Her Şeyin Başı Sevgi!

Her şeyin başı sağlıktır, doğrudur. Lakin her şeyin başı sağlıktır demelerimiz hep bir hüsran ve hayalkırıklığı sonucunda olunca, hani olmadı istediğimiz ama sağlıklıyız çok şükür der gibi. Ya da hep bir elem sonrası kıymetini anlayıp onu önceliklerin başına getirmeye karar verir gibi.

Bu bir tartışma konusu dahi olamaz azizim sağlık yoksa gerisi yalandır elbet. Peki ya ruhun gıdası, olmazsa olmazı sevgi. Sizce de tüm hastalıkların temeli sevgisizlik, tahammülsüzlük, hoşgörüsüzlük değil mi? Günümüz yaşamının baş belası stress, kaynağına inildiğinde baş gösteren EGO’ların savaşından ibaret değil mi? Kim önce tırmanırsa o kariyer basamaklarını kim en önce bakarsa bir diğerine tepeden ilk işi diğerlerine de tattırmak oluyor o raddeye gelene dek yaşadığı eziyetleri. Sözüm geçsin en en ama en ben olayım, hep ben olayım kavgası ve en nihayetinde bulunduğu yere tabiri caizse kazık çakma kaygısı. Peki, hayat bunlara değecek kadar uzun mu cidden?

Her şeyin başına koyduğumuz sağlığımızın düşmanı stress unsurları kanser hücrelerimizi tetiklerken makam koltuklarımızın sıcaklığı tatlı geliyor değil mi? Demem o ki aslında kıymetli olan ailemiz, dostlarımız, ruhumuz, sağlığımız hepsi söylenenlerin aksine önceliklerimiz değiller çünkü tek yaptığımız başkalarının gözünden hayatlar yaşamak ve neticesinde değerlerini yitirmiş mutsuz bireyler haline gelmek. Oysa en temelden sevgiyi aşılasak çocuklarımıza, okullarımızda öğretsek hoşgörü ve tevazunun ne büyük erdemler olduğunu, ailenin bir değer ancak birey olmanın mutlak değer olduğunu.

Çocuklarımızın not ortalamaları, haftasonu katıldığı aktivite sayısı üzerinden yarışmasa sevgili velilerimiz daha mutlu nesiller yetiştirmek hayal değil. Hangi meslekte çok para varsa ona yönlendiren değil, eğilimi ve yeteneği neyse ona yönlendirsek gençlerimizi. Evet bunlar hep söylendi hep söylenecek, tıpkı herşeyin başının sağlık olmasının sadece söylemde kalması gibi bunlar da sadece söylem olarak kalıyor. Bu noktada çocuklardan önce anne babaların mutlu çocuk yetiştirmeyi öğrenmeleri şart gibi görünüyor.

Gerçekleştiremedikleri hayallerini, isteklerini çocuklarına empoze eden değil, onları olduğu gibi kabullenen ve yaradılışından getirdiği eğilimleriyle mutlu bir hayat kurmasına yön veren ebeveyn ve eğitimciler gerek.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz