Mesleki Eğitim ve İstihdam

Ülkelerin çözmek için mücadele ettiği temel sorunlardan birisi de eğitim istihdam ilişkisinin kurulmasıdır. İhtiyaçların karşılanması için her meslekte ihtiyaç duyulan sayı ve nitelikte işgücü yetiştirilmesi gerekmektedir. Kişilere, iş yaşamında yer alan her meslekten kendisi için uygun olan bir meslekte; o mesleği icra edebilmek için gerekli bilgilerin, becerilerin ve iş alışkanlıklarının kazandırıldığı süreç mesleki eğitim olarak tanımlanmaktadır. Bu süreçte kişilerin yaradılışla sahip olduğu yetenekleri geliştirilmektedir. Kişiye yeteneği olmadığı bir meslekte eğitim vermeye çalışmak; mesleki eğitim sürecinin zorlu ve uzun sürmesine yol açarken, sonucunda beklenen başarılı sonucun alınmamasına hatta belli zaman sonra kişinin meslek değiştirme kararına sebep olabilir. Kimi zaman demokratik aile yaklaşımıyla; benim oğlum şu olmayı çok istiyor diyerek yardım ve destek taleplerinde bulunulmaktadır. Bu mesleklerin aslında çocukluk ve gençlik geçişi arasında bulunan bireyin hobi olarak yapmak istediği geçici hevesler olduğu gözardı edilmemelidir.

Meslek seçiminin hangi yaşta ve yöntemle yapılması gerektiği hala tartışma konusudur. Ülkemizde ortaokul sonrası mesleki eğitime karar verilmesiyle meslek lisesine ya da açık öğretim lisesiyle birlikte mesleki eğitim merkezlerine (çıraklık eğitimi) başlanır. Meslek liselerinde birinci sınıfta hiçbir mesleki bilgi ya da becerinin teorik ya da uygulamalı eğitimi başlamaz. Tüm lise birinci sınıflarda temel/ortak sosyal ve kültürel dersler yer alır. Bu aşamada öğrencinin hayat boyu sürdüreceği ve gelecek yıl için okuyacağı mesleğini seçmesi gerekmektedir. Genç insan görmediği, ortamında bulunup zaman geçirmediği ve dokunmadığı bir mesleği kendisine belki filmleri seyrettirilerek belki tavsiyeler ve anlatılanlar ışığında seçmek durumunda kalmaktadır. Hatta toplumun mesleklere verdiği değerler, mesleğin ekonomik getirileri ve çoğunlukla da ailelerin teşvikleriyle kendi tercihi dışında bir mesleğe yönlenmek zorunda kalabilmektedir.

Çeşitli kaynaklarda geleceğin popüler meslekleri sıralanırken çoğunlukla bilişim, mühendislik, çevrebilim, nano teknoloji, enerji, malzeme, üretim, tasarım ve çevre ilk sıralara konulur. İnsan hayatının devamı için gerekli temel ihtiyaçlar beslenme, sağlık, estetik, güvenlik başlığı altında bulunanlara nedense ikinci sırada yer verilir. Eğitim tartışılırken sürekli bilişim ve teknoloji örnek gösterilir ve gelişmiş ülkelere nasıl yetişilemeyeceği anlatılır. İnsanlık için temiz doğal gıdalara, havaya ve sağlık yanında hizmet sektöründe yer alan ihtiyaçların hayati önemi olduğu gözardı edilmektedir. İnsanların güzel görünmek ve mutlu olmak için nelere katlandığı unutulmamalıdır. Herkese göre bir meslek, her mesleğe de ihtiyaç ve iş imkânı bulunmaktadır.

Eğitim düzeyi arttıkça istihdam edilebilirliğin de artacağı varsayılır. Bir açıdan doğru olsa bile açık işlerin tümü için uzun süreli eğitim ya da mutlaka yükseköğrenim görülmesi gerekmiyor. Meslek lisesi mezununun yapabileceği işler için meslek yüksek okulu ya da fakülte mezunu olmaya gerek bulunmadığı gibi bu durum kişi ve ülkesi için kaynak ve zaman israfıdır. Sınavsız geçiş imkânları kullanılarak her meslek lisesi mezununun bir meslek yüksekokuluna/üniversiteye gitmeye çalışmasını demokratik bir hakkın kullanılması olarak değerlendirirken kamu ya da özel sektörün ne kadar bu kadrolarda insanlara ihtiyaç duyduğu gözden kaçırılmamalıdır. Yükseköğretim bitireyim de hangisi olursa olsun diyerek diploma almak sonrasında devlet bize iş versin demek sorunumuzu maalesef çözmüyor.

Meslek lisesi mezununun işini müşteri memnuniyeti başta olmak üzere uluslararası standartlarda mal ya da hizmet üretir konuma getirdiğinde; dünyanın her yerinde alacağı unvan ustadır. Aslında bir meslekte ustalık hiçte küçümsenmeyecek bir değerdir. Başarıyı sadece akademik not ve diplomalarla ölçmeden, beceriyi ve yetenekleri gözardı etmeden, insani bir yaklaşımla herkesin aynı olmak zorunda olmadığını kabul etmeliyiz. Millet olarak bir meslekte usta olmuş, işini bulmuş ya da kurmuş bir kadın ya da erkeğin, kariyer mesleği kabul edilen avukat, doktor, hakim veya bir öğretmenle evlenmesini yadırgamadığımız zaman mesleki eğitim adına büyük bir mesafe katetmiş olacağız.

Facebook Yorumları
Erol DEMİR
Erol DEMİR hakkında 19 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz