Eğitimcinin Eğitimsizligi

“Nasıl bir milletin istiklâl ve emniyetini muhafaza için en iyi ihtiyacı varsa, bir milletin hür ve medeni dünyada yer almasını ilerlemesini temin için bir de öğretmenler ordusuna aynı derecede ihtiyacı vardır.”

Halide Edip Adıvar

Öğretmen  “Anne”

Bilinen en eski kaynaklara baktığımız zaman “öğretmen” kelimesinin “ög” kökünden geldiğini görüyoruz.” Og” , “akıl, zihin” hatta “anne”  kelimeleri ile eş değer kullanılmaktaymış. “Ögsüz (öksüz)” deriz ya hani. Yani öğretmen bir nevi anne gibi, anne hassasiyeti içeriyor anlam olarak. “Öğüt”  verilen aklı bildirirken aynı zamanda “alışmak, evcilleşmek” anlamlarına da gelmekteymiş. Günümüzde kullandığımız “öğretmen” kelimesi ise eskiden boyundan büyük anlamlara gelmesine rağmen aynı takdiri şuan pek o kadar göremiyor ne yazık ki. Öyle olsa bile bu hafife alınmaması gereken mevkiiyi temsil edecek kişiler de bir o kadar içini dolduracak değerde olmalı.

“Tuba Ağacı”

Türk Eğitim Sistemimizin tarihsel sürecine baktığımızda özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında nitelikli ve nicelikli öğretmen üzerinde çok durulduğunu, John Dewey, Alman eğitimci Kuhne gibi isimlerden fikirler alındığını, sonrasında Muallim Mektepleri, Köy Enstitüleri gibi kurumlar açılarak bu doğrultuda çeşitli reformlar yapılmış olduğunu biliyoruz. Amaç; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öngördüğü gibi muhasır medeniyetler seviyesine hatta üstüne çıkabilmek için çağdaş, aydın, ilim irfandan beslenen, vicdanı hür, önce vatanına milletine sonra tüm insanlığa faydalı nesiller yetişebilmesi, bunun için de öncelikle ehil ellerde işlenmeleri. Emrullah Efendi’nin “Tuba Ağacı” nazariyesi gibi. Cennette var olduğuna inanılan Tuba Ağacı’nın kökleri nasıl yukardaysa, yeni nesiller de o köklerden; güçlü ,donanımlı, her yönüyle tutarlı, ahlaki ve evrensel değerlerle bütünleşmiş eğitimciler tarafından yetiştirilmeli. Bu durum her devlette her sektörde her kurumda her şirkette her ailede geçerli. Eğitimin düzgün ve kaliteli kimseler tarafından verilmesi şart.

“Gelişmiş Ülkelerde Eğitimci Kalitesi”

Adı üzerinde. Bir ülke eğitime dolayısıyla insana yatırım yapıyorsa, rakamları da refahları da olumlu yönde “gelişmiş sıfatı” kazanıyor zaten. Eğitim ve eğitimci açısından baktığımızda ilk gözümüze çarpanlar Asya Ülkeleri, artık marka haline gelen Finlandiya, Hollanda, Kanada gibi ülkeler oluyor. Ve şöyle bir genele baktığımızda bu ülkelerin özellikle son yıllarda öğretmen kalitesine eğildiklerini görüyoruz. Bu başarının altında yatan sebeplerden biri de saydığımız ülkelerin öğretmen okullarında ders programlarının çeşitlendirilip içeriklerinin zenginleştirilmesi, öğretmenlerin sürekli eğitimi, sosyal gelişimleri ve sağlıkları, teknoloji kullanım eğitimleri vs. yer alıyor olması. Kısaca eğitimi ciddiye alıp profesyonelce yaklaşıyorlar. Formasyon aldığım dönemde hocalarımdan birinin Finlandiya eğitimi çöküşte, silahlı bir öğrenci okulu basmış, biz nerede yanlış yaptık diye eğitimlerini sorguladıklarını söylediğini hatırlıyorum. Yahu onların bunu bile sorgulaması bu konuda ne kadar geliştiklerini gösteriyor zaten. Keşke biz de birçok şeyi sorgulasak!! Beden eğitimi dersinde eşofman giyen kız çocuklarının zina yaptığını söyleyen öğretmenlerle eğitim ilerletmeye çalışıyoruz. Bir başka okulda; öğrencinin defterinde notlarının daima eksik olduğunu söylediğimde “belki dağınık seviyodur” diyen öğretmen gördüm. Sanırım reklam sektörü bazı eğitimcilerimizi farklı etkiliyor!! Ya da tarih dersinde “Padişah olsaydınız memleket için kardeşinizi öldürür müydünüz” diye soran bir başka öğretmeni örnek verebilirim. Bu örnekler sadece benim çevremde saptadıklarım. Artık bu öğretmenleri yetiştiren eğitim fakültesini mi, içeriğini mi, formasyonunu mu, müdürünü mü, yoksa ilkokul yada lise öğretmenlerini mi sorgulamak lazım bilmiyorum belki de hepsini.

“Büyüme potansiyelimiz %400”

Elbette bu kadar karamsar olunmamalı. Bu kutsal meslek uğrunda hakkını veren saygıdeğer birçok değerli idealist öğretmenlerim var güzel ülkemde. Ama onların da hatrı sayılır kısmı ülke şartlarında mesleğine küsmüş durumdalar. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi silaha veyahut eğitime ne kadar bütçe ayırdığıyla alakalı değil mi! Bakın OECD raporlarına göre 15 yaşındaki gençlerin temel kabiliyetlerini geliştirebilirlerse ülkenin GSYH’sı bu gençlerin yaşamı sırasında 38 kat artabilirmiş hatta büyüme potansiyelimiz % 400 müş. Bunu akıllı kullanalım. Bu yüzden akıllı öğretmenlere ihtiyacımız var. Ama işe milli eğitimimizi, eğitimden gelen donanımlı isimlere emanet ederek başlamalıyız.

Fethiye Özgen

Kaynakça: www.bbc.com

Vahit Türk,Hacettepe Unv. Türkiyat Araştırmaları, Sayı 4-2006

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz