Ergenliğe Mahkum Olmak

Çocukların yetişkinliğe hazırlandığı bir gelişim dönemi olan ergenlik dönemi, bireyin hayatında çok çok önemli değil de önemli bir yere sahiptir. Çok çok önemli deyip, tamamen bu döneme odaklanmak, aileler ve ergenler üzerinde bir baskı oluşturmaktadır.

Hayatı bu döneme mahpus etmek, en başta çocuklarımıza ve ailelerimize karşı bir haksızlıktır. Bütün bir hayatı ergenlik dönemine, ergen kişiliğe veya anne-babanın ergenlere tutumuna sığdırmak kendi başına önemli yanlışlara neden olmaktadır. Bu döneme verilen fazladan ilgi, önem ve ısrar ergenleri ve ebeveynleri yanlışa sevk etmekte, onlar üzerinde bir baskıya neden olmaktadır. Hatta bu döneme verilen aşırı önem, ergenlerde “ben ergenim, haklıyım, her şeyi yapabilirim” düşüncesinin oluşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle ergen yerine çok zaman genç kavramını kullanmak gerekmektedir.

Elbette, hayat bir bütündür, gelişim dönemleri birbirini etkiler. Bu nedenle 0–6 yaş ve ergenlik dönemi de üzerinde çok durulan dönemlerdir. Ergenlik dönemi önemsiz demiyorum, elbette gençlik dönemi önemlidir. Zira bütün gelişim dönemleri kendi içinde ayrı bir öneme sahiptir. İfade etmek istediğim, 15 yaşına kadar ilgilenilmeyen bir çocuğa birden bire “ergenlik dönemine girdi” diye sarılmak, ergenler tarafından da kabul edilmiyor ve direnç oluşturmaktadır. Hatta bu dönemde ergenlere artan aşırı ilgi onlarda “demek ki çok önemli bir dönemden geçiyorum. O zaman her konuda hata yapabilirim” gibi yanlış bir düşünce de olmaktadır. Bu nedenle bütün gelişim dönemleri zamanında önemsenmeli ve değerlendirilmelidir. Bu dönemde doğal olarak aileleri endişelendiren çocukların zararlı alışkanlık ve arkadaş çevreleri etkisine girmesi ihtimalidir. Eskisine oranla kendilerine fazla açılmayan o biricik çocukları, artık başka yakın insanları da dost edinmiş ve artık her şeyini anne-babası ile paylaşmamaktadır. Aileler açısından endişenin kaynağı da budur. Çünkü çocukları ile ilgili her şeyi bilememek endişenin kaynağı olmaktadır.

Bununla birlikte aileler, çocukları ile arkadaş olmak için aşırı bir çaba içine girmekte ve sorunlarını, duygularını, düşüncelerini konuşmak istemektedirler. Bunları iletişim kurarak konuşmak, yardımcı olmaya çalışmak makul, faydalı ve anlaşılabilir bir çabadır. Fakat ebeveynler, çocuklarının yetişkin rol ve davranışlarına uyum sağlamakta da güçlük yaşamaktadırlar. Onlar, çocuklarının eskisi gibi her şeyini paylaşmasını, konuşmasını ve dertleşmesini beklemektedir. Çünkü haklı olarak endişelenmek için yeteri kadar sebep vardır ve medyada her gün bir sürü üzücü haberleri işitmektedirler. Fakat ergen, acelecidir, her şey hemen olsun ister, beklemeye tahammülü yoktur. Çünkü zihnini meşgul eden bir sürü sorunları vardır. Karşı cinse artan ilgi, arkadaş grubu arasında popüler olmak, mizah yapmak gibi vb. moda olan giyim, tutum ve davranışları sergilemek isterler. Onlar için arkadaşlarının ne düşündüğü, onu nasıl gördükleri, ebeveynlerinden daha fazla önemlidir. Bu nedenle ailelerini zorlayacak istek ve beklentiler artmakta ve yokluğa, beklemeye tahammülleri kalmamaktadır.

Ebeveynler, bu dönemde iletişim kurmalı, sabırlı ve anlayışlı olmaya çalışmalıdır. Ebeveynler düşüncelerini “sen dili” yerine “ben dili” ile ifade etmeli, açık, güven bir iletişim kurmalıdır. Dikkat oyaladığınız o küçük çocuk, büyüdüğü için kendine verilen sözlere sadakat beklemek hususunda çok ısrarcı olabilmektedirler. Gençlere ergenlik dönemi ile ilgili öğüt ve tavsiyelerde de ölçülü ve gerçekçi olmak gerekir. Hatalı davranışlarına karşı gösterilen aşırı tolerans onlarda “ben merkezci” bir kişiliğe dönüşebilir. İletişimi aksatmadan birlikte vakit geçirmek anne baba ile genç arasında ilişkinin geliştirilmesine önemli katkıları olacaktır.

Ebeveynler, arkadaşça iletişim kurmaya çalışsalar da, çocuklarının arkadaşları olmadıklarını unutmamalıdır. Ergen için ebeveynlerin arkadaşlığı yeterli olmamakta ve mutlaka kendi akran grubundan arkadaşlar edinmeleri bir ihtiyaç olmaktadır. Ergen, kendini ifade edebiliyorsa, kendini açabildiği bir arkadaş ve yetişkin varsa, (ebeveynler, bir arkadaşı, öğretmen, rehber öğretmen, bir akraba) ergen kendi duygu ve düşüncelerini açıkça paylaşabiliyor ve iletişim kurabiliyorsa bu gelişim dönemini daha rahat atlatacaktır.

Anne babalar, ergen çocukları ile arkadaş olmak yerine anne baba olmaya çalışmalıdır. Çünkü arkadaş ihtiyacı ile anne baba ihtiyacı farklı ihtiyaçlardır. Elbette anne baba olmak bazen arkadaşça bir iletişim kurmaya da engel değildir. Fakat bu anne babalık rollerini ihmal etmelerine neden olmamalıdır.

Facebook Yorumları
Kerim Candan
Kerim Candan hakkında 13 makale
İlk, orta ve üniversite öğrenimini Konya’da tamamladı. 2002 yılında Selçuk Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümünden mezun oldu. Sırasıyla Beyşehir Bahçelievler Kasapoğlu İlköğretim Okulu ve Bozkır Lisesinde Psikolojik danışman ve Rehberlik Öğretmeni olarak görev yaptı. Vatani görevini 2005 yılında Siirt 3 üncü Komando Tugayı Rehberlik Danışma Merkezinde Sağlık Teğmen olarak tamamladı. Halen, Meram Rehberlik Araştırma Merkezinde Özel Eğitim Bölümünde görev yapmaktadır. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Bölümü PDR Ana Bilim Dalında yüksek lisans programında Ortaokul Öğrencilerinde Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri üzerine tez çalışmasına devam etmektedir. Çocuk gelişim ve zekâ testleri uygulayıcı eğitimi, Aile Eğitimi gibi seminer ve kurslara katılmıştır. Konya İl Emniyet Müdürlüğünün “Toplum ve Güvenlik Güçlerinin iletişimi” temalı AB projesinde görev almış ve çeşitli Avrupa Ülkelerine proje ve çalışma ziyaretlerinde bulunmuştur. Evli ve 3 çocuk babası olan Candan, ilk olarak Bozkır Postası gazetesinde yazarlığa başlamış olup, sonrasında da, Konya Hâkimiyet Gazetesinde, aile, toplum, eğitim ve çocuk psikolojisi üzerine pazartesi günleri köşe yazıları yazmaktadır. “Ebeveyn Notları” ve "Kendime Rağmen Ben" adlı yayınlanmış kitapları bulunmaktadır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz