Önce Mesleki Eğitim

Eğitim, hayatın kendisi gibi dinamik, çok bileşeni olan, her türlü toplumsal olaydan etkilenebilen sistematik bir yapıdadır. Dünyanın her yerinde daha iyi eğitim nasıl olmalıdır noktasında sürekli tartışılmaktadır.

Türk Milli Eğitiminin Amaçları, 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunun ikinci maddesine göre özetle; Türk Milletinin bütün fertlerini, iyi insan, iyi vatandaş ve bir meslek sahibi yapmayı hedeflemektedir. Bu görevi, Milli Eğitim Bakanlığı üstlenerek gerekli kurumsal yapılanmayı tamamlamış ve yıllardır hizmetlerini başarıyla yürütmektedir. Bunun için okul öncesinden başlayarak ilköğretim ve ortaöğretimde gerekli tedbirleri almaktadır.

Zorunlu ilköğretimde bireylere, iyi insan ve iyi vatandaş olma gerekleri benimsetilmeye çalışılmaktadır. Ortaöğretimde ise; daha çok bir mesleğe ya da yükseköğretime yönelik eğitim verilmektedir. Hangi aşamada olursa olsun, her fert hayatını topluma yük olmadan devam ettirebilmek için bir meslek öğrenmek durumundadır. Öyleyse; bir milletin refah ve mutlu olabilmesinin yegâne şartı, tüm fertlerinin bir meslek sahibi olması denilebilir.

Mesleki ve teknik eğitim; iş piyasasında insanlara belirli bir işi yapmak veya bir mesleği yerine getirmek için gerekli olan bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazandırmayı amaçlar. Mesleki ve teknik eğitim bireyler, işletmeler ve toplumlar açısından çok yönlü işleve sahiptir. (1) bireye, kendi ihtiyaçlarını satın alabilecek bir geliri, işletmeye ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünün temini, topluma ise olumlu katkı sağlayacak fertler kazandırır. Meslek sahibi olmak kişiye; toplum içinde kendini gerçekleştirme, saygı ve itibar, kendine güven, manevi tatmin gibi birçok insani ihtiyaçlarını karşılama imkânı verecektir.

Bilhassa ebeveynler tarafından, eğitimde daha çok akademik başarı dikkate alınmaktadır. Becerinin/yeteneğin keşfedilmesi, geliştirilmesi ve meslek öğrenilmesi suretiyle üretime yönlendirilmesi göz ardı edilmektedir.

Mesleklerin ve bu mesleklerin öğrenilebileceği eğitim kurumlarının öğrencilerle birlikte velilere tanıtılması, gerekli bilgilendirmelerin düzenli rehberlik ve yönlendirme faaliyetleri yoluyla verilmesi gerekmektedir. Akademik olarak başarısı şansı olmayan öğrencilerin mesleğe yönlendirilmesi çok doğru bir yaklaşım değildir. Üniversiteye giremeyen lise mezunları olduğu gibi bitirip iş arayan çok sayıda yükseköğrenimli mevcuttur.

Birey için okul hayatı bittiğinde hayat okulu başlamaktadır. Hayatın gerçekleriyle yüzleşecek olan geleceğin yetişkinleri, çocukluk ve gençlik döneminde hayata hazırlanılmalıdır. Kişinin ilgi ve yeteneğine uygun bir meslek, atalarımızın tabiriyle altın bilezik sahibi yapmalıyız. Hayatta herkesin yapabileceği bir meslek vardır. Mesele bunu doğru, zamanında tespit etmek ve bu doğrultuda eğitim almaktır.

Mesleki eğitimi konusunda; sorunlarımızı çözmeye, var olandan daha iyi bir noktaya ulaştırmaya kararlı, kamu-özel sektör ve ilgili tüm sivil toplum örgütleriyle birlikte topyekün bir seferberlik ilan etmeliyiz. Varolan eylem planlarını gözden geçirerek uygulanabilir hale getirmeliyiz.

Ülke genelinde mesleki eğitimin genel ortaöğretime oranı 30/70 civarındadır.(2) Okullaşma oranlarını arttırmak, var olan okullarımızın fiziksel yeterliliklerini yükseltmek, yeni alan ve dalların açılmasını sağlayabilmek için meslek eğitimine daha çok kaynak ayırmalıyız. Diğer eğitim alanlarına göre daha çok kaynak gerektiren meslek eğitimine ülkenin geleceği olarak bakılmalı hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamalıdır. Bu görevi sadece devletten beklemek doğru bir yaklaşım değildir. Her okulumuza sektörde faaliyet gösteren işletmelerde varolan makine-teçhizat ve donanımın satın alınması, bunların sürekli güncel teknolojik tutulması dünyanın hiçbir yerinde mümkün olmadığı gibi doğru ve gerekli değildir. Öyleyse; meslek eğitimi doğrudan istihdama dönük, işyerinde ve iş ortamında uygulama ağırlıklı yapılmalıdır. İşletme sahipleri öğrencilere daha çok staj imkânı sağlamalı, staj esnasındaki işbaşındaki eğitim çok ciddiye alınmalıdır. Mezunlara mesleki eğitim alırken girişimcilik ruhu da verilmelidir. Meslek hakkındaki bilgileri bilmek yetmez, bunları başarıyla uygulayabilmek gerekir. Uygulamalar üretime dönüşmeli, kaliteli üretmek, rekabet edebilir düzeyde üretmek, pazarda pay kapabilmek için marka haline gelmekte gerekiyor.

Mesleki eğitimi almış mezunlarla yapılan anketlere göre; mezunların daha çok küçük ve orta ölçekli işletmelerde çalışmaktadırlar.(3) Varolan ya da yeni kurulacak meslek ve teknik eğitim kurumlarımızı mutlaka sektörle irtibatlandırmalı, alan ve dalları işyerlerinin ihtiyacı doğrultusunda açmalı, uygulamalı eğitimin işyerinde yapılabilmesi, istihdama yönelik meslek eğitiminin gerçekleştirilmesine katkı sağlayacaktır. Eğitim ve istihdam birbirinden ayrılmaz iki temel unsurdur. Öğrencilerin meslekleriyle ilgili bilgi, beceri ve mesleki tutum ve iş alışkanlıklarını kazanmalarına iş ortamına daha fazla katılmalarına fırsat verilmelidir.

Mesleki Yeterlilik Kurumunun çalışmalarına başlamasıyla, ulusal meslek standartları belirlenmeye başlamıştır. Mezunlar belge alabilmek için akredite edilmiş kurumlarda sınavlara girmek zorunda kalacaklardır.

Kurumlarımız eğitimlerini standartlara uygun verme konusundan daha dikkat etmek durumunda kalacaklardır. Bir yanda iş arayan mezunlarımız diğer yanda nitelikli işgücü ihtiyacı olduğunu söyleyen sektörün bulunması sistemde aksamalar olduğunun ilanıdır. Toplam kalite yönetimi yaklaşımıyla, mezun ettiğimiz öğrencileri işe alacak sektörü dış müşteri kabul edebiliriz.

Mezunlarımızın yeterlilikleri tartışma konusu yapılıyor ve işe alınmıyorsa; müşteri üründen memnun değildir. Verilen mesleki eğitimin kalitesi, eğitim alan kişinin ülke dışından dünyanın herhangi bir yerinde mesleğini icra edebilecek düzeyde olmalıdır.

Yaş itibariyle örgün eğitim dışına çıkmış olan bireylere yönelik, hayat boyu öğrenme kapsamında mesleği olmayanlara bir meslek, değiştirmek isteyenlere yeni bir meslek, var olan işinde kendisinde eksiklik hissedenlere yeni yeterlilikleri yaygın eğitimde meslek kursları yoluyla kazandırılmaktadır. Mesleki Eğitim Merkezleri bu konuda yeniden konumlandırılmalıdır.

Mezunlarımızın eğitim aldıkları alanlarda istihdam edilebilmeleri için Kanunlarda var olan mesleki eğitim görmüş ve belge sahibi olma şartı mutlaka aranmalıdır.

Bağışçı ve hayırseverlerin var olan desteğinin artarak sürmesi için gerekli şartlar yerine getirilmelidir. Özel sektörün mesleki eğitime yatırım yapılması ciddi biçimde teşvik edilmelidir. Eğitime katkı konusunda özel sektörün desteğinin teşvik edilmesi, mesleki eğitimin medya desteğiyle önemi konusunun sürekli gündemde tutulması önemlidir. Toplumun her kesimine mesleki eğitim tanıtılmalı, teşvik edilmeli ve bilhassa gençler için ilgi çekici hale getirilerek özendirilmelidir.

Mezunların önemli bir kısmı alanında yükseköğretime devam etmek istemektedir. Buna olanak sağlayacak sınavdaki katsayı uygulamasının biran önce açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Türk Gencinin; iş arayan değil iş kuran, arayan değil aranan eleman haline getirilmesi için ne gerekiyorsa elbirliğiyle yapılmalıdır. Meslek lisesi memleket meselesini slogan halinden eyleme dönüştürmeliyiz.

(*) Elektronik Uzman Öğretmeni – İşletme Sosyal Bilim Uzmanı
———————————————————————————————————-
(1) Dr.Necdet KENAR-MESS MERCEK Dergisi, Ekim-2009 sayısı
(2) MEB ve ÖSYM istatistikleri (2008-2009)
(3) http://emezun.meb.gov.tr/ -mezun anketleri

Facebook Yorumları
Erol DEMİR
Erol DEMİR hakkında 17 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz