İnsan ve Özsaygı

Şüphesiz evrende Yaradan’ın en mükemmel şekilde yarattığı canlı insandır. İnsan ki yaşatır insan ki büyütür, yeşertir, güzelleştirir. İnsan ki öldürür, bozar aç bırakır zulüm eder. İnsan ki iyilik etmek için bile kötülük yapabilir. Evrende hiçbir canlı yoktur ki kendi türünün ve kendinin zalimi olmasın.

Konuyu gençlerimiz bağlamında ele alacak olursak geçen hafta kamu oyunun gündeminde olan öğretmene saygısızlık olayının temelini nerede ve nasıl aramak gerekir? Hangi soruşturma sonucu yaşanılanları düzeltebilir veya her daim yaşananları ve bundan sonra yaşanacakları yok sayabilir ?

Araştırmacılar günlük hayatta insana dair birçok olumsuz davranışı özsaygı eksikliğine bağlamaktadırlar. Ergenlerin saldırganlık ve asosyal davranışlarının sebebinde özsaygı eksikliği yatmaktadır. Hataların yapıldığı ortamlarda ortaya çıkan kızgınlık ve suçluluk duyguları, bireylerin kabullenmeme, sevilmeye layık olmama gibi kendi varoluşuna aykırı durumlar yaşama korkusuyla oluşur. Özünü korumak isteyen ego, farklı tepkilerle bahane ve suçlu bulmaya çalışır. Suçlu bulurken kızgınlık, bahane bulurken suçluluk duyar.Öz saygısı olmayan insan, kendine bir zemin bulamadığı için varlığını yok sayar. Kişinin kendisi yoksa, çevresinde olanları da yok saymaya yok etmeye çalışması bu nedenledir.

Çocuk yaşlardan itibaren, çocukların davranış bağlamında değersiz görülmesi, çocuğun sürekli cezalandırılması, ergenlik dönemindeki bazı olumsuz çevre tutumlarıyla birlikte bireyde özsaygı düşüklüğüne sebep olmaktadır. Değerli olduğunu hissetmeyen, ödüllendirilmeyen çocuk, her olumsuz davranışında cezayla karşılaştığında öz güvenini dolayısıyla özsaygısını yitirmektedir.

Bizler anne baba olarak çocuklarımızın giyimlerine gösterdiğimiz ilgiyi, acaba beyinlerine ve ruhsal ihtiyaçlarına gösterebiliyor muyuz? Bedenlerine uygun giysiler ararken, beyinlerine uygun kitap, film vb araştırabiliyor muyuz? Ya da akşam tvde seyrettiği dizinin onun ruhunda nasıl bir tahribat yaptığını görebiliyor muyuz? Bu bağlamda yazılı görsel ve sosyal medyaya büyük sorumluluk düşmektedir. Medyada her an kendi kültürüne ve benliğine uygun olmayan içeriklerle karşılaşan birey kendi benliğiyle çatışma içerisine girmekte, yanlışı doğru olarak algılamakta gittikçe saldırganlaşmaktadır. Giderek Milli değerlerimizden uzak, şiddete meyilli bir toplum haline gelmemizin sebebini de buralarda aramak gerekir.

Bugün yeryüzündeki savaşların ve sefaletin tek sebebi; insanın doymak bilmeyen egosudur. Evrenin tek hakimi Rab’in insanin emrine sunduğu kaynaklar, bütün evreni doyurabileceği halde; ben olma duygusu biz olma duygusunun önüne geçmiş, dünyanın bir tarafı olabildiğince refah içinde yaşarken, başka bir yerdeki canlılar açlığa mahkum edilmiştir.

Peki, insan kendinin zalimi olabilir mi? Şüphesiz insan kendinin zalimidir. En fazla zulmü kendi bedenine ve ruhuna yapar. Kötüyü dinleyip söyleyerek diline ve kulağına, daha güzelini yapabileceği halde gayret göstermeyip, ayaklarına, kollarına ve zekasına, taşıyabileceğinden fazla yüklenerek bedenine, şeytani kelamlarla ruhuna zulüm eder.

İnsan acelecidir, nankördür, cimridir, menfaatine çok düşkün,kıskanç ve hasetçidir. İnsan zalim ve cahildir. Cahildir çünkü zayıf yaratıldığının ve evrende bir kum tanesi kadar hükmü olmadığının, farkında değildir.

İnsani farkındalığımızın iyiye ve güzele, rahmani istikamete yönelmesi dileklerimle. Sevgiyle…

…….Ben ne isem davranışlarım ona uygun olur… (Michel de MONTAİGNE)

Rıza CEYLAN

Lider Eğitimci Yazarlar Derneği Denetleme Kurulu Üyesi
Eğitimci Yazar
NLP Master Practitioner

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz