Çocuklar İçin Bir Dünya Yaratmak

Çocuklar en değerli varlıklarımız… Bu aileler olarak yalnızca bizim değil, aynı zamanda tüm toplum için böyledir. Onlar geleceğe yön verecek ve ancak bizim çabamızla daha iyi bir gelecek ve daha iyi bir toplum yaratacaklar. Yani bizim çabalarımız onların içinde daha mutlu olarak yaşayabilecekleri bir dünya yaratacak. Bu amaç ailelerden başlayarak bir topluma yayılabilir. Bunu nasıl yapabiliriz ? Yalnızca onları imkanlarımızın el verdiği en iyi eğitimi alabilecekleri okullara yollayarak mı? Ne yazık ki hayır. Aile içinde çocuklarımıza iyi bir insan olabilmeleri için değerleri öğreterek ve sevgimizi vererek mi olabilir? Bu yeterli olur mu? Yine hayır.

Çocuklarımızın iyi bir eğitim alabilmeleri için ne okul ne de aile yeterli. Çocuklarımızın yaşayarak öğrenmelerini sağlayacak ortamların yaratılması çok önemli. Çünkü insan bulunduğu ortamın imkanları el verdiği kadar gelişebilir. Çocukların kendi yetenek ve ilgi alanlarını keşfedecekleri ortamların varlığı ve bu ortamlara erişebilmeleri onların gelişmeyi istemeleri için ihtiyaç hissetmelerini sağlar.

Bunun için fikir üretebilmede en kolay yol, büyükler için olan her imkanın çocuklar için de olmasını hedeflemektir. Çocuklar için halk evleri, çocukların çalışabilecekleri STK’lar, çocuk kütüphaneleri, müzelerde çocuklar için özel kurgulanmış turlar, Çocuklar için şehir turları, çocuklar için marangozluk atölyeleri, resim kursları, tasarım merkezleri, fotoğraf kursları, icat merkezleri, maker atölyeleri, yazarlık kursları, yemek yapma atölyeleri, çocuklarımızın örnek alabilecekleri insanlar hakkında onların ilgiyle okuyabilecekleri biyografi kitapları, gençler için konferanslar, söyleşiler, laboratuarlar, orkestralar, çocuk ve gençler için sık sık karşılaşma yapabilecekleri spor imkanları… Kısacası çocukların hayatın içinde öğrenmelerini sağlayacak mekanlar, ve sevdikleri konularda ilerleyebilecekleri ve bunu somut bir şekilde algılayabilecekleri ve kendilerine hedefler koyabilecekleri alanlar yaratmalıyız.

Çocuklar özgüvenlerini ne aile olarak bizim onları pohpohlamamızla ne de okuldaki notları ile kazanabilirler. Özgüven ve gelişme isteği ancak yaptıkları sonucunda gelişir. Hepimiz yaptıklarımızla, yapabileceklerimize dair inanç geliştiririz. Zaten özgüven de bize bunun için lazım. Yapabileceğimize inanmak için… Daha önce çalışarak, sebat ederek elde ettiğimiz şeyler bizde bir kaldıraç etkisi yaratır. Yani ancak yaparsak kendi sınırlarımızı keşfedebiliriz. Ve çocuklarımızın neyi yapmayı istediği, neden hoşlandığını keşfetmesi için çeşitliliğe ihtiyacı var.

Amerika’nın, dünya ülkelelerinin geleceklerini inşa edebileceklerini düşündükleri eğitim sistemlerini, değerlendirmeye tabii tutmaları için önlerinde iyi bir karşılaştırma imkanı sunan PISA ve TIMMS sınavlarında geri kalması, bu ülkenin birçok konuda ve teknolojide patent üretmede en ileri ülkelerden biri olmasını hiç de açıklamıyor. Eğitimde liberalleşmenin boyutunu müfredatı kaldırmaya kadar genişleten Finlandiya ise PISA’nın en parlak öğrencisi olma özelliğini giderek yitirmekte…

O halde biz yeni iş alanları ve iş imkanları yaratabilmek istiyorsak bunu PISA’ya bakarak mı gerçekleştireceğiz yoksa farklı arayışlara geçerek mi?

Amerika’nın neden bu kadar patent üretebildiğini ve girişimci çıkarabildiğini araştıran Yong Zao’nun ortaya koyduğu sonuçlara bakalım.

Amerika’daki eğitim sistemi skorlara önem vermesine rağmen çocukların evde ödev yapma süreleri daha az ve çocuklar hem okulda hem okul dışında ilgi duydukları birçok alanda faaliyette bulunmaya teşvik ediliyorlar ve aynı zamanda çok çeşitli faaliyet imkanlarına erişimleri var. Çocukların ve gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri bu etkinlikler, onların hem kişisel gelişimine, hem de beceriler geliştirmesine ve yeteneklerinin farkına varmalarına imkan sağlıyor.

Çocukların sürekli ders çalışmak yerine etkinliklere katılmak, yetenek alanlarında ilerlemek, sürekli gelişmenin verdiği mutluluğu ve büyük uğraşılardan sonra başarmanın hazzını yaşamaları onların hayat beklentilerini oluşturmaları ve kendilerini tanımaları için son derece önemli.

O halde MEB bu konuda bir girişimde bulunacağını ifade etmiş olsa bile bir an evvel harekete geçmeli. Çocukların ve gençlerin okul dışında etkinlik, kurs, atölyelere katılabilmeleri için ders yükünün azaltılması, sınav baskısının üzerlerinden alınması, ücretsiz veya düşük ücretlerle katılabilecekleri ilgi alanlarına ve yeteneklerine göre kurslar, atölyeler, sanat ve spor merkezleri oluşturulması, belediyelere bu alanda yatırım yapmaları için teşvik veya zorunluluk getirilmesi, özel şirketlerin de bu tür faaliyetlere destek vermesine vergi indirimleri sağlanması, veya özelde bu tür yatırımlara destek verilmesi gerekmektedir.

Büyükler için düzenlenen birçok ilgi alanlarına göre eğitim atölyelerinin , çocuklar için tasarlanması yeni bir iş alanı yaratabilir. Açılacak bu tür atölye ve kurslarda şu an işsiz olan birçok öğretmen, eğitmen veya konusunda uzman olan kişiler çalışma imkanına kavuşabilirler, hatta ortaklaşa girişimde bulunup ortak işlerini kurabilirler. Çocuk ekonomisi ülkemiz yönetici ve girişimcilerinin hızla hayata geçirmesi gereken bir faaliyet alanı olmalıdır. Fakat bunun yapılabilmesi için MEB’in yapılmasını hedeflediği gibi öğrencilerin sosyal etkinliklerle de değerlendirilmesi konusunu süratle hayata geçirmesi artık aciliyet arz ediyor. Bunun uygulanabilirliği ve sürdürülebilirliği için ders yükünün azaltılarak öğrencilere zaman yaratılması, öğretmenlerin, öğrencilerin katıldıkları kurs, atölye ve etkinliklerde ürettikleri ürünlerin okullarda sergilenmesi için yer ve fırsat yaratılması, çocukların yaratıcı faaliyetlere katılmaları için yerel, ulusal ve uluslarası yarışmalara katılmaya teşvik edilmesi ve başarılarının da okul başarı puanına olumlu etki etmesinin sağlanması gibi birbirini destekleyen unsurlar hayata geçirilmelidir.

Yeteneği keşfedilen çocukların bu konularda özel ve ileri düzeyde eğitimlere katılabilmeleri için özel sektörün, çeşitli vakıfların, STK’ların beraberce katkıda bulunacağı fonların oluşturulması yanı sıra bu eğitimleri verebilecek özel sektörden uzman veya devletten uzman kadroların desteği gerekecektir. Bazı şirketler kendi bünyelerinde oluşturdukları takımlarla bu tip eğitim faaliyetlerine katkı sağlıyorlar. Bunlardan biri olan Turkcell zeka küpü bazı okullara robotik, maker, arduino vs gibi eğitimler vermekte. Ve bu takımın verdiği destekle Sivrice’de bir köy okulu İspanya’da katıldıkları robot yarışmasında birinci oldu. Başka güzel bir örnek ise Türk Teknoloji takımı. Türk teknoloji takımı eğitmenleri ile her sene belli bir sayıda öğrenciye verdiği eğitimlerle Türkiye’nin teknolojide atılım yapabilmesi için uğraşıyor. TEGV verdikleri birçok eğitimin yanında kariyer eğitimleri ile de birçok öğrencinin hayatına ışık oluyor.

Bu girişimlerin teşvik edilmesi için;

  • Ülkede gönüllülüğün de teşvik edilmesi,
  • Şirketlerde çalışanlar için ayda belli bir saat gönüllülüğün şart koşulması ile,
  • Üniversite girişlerinde gönüllü faaliyetlerin avantaj sağlaması ile
  • Basında gönüllü olarak yapılan güzel girişimlerin yansıtılması ve özendirilmesi ile de olur.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın dikkate alması veya hayata geçirmesi dileğiyle…

Ayşin Bozkoyunlu

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.