Dil Öğrenme Meselesi

Ülkemizde eğitimin acısı hissedilen alanlarından biri de “dil öğrenme” meselesidir. Öncelikle, soruna yaklaşırken “yabancı dil öğrenme” meselesi yerine “dil öğrenme” meselesi demek daha doğru olacaktır çünkü dil öğrenmek için önce o dili benimsemek gerekir. Ayrıca anadilimizi ne kadar bildiğimiz de yabancı dil öğrenimimizle doğrudan ilgilidir. İkinci olarak, bu sorun bir “dil öğretme” sorunu değil, “dil öğrenme” sorunudur. Çünkü dil öğretilmez, öğrenilir; ya da başkasının öğrenmesi için ona yardım edilir ve yol gösterilir. Tabii, dil öğrenmek için bazı temel yaklaşımlara sahip olunması gerektiğini düşünüyorum. Bu yazıda bunlardan bahsedeceğim.

Öncelikle anadilinin öğreniminden başlayalım. Anadili, insanın içinde yaşadığı ortamda kendi kendine (mecburen) öğrendiği ve hem konuştuğu hem de düşündüğü dildir. Aslında anadilini anadili yapan en önemli unsurlar, kişinin o dilde düşünüyor olması ve o dili alışkanlık üzere konuşuyor olmasıdır (gramer kurallarını düşünmeden). Konuşan her insanın en az bu seviyede bir anadili vardır. Fakat, bu seviyede kalan bir anadili, başka bir dil öğrenimine başlamak için yeterli olmayabilir. Öncelikle kişinin anadiliyle düşünme yeteneğinde pürüzler olmamalıdır. Yani anadilini doğru ve gramer kurallarına uygun, o dili konuşan herkesin anlayabileceği biçimde konuşabilmesi gerekir. Anadili, bir nevi beynin dil öğrenme sisteminin temeli gibidir. Bu temel tam olarak yerine oturmalıdır ki üzerine başka bir dil koymak kolay olsun. Anadilinin iyi öğrenilmesi için de yapılabilecek en iyi şey elbette kitap okumaktır. Özellikle klasik eserler hem dilin gramerini hem de kelimelerin bağlamlarını çok iyi verdiği için tavsiye edilir.

Öğrenilecek dili benimsemek dil öğrenmek için olmazsa olmazdır. Peki, bu benimsemenin içeriği nedir? Öncelikle yeni bir dilin yeni bir düşünme sistemi olduğunu bilmek gerekiyor. Anadilimizle edindiğimiz ilk düşünme sistemimiz eğer yeterince sağlamsa, bunun yanına iki dil arasında karşılaştırma yaparak yeni bir sistem yerleştirmek de kolay olacaktır. Tabii yeni bir dil öğrenirken ilk başta anadilimizle ya da çok iyi bildiğimiz başka bir dille düşünür ve yeni öğrendiğimiz dile kendi kafamızda tercüme yaparak konuşmaya çalışırız. Bu durum başlangıç seviyesinden orta seviyeye kadar genelde böyle devam eder. Yani yeni öğrendiğimiz dille düşünemeyiz dolayısıyla onun düşünme sistemine henüz alışmış olmayız.

Başlangıçtan orta seviyeye kadar olan dil öğrenme sürecinde daha çok cümle ve kelime bazında dil öğrenmek işe yarayacaktır. Gramer kurallarını ezberlemek yerine, kuralları okuyup mantığını kavramaya çalışmak ardından cümleleri gramer kurallarına bakarak tahlil etmeye çalışmak, dilin düşünme biçimine alışmaya katkı sağlar. Yani gramer kurallarını cümleler üzerinden incelemek ve devamlı bunun pratiğini yapmak, zamanla grameri öğrenmemize yardım edecektir. Kesinlikle gramer önemsizdir, hiç uğraşılmaması gerekir gibi bir şey söylemek yanlıştır fakat bu seviyede gramerin çok sık karşılaşılmayan istisnalarıyla uğraşmak doğru olmayacaktır. İstisnaları öğrenmenin en iyi yolu, orta seviyenin üzerindeyken bu istisnalarla bizzat karşılaşmak ve kullanım içinde görmek olacaktır. Böyle durumlarda kişi ister istemez bu istisnai durumu anlamış ve benimsemiş olur, ezberlemesine gerek kalmaz.

Başlangıç seviyesinde ayrıca çok üzerinde durulması gereken bir başka konu kelime dağarcığıdır. Bu seviyede mümkün olduğunca fazla kelime ezberlemek gerekecektir. Ama bu kelimeleri ezberlemenin en iyi yolu yine cümle içinde görüp öğrenmektir. Bu şekilde hem kelimenin anlamı bir kontekst içinde öğrenilmiş olur hem de daha sonra hatırlanması da kolay olur. Kelime öğreniminde en önemli husus, tekrardır. Oturup elinize bir kelime listesi alıp bir iki saat içinde 50-100 kelime öğrenmeyi beklemeyin. Bir kelimeyi ne kadar iyi ezberlerseniz ezberleyin, kullanmazsanız unutursunuz. Bu anadilinde bile böyledir.

Kelime ezberleme konusunda en çok tavsiye edilen ve şahsen benim de işe yaradığını gördüğüm yöntem, artan aralıklarla tekrardır. Bu yöntemde bir kelimeyi ezberlemek için asla kendinizi yıpratmazsınız. Diyelim ki, bir cümle içerisinde anlamını bilmediğiniz bir kelime geçti, öncelikle bu kelimenin anlamına bakıp bunu not alırsınız. Bu şekilde kelimeyi bir kontekst içinde yani örnek bir cümle içinde görmüş ve anlamını kavramış olursunuz. Bu şekilde bir kelime listeniz oluşur. Bu kelime listesini “hafıza kartları” şeklinde düzenlemek en güzel yöntem olacaktır. Kartın bir yüzünde o dildeki kelime, arka yüzünde de o kelimenin anlamı yazılı şekilde düzenlenen kartlar, kelime kartlarınız olacaktır. Hatta bunun gerçek kartlar olmasına gerek de yok, internet üzerinde birçok uygulama ve program bulabilirsiniz size bu konuda yardım etmesi için. Kelime kartlarınızla belli aralıklarla tekrar yapmanız o kelimeleri unutmanızı zorlaştıracaktır. Hatırlamakta güçlük çektiğiniz kartları ayırıp onları daha sık tekrar edebilirsiniz. Böylece kelimeleri ezberlemenize gerek kalmaz. Haftalarca, aylarca süren bir süreç içinde sürekli tekrar ederek zamanla sağlam bir şekilde öğrenmiş olursunuz kelimeleri. Artan aralıklarla tekrar dememin sebebi; bir kelimeyi ilk defa öğrendiğinizde her gün tekrar edersiniz, fakat iyice öğrenmeye başlayınca bu aralığı 3 günde bir, 5 günde bir gibi gittikçe açarsınız. Bu da başka kelimeler öğrenmek için işinizi kolaylaştırır. Bir önemli konu ise telaffuzdur. Her tekrar edişinizde kelimenin telaffuzunu da o dili anadili olarak konuşan birisinden ya da internet üzerinden sesle tekrar etmeniz gerekir. Telaffuzunu yanlış öğrendiğiniz bir kelimeyi ne konuştuğunuzda başkası anlayacaktır ne de başkası konuştuğunda siz anlayacaksınızdır, dolayısıyla öğrenme tamamlanmamış olacaktır.

Kısaca, başlangıç seviyesinde, cümle bazında gramer tahlili yapmak ve kartlarla tekrar yöntemiyle kelime öğrenmek, bunları kullanarak da cümle bazında ufak çeviriler yapmak bir dilin mantığını kavramak ve ona alışmak, dolayısıyla onu benimsemek için iyi olacaktır. Bu şekilde bütün temel gramer konularının üzerinden geçtiğinize emin olduktan ve yaklaşık 2000 kelime öğrendikten sonra artık orta seviyeye ulaştığınız söylenebilir. Buraya kadar hâlâ gramer kurallarını ezberlemiş olmanız şart değil, önemli olan düzenli olarak cümle tahlilleri yaparak tekrar etmiş olmanızdır. Bundan sonra da gramer kurallarını ezberlemeniz gerekmeyecek, çünkü artık tahlil yapmaya gerek kalmadan gördüğünüz cümle yapılarını anlamaya ve kavramaya başlayacaksınız. Dolayısıyla artık kelime ve cümle bazında değil, metin ve hatta ufak kitaplar bazında o dile çalışmanız gerekecek. 2000 kelime öğrendikten sonra devamlı kelime kartları yapmanıza gerek olmayabilir. Çünkü bundan sonra aktif bir şekilde dili kullanmanız ve zaten sık karşılaştığınız kelimeleri kendi kendinize öğrenmeniz gerekecektir. Öğrendiğiniz bir dilde başlangıç ya da orta seviye bir kitap alarak ve onu her gün belli bir miktar okuyarak yolunuza devam edebilirsiniz. Bu sayede dili kullanarak öğrenme aşamasına geçersiniz. Yani kendinize bir temel oluşturmuş olursunuz ve bunu genişletip büyütürsünüz.

Dil öğrenmede bu evre en kritik evredir. Çünkü dil, acımasızca, tekrar ve maruz kalmayı gerektirir. “Maruz kalmak” bir dili öğrenmenin en başarılı yoludur. Bir yabancı ülkede yaşamak zorunda kaldığınızda oranın dilini öğrenmek zorunda kalmanız gibi bir durum bu. Hatta bebekler de anadillerini “maruz kalma” yöntemiyle öğrenirler. Dolayısıyla eğer yurt dışında böyle bir zaman geçirme imkânımız yoksa bunu kendi kendimize sağlamamız gerekecektir. Bunun için de yukarıda söylediğim gibi sık sık okumak ve ayrıca izlemek (yani dinlemek) gerekecektir. Konuşma pratiği için de internet üzerinden bir arkadaş bulmanız en iyisi olacaktır. Okumak için yabancı dilde çeşitli seviyelerde kitapları hemen her yerde bulabilirsiniz. İnternetten bulmak daha kolaydır. Diğer dillerde video ve film benzeri şeyler izlemek için de yine internetten bir sürü çözüm bulabilirsiniz. Hatta yabancı dilde şarkı dinlemek, ezberlemek hatta söylemek de hiç tahmin etmeyeceğiniz kadar faydalıdır. Birçok cümle yapısını ve kelimeyi kolayca öğrenmiş olursunuz. Öğrendiğiniz dilde hoşunuza giden şarkılar bulabilirsiniz. Her dilde film için birçok dilde altyazı da bulabilirsiniz. Sadece YouTube bile başlı başına devasa bir kaynaktır yabancı dilde izlemek ve dinlemek için. Ama öğrendiğiniz dilde bir şeyler izlerken ilk başta her şeyi anlamayı beklemeyin. Bu mümkün değil. İlk başta hiçbir şey anlamazsınız, zamanla kelimeleri seçmeye başlarsınız, ardından cümleleri, sonra da bütün bağlamı. Tabii bu uzun bir süreç ve devamlılık istiyor. Ayrıca, izlerken kesinlikle izlediğiniz şeyi dondurup her şeyi anlamaya çalışmayın, akışına bırakmanız daha iyidir. Zamanla daha iyi anlamaya başlarsınız. Sürekli dondurup her şeyi anlamaya çalışırsanız yaptığınız işten sıkılmanız mümkün. Ama okuma yaparken biraz daha üstünde durmak faydalı olacaktır, az okumak ama dikkatli, düzenli ve devamlı okumak iyidir.

Konuşma pratiği tabii ki bir dil öğrenmek için şarttır. Okuma ve izleme faaliyetiyle belli bir birikim (hem kelime ve gramer anlamında hem de telaffuz anlamında) sahibi olduğunuzu hissettiğinizde artık bunu daha aktif kullanmanız gerekecektir. Öğrendiğiniz dili anadili olarak konuşan bir arkadaş size bu konuda yardım edebilecek başlıca kişidir. Böyle bir arkadaşın yanınızda olmasına gerek yok, internetten arkadaş bulmanız son derece mümkün. Hatta hızlı bir samimiyet kurmak ve motivasyonunuzu arttırmak için daha başlangıç seviyesindeyken bir arkadaş bulmanız ve dil öğrenirken sorularınız olduğunda size yardım etmesini istemeniz çok iyi olacaktır. Ama sadece dil ile ilgili konuşmak uygun olmaz tabii, iyi bir arkadaşlık kurmanız ve özellikle kendi kültürleriniz hakkında konuşmanız çok faydalı olacaktır. Böylece “cultural exchange” denen, kültür takası/değişimi yapmış olursunuz. Hem siz öğrendiğiniz dilin kültürünü de öğrenmiş olursunuz, hem de yabancı bir insana kendi kültürünüzü öğretmiş olursunuz. Tabii burada mütekabiliyet esası olmalı, ikisinden biri ağır basmamalı.

İleri seviye bir dil öğrenimi artık kişinin kendisine kalmış bir durumdur. Genelde orta-ileri seviye bir dil bilgisi, o dilde birçok şey yapmayı mümkün kılar. İleri seviye dil bilgisi ise, daha özel bir konuda ayrıntılı bir bilgi sahibi olmak gibidir ve mesleki okumalar ya da yüksek öğrenimle gelişecek bir şeydir. Dolayısıyla dil öğrenme macerası asla son bulan bir macera değildir. “Bir dili öğrendim bitti.” demeniz hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. Bu yüzden öğrendiğiniz dile “yabancı dil” demek yerine “öğrendiğim/bildiğim dil” demek daha doğrudur. Öğrendiğiniz bir dili hayatınız boyunca kullanmanız ve onunla yaşamanız gerekir ki o “sizin” diliniz olsun. Ve unutmayın ki, öğrendiğiniz her dil düşüncelerinize yeni bir ufuk katacaktır. Her bir farklı kültür ve her bir farklı düşünce biçimi size yeni bir zenginlik katacaktır. Anadiliniz ve ana kültürünüz de daima bunları birbirine bağlayan bir merkez olacaktır.

Son olarak, yukarıda bahsettiğim bazı yöntemlere yönelik bazı site ve uygulamaları tavsiye edeceğim. Bunlar tamamen ücretsizdir:

Başlangıç-Orta Seviye Gramer Pratiği için: www.duolingo.com

Başlangıç-Orta Seviye Kelime Pratiği için: www.tinycards.duolingo.com

Yabancı Arkadaş Edinmek için: www.interpals.net

Enes Özcan
Bahçeşehir Üniversitesi – İİSBF
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
BİGENÇ
ozcanenes.wordpress.com

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz