaya başladığı dönemde, bebeğe Allah dedirtmeye çalışmak da eğitimin bir parçasıdır. Bebeğin söylenenleri algılamaya başladığı andan itibaren dini kavramların kullanılması; maşallah, subhanallah gibi süreçlerle destekleyebiliriz.

İlk çocukluk evresi din ile tanışma evresidir. Çocuğun algısının netleşmesi ve söylenenlerden doğru bağlantılar kurması sebebi ile bu dönemde din eğitimi daha aktif olacaktır. Bu dönem oyun ve etkinliğin en yoğun yaşanacağı dönemdir. Çocukların manevi varlıkları daha çok merak ettiği, aynı zamanda sorularının en yoğun olduğu dönemdir. Çocukların bu dönemde  “Allah var mı? Nerede bekliyor? Arkadaşı var mı? Uyuyor mu? “ gibi soruları olacaktır. Böyle soruları soran çocuklara yapmamız gereken ise, hazırbulunuşluklarının oluştuğunu farkederek en sade ve doğru şekilde soruların cevaplandırılması olacaktır. Çocuklara asla sert ve kaba olmadan sakince onlarında anlayacağı sadelikte cevap verilmesi gerekir. Bu dönem somut kavram dönemi olduğu için, soyut kavramları anlamakta biraz zorlanabilir. Bu dönemde ki çocuğa “Allah’ın bizi ne kadar çok sevdiği, bağışlayıcı olduğu, bize nimetler verdiği” gibi sevdirme metodunu uygulamak gerekir. Korkutmak veya nefret ettirmek değil, sevdirmek ve benimsetmek en önemli gaye olması gerekir. Allah’ın varlığını anlatırken esmaul husnadan başlamak da faydalı olacaktır.

Öğretilecek ibadetler oyunlar eşliğinde öğretilerek çocuğun motivasyonu arttırılır. Dine olan sevgisi artar ve benimser. Bu dönemde kıssalar, hikayeler ve masallardan yararlanılabilinir.

Son çocukluk evresini, din ve din öğretimine başlangıç evresi olarak kabul edebiliriz. Bu evrede çocuğa, dinin temel bilgileri dediğimiz ilmihal bilgileri öğretilebilir ve din kültürü oluşturma başlatılabilir. Bu evrede çocuğa Allah inancı ile ilgili bilgiler öğretilmeli ve çocuğun Allah ile içtenlikle ilişki kurması sağlanarak Allah’a dua edecek duruma getirilmelidir. Yedi yaşından başlayarak on iki yaşına doğru çocukta Allah inancı konusunda bir değişme ve gelişme olur.

İlk çocukluk evresindeki  çocuk açısından oyuna ve taklide dayalı namaz alışkanlıkları bu dönemde bilinçli bir hale döner. Grup halinde kılınan cuma ve bayram namazları, özellikle teravih namazı, bu evredeki çocuğun kafasında ve gönlünde uzun yıllar tatlı bir hatıra olarak yerleşir, çocuk için de renkli ve ilgi çekici bir özellik taşır. Abdest, çocuğa temizlik alışkanlığı kazandırma çalışılmalarına temel yapılmalıdır. Namaz eğitiminde özellikle dikkat edilecek husus, namaza karşı sevgi ve sempatiyle kavratmadır. Çocuğa bu evrede oruç ibadetini öğretme çalışmaları da başlatılmalıdır. Bu konuda öncelikle Ramazan ayının getirdiği sosyal ve psikolojik ortamdan yararlanılabilir. Sahur ve iftar vakitlerinin çocuklar için çok değişik özelliklerinden de yararlanılmalıdır. Sahurun bereketli ortamına çocuk, zaman zaman ortak edilmeli ve iftarlarda çocuğun sevdiği yiyeceklere yer verilmelidir.

Çocuğun ibadetlere alıştırılması açısından oldukça ilgi ve sabır isteyen bu dönemde, katı ve baskıcı yöntemlerden, çocuğun dinden soğumasına neden olabileceği için uzak durulmalı ve onun henüz dini bir sorumluluk taşımadığı unutulmamalıdır. Yapılması gereken; dini merasimlerin yarattığı coşkuyu ve manevi havayı, çocuğun bizzat tecrübe etmesini ve bir takım toplu ibadetlere katılmasını sağlayarak, onu yıldırmayacak şekilde daima kolaylık yolunu göstererek, çeşitli ilgi alanları içindeki çocuğun ilgisini dine çekmek ve böylece ibadetleri yapamaya motive etmektir. Peygamberimiz döneminde, oruç tutmaya gücü yeten çocukların teşvik edilmesi ve iftara doğru, açlığa tahammül edebilmeleri için çeşitli eğlencelerin tertip edilmesi, bize bu konuda çok güzel bir örnek oluşturmaktadır. İbadet alışkanlığını, çocukluk döneminde kazandırmak gerekir. Çünkü, yetişkin davranışlarının çoğu, alışkanlıklara dayanır. Çocukluk döneminde böyle bir alışkanlık edinmeyen bireyin, sosyal çevre uyaranlarının daha kompleks bir hale geldiği ileri yaşlarda, bu tür davranışlara yönelmesi güçtür. Çünkü ibadetler, dinsel içerikli semboller ve ritüeller, ilk çocuklukta taklitle belleğe yerleşerek alışkanlık halini alır ve zihinsel gelişimle birlikte içleri doldurulmaya başlanır.

Dini iletişimde amaç, duyguları harekete geçirerek bilgi vermek ve özümsenmelerini sağlamaktır. Bunu gerçekleştirmeye yönelik bir iletişimin temel hareket noktası, sevgiyle beslenen yakın ilişkiler kurmaktır. Çocuk, sevmek ve sevildiğini hissetmek; güvenmek ve güvenilmek ister. Ebeveynin ileteceği dini içerikli mesajın, olumlu bir şekilde karşılanması, onun çocuğa olan sevgisini, sözel ve sözel olmayan iletilerle ifade etmesine bağlıdır. Bu bağlamda sevgi ve şefkat duyguları, “tatlı söz” ve “hoşgörülü-yumuşak davranış” şeklinde ortaya konmalıdır.  Tatlı sözün ve karşımızdakine olumlu yaklaşmanın etkileyiciliğini ve her zaman tercih edilmesi gereken bir durum olduğunu, Kur’an-ı Kerim de sıkça ifade etmektedir. Özellikle, Hz. Lokman’ın oğluna tavsiyelerinde, üç ayrı yerde ve üç ayrı konuda oğluna, “Ey oğulcuğum (yavrucuğum)”! şeklinde hitap etmesi, ebeveynler için çok somut bir örnek teşkil eder. Aynı ifadeleri, Hz İbrahim’in oğlu İsmail’e ve Hz. Yakub’un oğlu Yusuf’a hitabında da görmek mümkündür. Arap lisanında bu kelime, bir babanın oğluna söyleyebileceği, yoğun sevgi ve şefkat duygularını ifade edebilecek en iyi kelimedir.

Sonuç

Çocuk eğitimi söz konusu olunca, gelişim evrelerinin ve gelişim özelliklerinin bilinmesi zorunludur. Çünkü çocuğa hangi konuda eğitim verilirse verilsin, çocuğun içinde bulunduğu gelişim özellikleri bilinmesi gerekmektedir. Çocuğa din ile ilgili konular anlatılırken de onun algı düzeyi ve hazırbulunuşluğu  dikkate alınmalı ve çocukların bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve dini gelişim özellikleri bilinmelidir. Bununla birlikte çocuğa din eğitimi verilirken de onun dini gelişim özelliklerinin bilinmesi ayrı bir önem arzetmektedir. Çocukların duygularına hitap edilerek din öğretimi vermeli ve sevgi esas alınmalıdır. Din öğretimi yağılırken çocukların yaş seviyelerine göre oyun, etkinlik, masal gibi bir çok farklı pekiştireç kullanılmalıdır. Çocuğun gelişim evresi ve içinde bulunduğu  dönem, eğitimi için büyük önem arzeder. Bu evreler göz önüne alınarak çocuğa din eğitimi verilebilir.

Kaynaklar

Neda Armaner, Din Psikolojisine Giriş I,  Ayyıldız Matbaası, Ankara

Abdurrahman Dodurgalı, Ailede Çocuğun Din Eğitimi, İstanbul, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 1996

İbrahim Alaettin Gövsa, Çocuk Psikolojisi, Hayat Yayınevi, İstanbul 1998

Halis Ayhan, Eğitim Bilimine Giriş, Şule Yayınları, İstanbul 1995

Mustafa Öcal, Din Eğitimi ve Öğretiminde Metotları, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2. Baskı, Ankara 1991,

Yavuz, Çocuğun Dünyası ve Gelişme

Buhari, Tefsir (Rûm),

Paul Guillaume, Ruhbilim, Çev.Refia Şemin, İstanbul, M.E.Basımevi, 1945

Mualla Selçuk, Çocuğun Eğitiminde Dini Motifler, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2. Baskı, Ankara 1991

Beyza Bilgin, Eğitim Bilimi ve Din Eğitimi, Yeni Çizgi Yayınları, Ankara 1995

Şuayip Özdemir, “Çocuğun Din Eğitiminde Ailenin Rolü,” Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, sayı 9 (ústanbul, 2002)

Kur’an, Nahl (16): 125; İsra (17): 53; İbrahim (14): 24-27; Fussilet (41): 34-35; Ali İmran (3): 159

Arş. Gör. Eyup Şimşek Atatürk Üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü din eğitimi bilim dalı araştırma görevlisi “çocukluk dönemi dini gelişim özellikleri ve din eğitimi”

Ayşegül Yiğit Ondokuz Mayıs Üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü doktora öğrencisi “çocuğun gelişim özellikleri ve iletişim ilkeleri doğrultusunda ailede din eğitimi”

Cemil Oruç Yrd. Doç. Dr., Muş Alparslan Üniversitesi eğitim fakültesi “okul öncesi dönemde dini duygunun kökenleri ve gelişim”

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.