Hayallerin Ortasına Ateş Gibi Düşen Sanal Emzikler

Hayaller ile doludur insan hayatı. Bu hayaller arasında büyümek, sevmek, eşini bulmak, onunla bir olmak ve çoğalmak vardır. Çoğalırken ana rahminde var olan bebeğe nazik davranmak, mutlu bir gelecek inşa etme hayalleri vardır. Böylece en ince ayrıntısına kadar onun üzerinden hayaller kurmaya devam ederiz. Odasını hazırlarken, yeni doğan kıyafetini alırken, ilk oyuncaklarını seçerken, tenine değecek olan sabuna, şampuana karar verirken en ince ayrıntısına kadar düşünürüz. Kitap raflarından onlarca kitaplar alır, internetten sayısızca bilgi arar, deneyimli bir sürü insanı dinleriz… Neden peki ? Çünkü çocuğumuzun iyi yetişmesi, mutlu olması için. Bir peki neden sorusu daha sormak istiyorum. Neden bebeğimiz, çocuğumuz ağladığında, sıkıldığında, mızmızlık yaptığında, bizimle vakit geçirmek istediğinde… onları neden tek başlarına oyun oynamaları için yönlendiriyoruz? Neden televizyon açıp ne izlediğine bakmadan yeter ki oyalansın düşüncesine kapılıyoruz? En kötüsü de her olumsuz davranışının sonucunda neden çocuğumuzu dijital ortamın kucağına atıyoruz ? Bir de sonra şikayet ediyoruz bu durumdan. Bağımlısı oldu, elinden alamıyoruz, başından kaldıramıyoruz, agresifleşiyor, istediği olsun istiyor, her zaman her şeyi başarsın istiyor, iki çift kelime konuşamıyor… ve daha bir sürü şikayet… uçtu gitti hayaller, yok oldu tüm araştırılan elde edilen bilgiler. Önce sürekli emzik verdik çocuklarımıza ona bağımlı kıldık. Sonra kendimizle beraber ya da bizden başka bakanı varsa el birliğiyle televizyona maruz bıraktık. ‘Ama çok seviyor klip/reklam izlemeyi ‘ dedik. Oysa biliyor musunuz ? “Özellikle klip ve reklamlarda, ekranda saniyede 24 kare geçer ve çocukların beyin gelişimi buna hazır olmadığı için bu 24 kareyi yakalamakta zorlanır. Yani çocukların ekran karşısında kilitlenerek yemek yeme olayı beynin kısa süreli şoka girmesi olayıdır. Bu nedenle çocuk ne yediğinin, ne kadar yediğinin farkında olmadan sadece ağzına koyulan yiyeceği çiğner ve yutar. Ne zaman ki reklam ya da klip biter, o zaman çocuk kendisine yemek yedirildiğini fark eder ve kendine gelir, itiraz etmeye başlar. ” (Ergün, 2017). Sadece bu yemek olayında bile çocuğumuzun birçok gelişim alanı zarar görüyor. Daha sonra televizyonla beraber tüm dijital ortam sunuluyor çocuğa. Evet teknoloji çağındayız. Ama bilirsiniz her şey dozajında güzeldir. Pedagoji Derneği’nin tavsiyesi şudur ailelere; çocuğun yaşı çarpı 10 dakika. Örneğin 5 yaşındaki bir çocuk günde toplam 50 dakika kullanmalı teknolojik aletleri. Farkında mısınız emzik bıraktırmada zorlanırdık eskiden şimdi ise teknolojik aletlerden uzaklaştırmak için çabalıyoruz. Sanal emzikler her yerde çoğalmış ama haberimiz yok. Sanal dünyada sürekli başaran çocuk gerçek hayatta da bunu bekliyor, sanal ekrana maruz kalıp etkileşimli sohbet edemeyen çocuk iyiyim dedikten sonra sen nasılsın diyemiyor, en önemlisi yavrucaklarım oyun oynayamıyor, oyun kuramıyorlar. Ve malesef dahası…

Ben kabul ediyorum dijital çağdayız. Susturma amacıyla vermesek de, aslında kötüye kullanmamaya özen göstersek de, bunun için araştırmalar yapıp başında kurduğumuz hayalleri devam ettirmeye çalışıyor olsak da sanırım hiçbirimiz dozajını, dengesini tutturamıyoruz. Bilinçlensek de uygulayamıyoruz. Çok uzakta değil aslında sonucu. Kendimize baksak aslında çocuklarımızın büyük hali olan kendimizde görüyoruz. Duyguların kaybolmaya yüz tuttuğu bu dünyada lütfen savaşalım ve teknolojiye yenik düşmeyelim. Sanal emziklerimizi elbet kullanmayı öğreneceğiz ben inanıyorum. Sizleri çok seviyorum. Sevgi ve masumiyet ile kalın…

Emira DİNÇ

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.