Ön Yargı ya da Ön Adaletsizlik

Bugün kitlesel bir problem olan ön yargıdan bahsetmek istiyorum. Ön yargının sözlük manası “Bir kimseyle ya da şeyle ilgili olarak, belirli bir olaya, duruma ya da görmeye dayanan, önceden edinilmiş olumlu ya da olumsuz yargı, kanı.” olarak geçmektedir. Bir başka düşünceye göre “Ön yargı, bir kişi ya da olaya ilişkin yeterli bir bilgi edinmeden, önceden, peşin bir karara varmış olma durumudur. Toplumun küçüklükten itibaren kulağımıza fısıldadığı her kelime ve sunduğu her resim, ön yargımızın temel taşlarıdır. Ön yargı, insanların düşüncesizliğine bir kılıftır.”

Günümüz dünyasında yaygınlaşan kitle iletişim araçları ile bilgiye ulaşmak artık çok daha kolay hale geldi. Tabi ulaşılan her bilginin doğru olduğu söylenemez. Hal böyle iken eksik öğrenilen doğru ya da yanlış bilgiler ön yargı olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanın ön yargılı olması her zaman için suçlayıcı olması, kötümser ve aşağılayıcı olması anlamına gelmez. Ön yargının bir şeklide kişiye hak etmediği vasıf, güzellik ve meziyetleri yüklemektir. Bir insanı olduğundan aşağı görmek ya da olduğundan yukarı görmek arasında bir fark yoktur. Netice de ikisi de insana hak ettiğini değil hak etmediğini vermektir. Bu durum ise peşin hükümdür.

Peşin hükümlü olmak çoğu zaman bir haksızlığın ortaya çıkmasına neden olur. “Ön yargı, hayata kirli bir camdan bakıp her şeyi kirli görmektir” der La Edri. Bu konunun daha güzel anlaşılması için çoğumuzun izlediği ya da bir şekilde adını duyduğu 12 Kızgın Adam (12 Angry Men) filminden bahsetmek istiyorum. 1957 yılında çekilen 12 Angry Men (12 Kızgın Adam) sinema tarihinin unutulmazları arasında yer alan bir başyapıttır. Filmin konusu özet olarak Einstein’ın meşhur “Ön yargıyı yıkmak atomu parçalamaktan daha zordur” sözüyle özetlenebilir. Reginald Rose’un senaryosunu yazdığı ve Sidney Lumet’in yönettiği bu film, babasını öldürmekle suçlanan genç bir insana verilecek cezayı belirlemek üzere toplanan 12 kişilik jürinin küçük bir odada yaklaşık 1,5 saatlik tartışmasını ve çekişmesini gözler önüne sermektedir. Peşin hükmün ne demek olduğunu ve bu şekilde bir kanıya sahip bir insanı ikna etmenin, ona bir şeyler anlatmanın ne kadar zor olduğunu anlatması bakımından ayrı bir öneme sahiptir. Burada filmin detayına girecek değilim, benim asıl anlatmak istediğim, oyuncuların karakter yapılarıdır. Çünkü günümüz toplumları bu filimde canlandırılan insan karakterlerinden oluşmaktadır. Konunun daha iyi anlaşılması için jüri üyeleri hakkında bilgi vermek istiyorum.

1. Jüri üyemiz, moderatörlük görevini üstleniyor, fikirlerine dair kesin bir sonuca varamayız. Tam bir görev adamıdır. Kuralların dışına çıkmayan bir karakterdir.

2. Üyemiz ise sinik ve sürü psikolojisine çabuk uyum sağlayabilen ve taraf değiştirebilen bir kişidir.

3. Üyemiz yalan söylemeyen ama gerçekleri saptıran, gururlu, sadist, öfkeli ve ön yargılı bir kişidir.

4. Üyemiz mükemmeliyetçi ve kibirlidir. Fıtratı onu nereye götürürse oraya gider. Kural ve ahlak gibi değere pek sahip değildir.

5. Üyemiz çekingen ve kenar mahalle çocuğudur. Sessiz ve pasif bir karakterdir. Yetişme ortamından dolayı kendini diğerlerine karşı ezik hissetmektedir.

6. Üyemiz aktif kişiliğinin yanında,iyilik ve adaletin yanında olmaya çalışan, fikirleri için bedel ödemeyi göze alabilecek kadar cesur ve temel ahlak kurallarına sıkı sıkı bağlıdır. Ama zaman zaman düşünmeden çoğunluğun arkasından gidebilmektedir.

7. Üyemiz bahis ve spor oyunlarına meraklı, egoist, sabırsız, dengesiz bir kişiliğe sahip, toplumda önemli bir yer edinemediği için kendisini eğlenceye vermiş ve bunun dışında hiçbir şeyi önemsemeyen bir karakterdir.

8. Üyemiz ise öz güveni yüksek, merhametli, muhalif ve zeki bir karakterdir. Ayrıca adalet ve iyilik onun için her şeyden önce gelir. Küçük bir ihtimal olsa dahi haksızlık yapmaktan korkan bir kişidir.

9. Üyemiz yaşlı, gözlem yeteneği kuvvetli ve fikirlerini tam çözemesek de oyunu iyilikten yana kullanma taraftarı bir kişiliği vardır.

10. Üyemiz genelleme yapmayı seven, bencil, huysuz, umursamaz ve yaşlı olduğu için her şeye hakkı olduğunu düşünen ve hep hürmet bekleyen bir karakterdir.

11. Üyemiz kurallara uyan, konuşmaktan çok dinlemeyi seven ve adaletten yana tavır takınan bir karakterdir.

12. Üyemiz ise sık sık taraf değiştiren ve kim güçlü ise onun yanında yer alan yalaka bir yapıdadır.

Üyelerin karakteristik özelliklerinden de anlaşıldığı üzere çok farklı yapıya sahip bir jüri heyeti vardır. Netice de oy birliği ile karar alınmalı ve çocuğun idam cezası ya onanmalı ya da çocuk suçsuz bulunmalıdır. Oy birliğinin olmaması durumunda heyet kendini feshetmelidir. Sadece 8 numaralı jürinin suçsuz bulduğu ve diğer jüri üyelerinin ön yargılarıyla mücadelesini anlatan bu film günümüz toplumlarına küçük bir pusuladır.

Bizler de bu filme benzer bir hayat yaşamaktayız, toplum içerisindeki çok değişik yapıdaki insanlar ile iletişim ve etkileşim içinde kalarak hayatımızı devam ettirmeye çalışmaktayız. Ortak paydalarda buluşup bir millet, bir devlet oluşturmaktayız. Etkileşim oranı ne ölçüde olursa olsun toplum içerisindeki bütün bireylerin bir şekilde birbirine etkisi vardır. Filmden de anlaşılacağı üzere bir toplumda hangi karakter yapısından insan sayısı fazla ise toplum o yönde şekillenmektedir. Eğer bir toplumda ön yargılı insan sayısı her geçen gün artıyorsa orada ne başarı, ne de adalet var demektir. Yok öyle değil toplum içerisinde merhametli, vicdanlı ve adaletli insan sayısı fazlaysa orada mutluluk, güven ve adalet var demektir, orada insana saygı, hoşgörü var demektir. Ayrıca kimin kime tesir edebildiği de ayrı bir öneme sahiptir. Bu nedenledir ki nasıl bir toplumda yaşamak istiyorsak başta kendimizi sonra da arkamızdan gelenleri o şekilde yetiştirmek zorundayız.

Yeri gelmişken bugünlerde ön yargıya en güzel cevap İspanya’da aldıkları birincilik ile Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Sivrice Köyü’ndeki öğrencilerden geldi. ‘Sivrice Dream’ adlı takımları ile robotik alanda kendi imkanlarıyla hazırladıkları çalışmayla İspanya’daki FLL (First Lego League) European Open Championship’te Yükselen Yıldız Birincilik Ödülü’nü kazandılar. Hem de en başta sınıftaki arkadaşları bile onlara inanmazken. Çünkü arkadaşlarının ön yargıları onlara hep batılıların daha başarılı olduğunu ve hep maddi imkanları iyi olanların kazanacağını telkin ediyordu. İşte ön yargı ya da bir başka deyişle ön adaletsizlik bir kenara bırakılacak olursa bu tür başarılar nadiren değil her zaman karşılaşacağımız çalışmalar olacaktır. Minik öğrencilerimizin takdire şayan başarılarını takdir ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Sonuç olarak bu filmde de görüldüğü üzere eğer imkan tanınırsa iddia ettiği şeylere inanan ve davranışlarında samimi olan insan toplum içerisindeki bazı karakter tiplerine derdini anlatabilecek ve toplumun değişimini sağlayabilecektir. Şu da bir gerçektir ki toplum içerisinde bu durumu kabullenmeyen karakterler her zaman olacaktır. Bu kısımda ise sosyal hayatta hangi karakterlerin çoğunluğu sağladığı çok büyük bir önem kazanacaktır.

Ön Adaletsiz olmamak temennisiyle…

Sevgili okur acaba toplum içerisinde kaç numaralı jüri konumunda olduğunu hiç düşündün mü?

Bu makalem yeni doğan oğlum Ömer Said’ e ithaf olunur.

Facebook Yorumları
Selim hakkında 4 makale
1987 de İstanbul da doğdu. İşletme lisans ve yüksek lisans mezunudur. Gazi üniversitesinde doktora dersleri aldı. Evli ve bir çocuk babasıdır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz