Her Şeye Yetişmeye Çalışmak

Herkese Merhaba,
“Her şeye yetişmeye çalışmak.”
“Kalbe Dokun, Işığı Göreceksin”

  Öğretmen Olmak

“2018 – 2019 Eğitim – Öğretim Yılı Başladı”
Sahne iki buçuk aydır hasretle oyuncularını bekliyordu. Sahne arkasında olan herkes dört gözle yeni oyunu çıkarmak için öğrencilerinin gelmesini iple çekerken, o muhteşem an geldi ve sezonun oyununu çıkarmaya başladılar. Oyun süreci kimi zaman öğrenciler, kimi zamanda öğretmenler için sancılı olabiliyor. Role girmek, içselleştirmek, kimi seçildiği rolde memnun değildir, ama seçilmiştir, öğretmen artık onunla ilgilenmek için zamanı yoktur ve süreci akıtmaktır artık onun görevi. Senarist senaryoyu bitirmiş (müfredat) ve yönetmen belirlenen süre içinde senaryoyu akıtmak zorundadır. Oyuncunun yapması gereken rolunü ezberlemek ve sahneye çıkıp oynamaktır. Duygusu nedir? Yönetmen için önemlidir, fakat zaman akıp gidiyor süre az, yetiştirmek için bazı şeyleri artık göremez. Ezberini yap, sahneye çık, rolünü oyna ve in…

Biz öğretmenler ders planımızı kendimiz yapmak isteriz. Çünkü her bir çocuğumuz farklı. Onlara uygun plan, aktivite, çalışma kağıdı ve her çocuğa uygun materyaller hazırlamak isteriz. Her teneffüs onlarla vakit geçirip, çocuğumuzun sevdiği oyunları öğrenir, kimlerle vakit geçirdiğine dikkat eder, stresli durumlarla nasıl başa çıktığını gözlemler ve onunla çocuk oluruz. Başına bir şey geldiğinde yine sorununu çözmek için yardımcı olmaya çalışmak isteriz. Yani biz öğretmenler hep ister, ister, isteriz. Yetişebildiğimiz kadar yetişiriz. Ama daha fazlasını yapmak istediğimiz için kendi kendimizi de yer bitiririz. Daha bu saydıklarım hiçbir şey, daha neler yapmak istediğimiz ve yaptıklarımız saymakla bitmez. Gece yatarken gündüz yaşanılan olay aklımıza gelir, “Duygusu değişmiş midir?” diye yatakta çocuğumuzu düşünürüz. Ah ah yüzün görünmeyen arkasında neler var bi bilseniz.

Şöyle bir hayalim var 🙂 Öğretmen bu kadar bölünmese de işler bölünse? Sınıfa giren, yani dersi anlatan öğretmen ayrı olsa, dersi anlatan öğretmene plan hazırlayan öğretmen ayrı olsa (tabi öğretmen öğrencilerinin ihtiyaçlarını anlattıktan sonra bir plan, çalışma kağıdı ve her çocuğun farklılığına uygun ev çalışmaları hazırlansa), materyal hazırlayan öğretmen ayrı olsa, rehberliğin işini ona bıraksak? Rehberliğin sorumluluğunu da zaman zaman yapmaya çalışıyoruz. Bazen zorunluluktan, bazen çocuklarımızla kendimiz ilgilenmek istememizden daha fazla paylaşımımız olsun diye, bazen de rehberliğin fazla öğrenci sayısı oluşu ve çocuklara yetememesinden… Çocuklarımıza rehberlik edilmesi gereken konularda bizim destek vermemiz güzel olabildiği kadarda riskli. Çünkü stres altında sorunu çözmeye çalışırken kullanacağımız “dili” seçemeyip çözümü zorlaştırabiliriz. Rehberliğe bıraksak dedim ama, her sınıf öğretmeni ayrıca rehber öğretmen olmalı. Çocuğunu iyi gözlemleyip, nokta atışlarda çocuğunun kalbine giren yolu bulmalıdır.

Biz, sınıfa giren öğretmen ne mi yapsın? Sınıfa huzurla girsin, rahatça, düşünmeden planına baksın dersini anlatsın, çocuklarının fikirlerini alsın, fikirlerini değerlendirsin ve hayata geçirmelerine yardımcı olsun. Çocukların ders ile ilgili istediklerini başka proje ve aktiviteler ürettiklerinde yaratıcılıklarını kullanmalarına olanak sağlayıp, onlara esneklik göstererek uygulamaya çalışmalarına yardımcı olalım. Bin tane işin arasında öğretmen sıkışıyor ve iş yükünden çocuğun mutlu olacağı bazı şeylere dokunmayı unutuyor… Unutmasa da fırsat bulamıyor.

Özel okullarda, fazla öğretmen parasal anlamda okulu zorlayabilir. Çok öğretmen demek çok para demek 🙂 Zor işler, olmaz öyle şey🤭🤗 Öğretmen dediğin her şeyin üstesinden gelmeli! 🙂 Yazıma son veriyorum. Çok mu şey istiyoruz:)

Sadece çocuğa dokunalım, asla unutmuyorlar dokunuşları, o zaman severek bağlanıyorlar her yaptıkları işe… Fırsat yaratalım, içlerini açsınlar bize… Akademik her zaman öğrenir, ama o kalbi o an unutursan sonradan hatırlaman fayda etmez.

Oyuncak ve insan kalbi çok benzer birbirine. Bazen tamiri olmaz ikisinin de.  Sunay Akın

Sevgiler,

Facebook Yorumları
Nesrin Salihoğlu
Nesrin Salihoğlu hakkında 6 makale
Nesrin Salihoğlu 01/08/1981 tarihinde Trabzon da doğmuştur. İlk, orta ve lise öğrenimini Trabzon da tamamlamıştır. Üniversite öğrenimi için ailesinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Müzik öğretmenliği bölümünü bitirmiştir. Bitirir bitirmez 2007 senesinde İstanbul'a öğretmenlik için başvuruda bulunmuştur. Hayat öyle sürprizlerle dolu ki mezun olduğu bölümü değil çalışkanlığı gören İlçe Milli Eğitim Müdürü ona sınıf öğretmenliği yapmasını söylemiş ve on bir yıldır sınıf öğretmenliği yapmaktadır. Otizmli ve disletik çocuklarla çalışmış kendini bütün farklı çocuklara dokunabilmek için elinden gelen her şeyin en iyisini yapmaya adamıştır. Bütün öğretmenler gibi. Dersleri eğlenerek öğretmek onun için en önemli şeylerden biridir. Çocuklarını sabahın sekizinde dans ile karşılar. Sabah sohbetiyle derse hazırlar, akşam motivasyonla eve uğurlar. Hiç düşünce!!!

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.