Din ve Felsefe

Bu iki kavram toplumda birbirlerine zıt birer alanı ifade ediyor gibi görünse de aslında kol kola yürüyen, arada çatışan iki kardeş gibidir. İnsan varlığın nedenini ya da özel manada kendi varoluşunu sorgulamaya başladığında bu nokta da Din Felsefesi doğar.

Din ve Felsefe alanlarının ilişkisi tarih boyunca farklı dengeler içinde yol almıştır. Genel hatlarıyla bakacak olursak; İlk Çağ’da din ve felsefe karşılıklı bir denge izlemeye çalışırken, Orta Çağ’da din, felsefeyi buyruğu altına almıştır. Sorgulayıcı ve eleştirel tavır, dogmatik düşünceler karşısında yaralar almış Bruno (1548-1600) yakılmış, Galileo (1564-1642)ise engizisyon mahkemesi baskısıyla fikirlerinden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Rönesans dönemi ile felsefe dinin emrinden kurtulmuş ve bilimin gelişme ve yayılmasına engel gördüğü dini geri plana çekmeye çalışmıştır. Çağımızda ise iki taraf birbirlerine baskı kurma çabasından vazgeçmiş ve beraber birbirlerini incitmeden yürümeyi öğrenmiştir. Aynı konuları birbirlerinin yaklaşımlarına saygı duyarak incelemeye başlamış olmaları günümüzde daha tatmin edici açıklamalar ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Din felsefesi dine rasyonel olarak bakarak ana iddaları temellendirmeye çalışır. Bu çalışmaları yaparken herhangi bir dine taraf olmadan hepsine eşit mesafeden bakarak objektif olmaya çalışır. Temel iddaları açıklamaya çalışırken tek bir görüş değil tüm görüşlere yer vererek alanını tarafsız tutar. Örneğin din felsefesinin temel problemlerinden olan “Tanrı’nın Varlığı Problemi” ne ‘Tanrı Vardır’ tezinin yanında, ‘Tanrı Yoktur’ diyen görüşü ve ‘Tanrı Bilinemez’ diyen görüşü de ele alır.

Din felsefesi Teoloji değildir. Teoloji doğrudan inanca dayanır ve bu nedenle her dinin kendine özgü bir Teolojisi varken, Din felsefesi evrensel yaklaşımlar sergiler.

Din felsefesinin temel problemleri; “Tanrı’nın Varlığı Problemi”, “ Evrenin Yaratılış Problemi”, “ Vahyin İmkanı Problemi” ve “ Ruhun Ölümsüzlüğü Problemi” dir.

Genel bakışın aksine her felsefeci  ‘Ateist’ değildir. Uzmanlığını Din Felsefesi üzerine almış, Tanrıya ve dinlere inanan bir çok felsefeci ile karşılaşabilirsiniz. Tüm derslerim ve seminerlerimde vurguladığım bir nokta var. Özellikle Teist görüşe sahip olan insanlara (Teizm: Tanrıya ve dinlere inanan görüş) şu nüansı hatırlatmak isterim. Dinde, Sorgulamayın, Düşünmeyin, Soru Sormayın, Merak Etmeyin, sadece ‘İnanın’ gibi bir zorlama yoktur. Eğer bu eylemleri gerçekleştirmemiz istenmeseydi insanoğluna Akıl bahşedilmezdi. Ayrıca yine bu eylemler yasaklanmış olsaydı Yaratıcı, ilk emir olarak “Oku” değil “İnan” kelimesi iletirdi.

Bu sebeple okumak, düşünmek, araştırmak, merak etmek yani Felsefe, öz olarak Dine karşı değil, Dinin daha doğru ve tutarlı anlaşılmasında aracı rol oynayan kardeşidir.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz