Nasıl Okuma Yapmalıyız?

Bu yazıda okumalarımızı pasif bir duruştan aktif bir eyleme nasıl geçirebileceğimiz hususunda durmak, sizlere kendi deneyimlerimi aktarmak istiyorum.

İlkokulda hepimize okuma-yazma öğrettiler ve bunun temel bir yaşam becerisi olduğunu söylediler değil mi? Doğru, ama eksik. Çünkü bize okumayı yani seslerden hecelere ve hecelerden kelimelere doğru ardışık bir sırayla metin oluşturmayı öğrettiler ama bir şeyi hep eksik bıraktılar: Okuduğunu anlama becerisini geliştirmeyi. Belki de okuma öğrenilince bu becerinin de kendiliğinden gelişeceğini varsaydılar ama ben bunların tamamen birbirinden farklı olduğunu düşünüyorum. (Tabii ki uzman değilim sadece şahsi fikrim) Tek başına metin okuma ve temel düzeyde anlama günlük hayatta işinizi büyük ölçüde görür belki ama okumayı sevenler ile bilim insanları, yazarlar ve öğretmenler gibi mesleği okuma-yazma üzerine kurulu olan kişiler için bundan fazlası gereklidir. Buna “satır aralarını okuma” veya “metnin arkaplanını görme” de diyebiliriz.

Okumaya eskiden beri meraklı bir kişi olmama rağmen satır aralarını okuma becerimi ancak lisansüstü eğitimime başladığım zamanlarda, özellikle de nitel araştırmalar sayesinde geliştirdiğimi söylemeliyim. Öncesinde buna hiç gerek duymadım çünkü beni buna zorlayacak bir durumla hiç karşılaşmadım. Kitap okuma oranlarının yerlerde süründüğü, dahası, okuduğunu anlama becerisinin de içler acısı bir durumda olduğu bir ülkede, satır aralarını okumak; bir metinde doğrudan verilmeyen bir bilgiyi arkaplanda yakalayabilmek yani ağaca değil ormana odaklanabilmek çok da lazım gelmedi açıkçası. Ancak bu eksiğimin farkına varmamla bunu kapatma yollarını aramam da bir oldu diyebilirim.

Öncelikle sorunu ortaya koydum: Bilimsel yayınları okurken standart okuma yeterli olmuyordu. Çünkü bilim, bu seviyede anlatmıyordu derdini. Kullanılan terminoloji kimi zaman içinden çıkılmaz bir hal alabiliyordu. Basit bir bilgiyi ararken bile karşıma çıkan sayısız kaynakta sayısız farklı yorumların getirildiğini görmek moralimi bozuyordu. Buna çözüm ararken iki teknikle karşılaştım ve okumalarımı bunlara göre düzenledim: Aktif okuma ve çapraz okuma.

Aktif okumayı basitçe “yazarla kavga ederek okuma” olarak tanımlıyorum. Bunu yaparken okuduğunuz her cümleyi kafanızdaki süzgeçten geçiriyor ve eleştirel yaklaşım sergiliyorsunuz. Bunun için bir cümle yerine paragrafın bütününe odaklanıyorum. Paragrafta ifade edilen “satır arası” yani paragrafın ardında yatan düşünce bana ilginç gelmişse paragrafın ana cümlesinin, ki genelde bu ilk veya son cümle oluyor, altını çiziyorum. Veya paragrafın kenarına küçük bir not düşüyorum. 1-2 kelimelik. Eğer bu paragraf benim için önemli bir bilgi içeriyorsa sayfanın yanındaki boşluğa bir ünlem, doğruluğundan emin olmadığım cümlenin yanına ise soru işareti koyuyorum. Çok dikkate değer bulduğum cümlenin yanına ise yıldız koyuyorum. Bazen öyle görüş ve ifadelere rastlıyorum ki bunlar ilk kez duyduğum ve çok önemli gördüğüm cümleler oluyor. Kafamda yaktığı ampulün parlaklık derecesine göre yanına iki veya üç yıldız koyuyorum. Bu şekilde, mesela yirmi sayfalık bir bölümde altını çizip işaretleme yaptığım yerleri toplasan birkaç sayfa ancak tutuyor. Bu birkaç sayfalık kısmı aslında o yirmi sayfanın ana fikri, kalan metni de bu anafikri destekleyici veya tamamlayıcı metin gibi düşünebilirsiniz. Sonra çizdiğim yerlere hızlıca göz gezdirip bu yirmi sayfayı 3-5 cümlede kendi cümlelerimle özetliyor ve bir yere yazıyorum. Okuduğunuz kitap eğer bölümlerden oluşuyorsa her bölüm sonuna yazabilirsiniz. Bu sayfaya da renkli post-it yapıştırarak kitap dışından görülmesini sağlayabilirsiniz. Tüm kitap bittiğinde kitabınızın dışarıdan rengarenk görünmesi ve kitaplığınızda bu şekilde durması size ayrı bir haz ve okuma şevki verecektir. Örneğin bir kitabımın aktif okunmuş hali aşağıdaki fotoğraflarda görülmektedir.

     

Kitabınız bölümlü değilse ayrı bir defter tutabilir, böylece okuduğunuz kitabın ana hatlarını içeren bir özet de hazırlayabilirsiniz. İleride aynı kitaba göz gezdirmek istediğinizde tüm kitabı okumak yerine sadece bu özete bakmanız yeterli olacaktır. Bu özete kitapla ilgili yorumlarınızı da ekleyebilir, böylece kitaptan en verimli şekilde istifade etmiş olursunuz. Ben bunun için web sitemden yararlanıyorum. Özetlediğim kitapların inceleme yazılarını sitemde paylaşarak hem kaybolmasını engelliyor hem de bu kitapları okumak isteyenler için bilgilendirme yapmış oluyorum. Ayrıca beni takip edenlere karşı bir sorumluluk duyuyor olmam aktif okumada beni daha uyanık kılıyor. Şunu unutmayın ki özetlerinizi mutlaka kendi cümlelerinizle yazmalısınız!

İkinci teknik ise çapraz okuma. Aslında bu teknik aktif okumanın bir parçası gibi onu tamamlıyor. Ondan da kısaca bahsedeyim. Şimdi yukarıda anlattığım şekilde bir kitabı okuyup bitirdiniz, bazı yerlerin altını çizdiniz ve kendinize göre işaretlemeler yaptınız diyelim. Bu durumda sizi aydınlattığını düşündüğünüz bilgilerle karşılaşmış olacağınız gibi size ters gelen, doğruluğundan şüpheye düştüğünüz yerler veya yazar tarafından tam açıklığa kavuşturulmadığını düşündüğünüz kısımlar illa ki olacaktır. Kimse her şeyi bilemez, emin olun siz bir kitap yazsanız sizin de kitabınızı olumlu-olumsuz eleştirirler. Bu durum gayet normaldir çünkü her okurun bakış açısı ve eserden beklentisi farklıdır.

Ben bu durumda yanına ünlem ve soru işareti koyduğum yerleri farklı kaynaklardan tarama yoluyla pekiştiriyorum. Böylece o konular açıklığa kavuşmuş oluyor. Üstelik bir bilgiyi farklı kaynaklardan tarayarak o bilgiyle ilgili literatürümü zenginleştirmiş oluyorum. Farklı görüşleri zihnimde harmanlayarak aralarında bağ kurmaya çalışıyorum. Bu sayede zihnimde bir ilişki ağı oluşuyor. Böylece bilgiyi “information” boyutundan “knowledge” boyutuna taşıyorum. İşte çapraz okumanın size en büyük faydası bu. Tek bir kitapta yer alan bölük pörçük bilgilerle sınırlı kalmıyor; onu diğer kaynaklara bağlayarak bilgi dağarcığınızı yapılandırıyorsunuz.

Peki bunlar yeterli mi? Hayır. Zihninizde ne kadar geniş bir ağ oluşturursanız oluşturun onları paylaşmadığınız, yani kendinize sakladığınız müddetçe hep eksik kalacaksınız. Onları paylaşın. Makale haline getirin, kitap yazın, blog yazın, konuşmalar-söyleşiler organize edin, anlatın ama mutlaka paylaşın! Burası çok önemli! Eleştiriler doğrultusunda bilgi ağınızı geliştirin. Ona yeni şeyler katın ve farklı bağlantılar kurmaya çalışın. Böylece onu yaşayan bir organizma haline getirin. Yoksa ancak bir kitap kurdu olursunuz; belki dost meclislerinde takdir edilir, arkanızdan rahmetli çok kitap okurdu denir ama çevrenize faydanız dokunmaz.

Ben bunun için web sitemi aktif tutmaya çalışıyorum. Okuduğum, öğrendiğim, kendime kattığım ve çıkarımlarda bulunduğum her konuyu yazıyorum ve çeşitli mecralarda paylaşıyorum. Böylece hem ben canlı kalıyorum hem de etrafımı bilgilendirmiş oluyorum. Bu yazılardan güzel dönütler alıyorum. Özellikle eposta yoluyla ulaşan veya sosyal medyadan yazan insanlar olaylara farklı pencerelerden bakmamı da sağlıyor. Eksiklerimi görüyor ve onların üstüne gitmeye çalışıyorum.

Sizlerin hem bu yazıyla hem de diğer yazılarımla ilgili görüşlerinizi bekliyorum. Unutmayalım ki paylaştıkça çoğalan tek şey bilgidir. Ve bilgi insanlar arasında bağ kurmanın en güzel yoludur. Lütfen kafanıza takılan bir konuda veya bir öneri getirmek istediğinizde bana yazın. Birbirimize ne kadar çok şey katabilirsek bu hepimizin faydasına. Selam ve sevgi ile kalın.

Erdem OKLAY

www.erdemoklay.com

Facebook Yorumları
Erdem Oklay
Erdem Oklay hakkında 12 makale
Lisans eğitimini Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Bilgisi öğretmenliği bölümünde tamamlayan Erdem Oklay, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Yönetimi ve Denetimi bilim dalı yüksek lisans programı mezunudur. Halen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde doktora eğitimini sürdürmektedir. Akademik ilgi alanları; eğitim sosyolojisi, dezavantajlı çocukların eğitimi, eleştirel pedagoji, eğitim tarihi, eğitim politikaları ve liderlik kavramı ile nitel araştırma metodolojisidir. 2008 yılından beri MEB'de fen bilgisi öğretmeni olarak görev yapan Oklay'ın editörlü kitaplarda bölüm ve makale yazarlığının yanı sıra, bilimsel toplantılarda sunulmuş bildirileri bulunmaktadır. Oklay, çeşitli internet sitelerinde başta eğitim olmak üzere, bilim ve gündelik yaşama dair yazılar yazmakta; ayrıca içerik editörü olarak görev yapmaktadır. Çalışmaları neticesinde 2015 yılında MEB tarafından "yılın fark yaratan öğretmenlerinden" seçilerek Ankara'da düzenlenen Öğretmenler Günü etkinliklerine il temsilcisi olarak davet edilmiş; 2017 yılında ise CERN'de düzenlenen 7. Türk Öğretmenler Çalıştayı'na katılmıştır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.