Eğitim Mi, Öğretim Mi?

Ülkemizde genellikle birlikte kullanılan bu iki kavram aslında birbirinden çok farklı anlamlar içermektedir.

Eğitim sözcüğünün kökenine bakacak olursak Latince bir kelime olan ‘Educa’ kelimesinden gelmektedir. ‘’Yani bitki, hayvan ve çocukların bakımını içeren süreç’’ anlamına gelir.

Bu kavrama biraz daha derinlemesine bakacak olursak ünlü eğitim psikologlarından olan Tyler’a göre eğitim; kişinin davranış örüntülerini değiştirme sürecidir. Durkchim’e göre fizik ve sosyal tabiatın insan üzerinde meydana getirdiği tesirlerdir. Gibi birçok tanım karşımıza çıkmaktadır.

Felsefi akımlara göre de eğitimin farklı ve çeşitli tanımları vardır. Örneğin; İdealizme göre eğitim özgür ve bilinçli insanoğlunun tanrıya olan yükseltici uyum çabalarının sürecidir.

Realizme göre eğitim; yeni kuşak bireylere kültürel mirası aktararak hayata hazırlama süreci olarak ifade edilir. Yani genel olarak bu tanımlardan yola çıkarak eğitimi bireyin davranışlarını değiştirme süreci olarak ele alabiliriz. Bu süreç doğum ile başlayan ve ölüme kadar devam eden uzun ve kapsamlı bir yoldur.

Öğretim kavramına bakacak olursak belli bir sistem dâhilinde bilgilerin bireylere aktarılması olarak tanımlanır.

Bu iki kavramı karşılaştırdığımızda eğitim; iyi insan olma, ahlaki değerleri benimseme gibi hedefler barındırırken öğretimin ise bireye daha çok bilgi aktarımını sağlayan süreç olarak ifade edebiliriz. Yani eğitim kavramının öğretim kavramından çok daha geniş ve kapsamlı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yine ülkemizin eğitim ve öğretime olan bakışını ele alacak olursak toplumumuzda ve daha kötüsü okullarımızda daha çok öğretimin ön planda tutulduğu, eğitimin ise çok daha geride kaldığını açıkça görebilmekteyiz. Okullar öğrencilere bilgi pompalayan makineler görevi görürken aileler de çocuklarının iyi bir meslek olma, statü elde etme bol kazanç sağlama gibi sebeplerden dolayı eğitimi geri plana itip öğretimi kutsamaktadır. Bu yaklaşımla devam edileceğini düşünürsek ileride karşımıza baş edilemez sorunlar çıkaracaktır.

Eğitim ve öğretimde başarı elde etmiş ülkelerin sistemleri incelendiğinde bireylere temelde iyi bir eğitimin verildiğini ve öğretim sürecinin bunun üzerine bina edildiğini görmekteyiz.

Mesela son yıllarda ismini sıkça duyduğumuz hatta bazen gına geldi dediğimiz Fin eğitim sistemi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Finlandiya eğitim bakanı oluşturulan yeni sistemin temel amacının topluma faydalı iyi insanlar yetiştirmek olduğunu söylemektedir. Yani yeni sistemin amacının Pisa sınavlarında birinci olmak veya uluslararası rekabet olmadığını görmekteyiz. Baktığımızda eğitime verilen bu değer beraberinde bu başarıları da getirmiştir.

Eğitime bakış açıma ışık tutan bir diğer örnekte Almanya’da bir lise müdürünün her sene başında öğretmenlere yolladığı mektuptur. Mektubun içerisinde şu ifadeler yer almaktadır.

“Ben toplama kampından sağ kurtuldum ve gözlerim hiçbir insanın görmememesi gereken şeyleri gördü. İyi yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi doktorların zehirlediği çocukları, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekleri gördüm. Bu nedenle sizden ricam öğrencilerimizin iyi bir insan olması için çaba harcayın” şeklindedir.

Bu da ancak iyi bir eğitim üzerine inşa edilmiş öğretimle gerçekleşir. Kuru bir öğretim maalesef karşımıza insanlıktan uzak ve acımasız bireyler çıkarabilir.
Biz de toplum ve eğitimciler olarak ne zaman eğitime hak ettiği değeri verdiğimizde ve öğretimi kutsallaştırmayıp bireylerin akademik başarılarını ön planda tutmadan sistemimizi inşa ettiğimizde o zaman daha nitelikli ve insani değerlere bağlı bireyler yetiştirebiliriz.

Bu konuda hepimize büyük sorumluluklar düşüyor…

ŞEHMUS SAĞLAMER

SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMENİ

Facebook Yorumları

2 yorum

Yorumunuz