Mesleki Eğitimde Alman Modeli: Dual Sistem

Her konuda olduğu gibi milletçe eksik gördüğümüzde hemen Avrupa ülkelerine bakarak onlar nasıl yapmış ve başarmış diyerek karşılaştırmalarda bulunuruz. Hep merak etmişimdir; İkinci Dünya Savaşından çıkmış bir Almanya, bizim köylü vatandaşlarımızı göçmen olarak almış ve kendi sanayi üretiminde işe yarar bir meslek adamı haline getirerek ekonomik kalkınmasında önemli bir katkıyı sağlamayı nasıl başarmıştır?

Alman eğitim sistemi, eğitime verilen önem ve ayırdığı güçlü mali kaynak sonucu Avrupa’nın en başarılı eğitim sistemlerinden biri olmuştur. Almanya’da, meslek eğitimi ekonomik gelişmenin temeli ve esas unsurlarından birisidir. Bir meslekte çalışacak kişilerin hangi yeterliliklere sahip olması gerektiğinin listelerini yapmışlardır. Almanya’da bir mesleğin nasıl öğrenilmesi ve uygulanması gerektiğine en iyi o işi yapan zanaatkârların karar vereceğine inanılmaktadır. Devlet görevlileri ise bunu yasal çerçeveye oturtmakla görevlidir.

Meslek sahipleri ve onların örgütleri, mesleki eğitim sisteminin en önemli parçasıdır. 1869 yılında zanaat meslekleri ile ikili sistem resmi çerçeveye alınmıştır. Daha sonra sanayi meslekleri de bu sistem içerisine alınarak uygulama alanı genişletilmiştir. Ama Kanunun ve ikili sistemin ruhu çok değişmemiştir. Günümüzde dual sistem %80 işletmede, %20 okulda (mesleki eğitim merkezi) uygulanan, yani işletme ağırlıklı bir eğitim modeli olarak, Alman mesleki eğitim sisteminin en önemli bölümü durumundadır.

Almanya’da zorunlu eğitimi tamamlayanların %55’i ikili sisteme, % 10’u okul ağırlıklı meslek liselerine, %35’i üniversiteye hazırlayan okullara devam etmektedir. Özellikle okul ve işletme eğitiminin uyumlu olmasına dikkat edilmektedir. Bu durumun Alman mesleki sisteminin kalitesini arttırdığı düşünülmektedir.

Almanya’da gençlerin işsizlik oranı diğer AB ülkelerine göre nispeten düşüktür (%11-12). Bu da ikili sistemden kaynaklanmaktadır. Çünkü ikili sistemden mezun olanların %90’ı bir yıl içinde iş bulabilmektedir. Hayat boyu öğrenme faaliyetlerinin yaygın ve kolay ulaşılabilir olmasının da etkisiyle meslek sahibi olanların yaklaşık yarısı 7-8 yıl içinde yeni bir meslek öğrenmek için eğitim almaktadır. Almanya’da dört işverenden biri çırak istihdam etmektedir.

Almanya’da, ne işletmeler meslek eğitimi vermekle yükümlüdür, ne de gençler meslek eğitiminden geçmek zorundadır. İkili meslek eğitimine duyulan büyük ilgi meslek eğitimimin bir yandan işletmeler için yararlı olması, öte yandan bu yolla gençlerin istihdam şansının ve uzun vadeli para kazanma imkânlarının açık olmasıdır.

İkili meslek eğitim sisteminin başlıca karakteristiklerinden birisi, mesleki eğitim sürecinde; işverenlerin, sendikaların, federal dairelerin ve eyalet resmi dairelerinin ortak çalışmalarıdır. Bu işbirliği; işverenlerle, iş alanların mesleki eğitim meselelerinde işbirliği içinde çalıştıkları işletmelerde, daha en alt kademede başlamaktadır. Mesleki eğitim alanındaki sosyal diyalogun gelişmiş olması sistemin başarısının temel unsurlarından biridir. Bu diyalog, bölgesel ya da yerel düzeyde, ülke çapında ya da federal düzeyde gerçekleşmektedir. (1)

İşsizliğe karşı en iyi güvence bir meslek eğitimidir. Meslek eğitimine sahip olmayanların Almanya’da işsiz kalma riskleri, meslek sahibi olanlara oranla iki misli artmaktadır. Almanya’da mesleklerin çoğu İkili Eğitim sistemi ile edinilir. Meslek eğitimi alan öğrenci genelde 3–4 gün işletmede, 1–2 gün de meslek okulunda eğitilir.(2)

Almanya’da İlkokulu bitiren öğrencinin eğilim ve yeteneğine göre okullardan birine devam etmesi zorunludur. Sınıf öğretmeni ve okul yöneticisi tarafından hazırlanan tavsiye uyarınca öğrencilerin gideceği okullar belirlenir. Meslekî eğitimin çok yaygın olduğu Almanya’da genel diplomaların ve meslek diplomalarının birinin diğerinden daha üstün olduğunun söylenmesi söz konusu değildir. Orta öğretim sonrası dual sisteme devam eden gençlerin oranı toplum içinde %72’dir.

Almanya’da çalışan aktif iş gücü içinde meslekî eğitim diplomasına sahip olmayan vasıfsızların oranı diğer AB ülkelerine kıyasla oldukça düşüktür. Toplam işçi istihdamı içinde vasıflı işçi oranın % 45 olduğu Almanya’da vasıflı işçilerin % 90’ı bir meslek diploması ya da sertifikaya sahiptir. Almanya’da meslekî eğitimin sağladığı en önemli avantajlardan bir meslek diploması sahibi olan ve ilgili branşta çalışan gençler başlangıçtan itibaren vasıflı işçi statüsünde değerlendirilmesidir.

Avrupa ülkelerinde uygulanan meslekî eğitim sistemleri içerisinde en gelişmiş ve başarılı sistem olarak kabul edilen dual Alman Sisteminin çok geniş bir yelpazede farklı uzmanlık alanlarında eğitim sağlamasına karşın, gençlerin iyi bir gelecek elde etme düşüncesiyle üniversiteye yöneldikleri görülmektedir. (3) Ülkemizde de veliler ve öğrencilerin çoğunluğu üniversiteyi bitirip daha iyi koşullarda çalışmak ve çok para kazanmayı hedeflemektedirler. Bu yaklaşımla üniversite sınavlarına giren sayısı milyonu aşmıştır. Diğer yandan üniversite mezunu işsiz sayısı da küçümsenmeyecek orana yükselmiştir.

Mesleki eğitim doğrudan özel sektöre eleman yetiştirmektedir. Aynı zamanda mesleki eğitim, yaparak öğrenmeyi, yani iş başı eğitimini gerektirmektedir. Bu nedenle, Almanya’da olduğu gibi, iş dünyasının ve dolayısıyla Odaların süreç içerisinde olması mutlak bir gerekliliktir. Bunun da ötesinde, piyasa koşulları değiştikçe ve teknoloji geliştikçe, Milli Eğitim Bakanlığı ve okullarımız, özel sektörün ihtiyaçlarını takip etmekte zorlandıkları için, mesleki eğitim gittikçe daha fazla firma odaklı hale gelmekte; iş başı eğitimin ağırlığı artmaktadır.(4)

Ülkemizde dual sisteme benzer mesleki eğitim uygulamaları bulunmasına rağmen beklenen başarı elde edilememiştir. Bunun sebeplerinden bazılarını; meslek sahibi nitelikli insana toplumsal bakıştaki olumsuz algı, mesleki rehberlik ve yönlendirmenin yetersiz ve bağlayıcılığının olmaması, mevcut mesleki eğitim sürecinin daha çok akademik ağırlıklı yapılması, sektörün, sektör temsilcisi odaların, sendikaların, yerel yönetimlerin ve sivil toplum temsilcilerinin yeterince karar/süreçte/uygulamada rol almamaları, okul-sanayi işbirliğinin kurumsal sürdürülebilir yapıya kavuşamamış olması, çalışanların yeterliliklerini sektörel denetim ve yaptırımların işletilmemesi, sıralamak mümkündür.

Kaynaklar:
(1) http://www.tesk.org.tr/tr/proje/yurutulen/ekspertiz/almanya.html – 19/04/2016
(2) http://www.integration-in-deutschland.net/index.php?id=71&L=1 – 19.04.2016
(3) http://dhgm.meb.gov.tr/yayimlar/dergiler/Milli_Egitim_Dergisi/155-156/aykac.htm – 19.04.2016
(4) www.tobb.org.tr/AvrupaBirligiDairesi/…/MeslekiEgitim/Almanya.pdf – 20.04.2016

Facebook Yorumları
Erol DEMİR
Erol DEMİR hakkında 25 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.