Hayal Tutucu Ebeveynler

Yıllardır devam eden öğrenme sürecimde temelde edindiğim bazı kuralları tekrar tekrar sorgulayıp yerine yenilerini koymak her zaman çok zor geldi.

Ne de olsa ilk edinilen bilgiler itirazsız kabul süzgeçlerimizden geçip hafıza duvarlarımıza kazınarak işlenmişti bir kez.

Ardından gelen bilgiler her ne kadar bu ilk bilgilerle çatışsa da farkındalıksız bir şekilde bir uyumlandırma çabası içinde buldum kendimi.

Adımları sıralamaya başladıktan sonra, sıkıştırılmış binalar arasında ki bir avuçluk parklarda koştuk, yine de şanslıydık en azından çevremizde her şeyleri bilen büyüklerimiz vardı. Ne istersek yapabilir ne sorarsak anlatabilirlerdi. O her şeyi tas tamam bilen büyüklerimiz, zaman geldi çocukluğumuzda yabani atlar misali meraklarımızın ardından koşturmamızın önündeki en büyük engel oldular. Her şeyleri bilen büyükler alıştıklarının dışındaki çözümleri bir türlü kabullenemiyorlar, deneyimleri ile çizdikleri yollarından çıkmamız için ellerinden gelen her şeyi yapmaktan çekinmiyorlardı. İlk yaptıkları alışılagelen kabulleri ile bizleri sarmalayıp tek tek hayallerimizi tüketmek oldu ardından diğerleri bir tren katarı misali dizilip geldi.

Büyüklerin her şeyleri bilmediğini öğrendiğimizde bizim için mağlubiyet marşı çoktan bestelenmişti. Kabullerimiz değildi artık farkındalıktan bizleri alıkoyan sorgusuz sualsiz yapılan işlemlerin sorumlusu ve tarafıydık. Pamuklara sarılıp büyütülen çocuklar sarmalında dünkü çocuklar büyüyüp ebeveynlerimizin doğrularıyla beslenip serpilmiş, anne ve babalarının benzeri yetişkin bireyler olmuştu artık.

Onlar gibi yaptık minicik, havasız odalara tıkıştırdık çocuklarımızı, hayal kurup büyük düşlerin peşinde koşmasınlar der gibi, ellerinden boyaları, defter yapraklarını aldık. Düzen, intizam, temizlik, rekabet, yarış, başarı hep öncekinden bir fazlası için yaşamımızın ana arterlerinin adı yapıp aynı yollardan sürdük araçlarımızı. İsimleri birbirinden farklı olan projelerimiz vardı. Birbirinin benzeri masa ve sandalyelerde yaşamlarının en güzel vakitlerini tüketen çocuklarımız. Odaları, çalışma masaları, test kitapları hafta sonlarına sıkıştırılmış etkinlikleri kovalayan çocuklar.

Herşeyleri tam olmalıydı ne de olsa büyüdüklerinde koca bir meydan savaşı bekliyordu onları. Hazırlıklar ne kadar iyi yapılırsa başarı da o kadar kaçınılmaz olacaktı.

Okul seçmeleri, teog sınavları, bursluluk denemeleri, ygs,lys tekrar eden sınavlar bitmek bilmeyen test kitapları……..

Çocuklarımızın odalarını pazarlık yapılan vakitlerin geçer akçeleri olan oyuncakları ile doldurduk ardından test kitapları odanın her yanını kapladı.

Sonuçta başarı için bize ilk öğretilen her zaman çok çalışma idi. Saatlerce süren tekrarlar başarının bilinen tek anahtarı idi. Denemelerle çizip sek seklerimizi tek ayaklar üzerinde kanatlarını aldık onların ellerinden.

Daldan atlamak için bekleyen minik güvercinlerin ardında duran serçeler kadar olamadık. Her şeyleri yaptık bizlere öğretilen, bir tek onlara güvenemedik.

Gözlerinin içine bakıp ruhunda kopan fırtınaların seslerini duyamadık. Hep bir yanımız eksik kaldı. Hep bir yanımız bilmiş kaldı.

Eğitimin de, öğretimin de bitmediğini her an yeniden tekrar tekrar öğrenebildiğimizi bir türlü anlamak istemedik. Değişen bilgi, renk ve sesler içerisinde bir türlü değişimin fısıldayan sesine kulak verip düşler denizine yelken açamadık.

Geç miydi?

Asla. Geç Kalmadık.

Tekrardan başlayabilmek için merhaba….

Öğrenci ve Kariyer Koçu

Mitat Özder

Okuma Süresi: 7 Dk
Kabullenme Süresi: Bir Ömür

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz