Robotlarla Yaşamak

Robotların insan ve çalışma hayatına girmesiyle birlikte yürütülen çalışma ve tartışmalar temelde iki noktada yoğunlaşmaktadır. Birinde, tüm robot geliştirme çalışmalarında gelecekte insanların yerine geçecek robotlar tasarlanmaya çalışılırken diğerinde insan becerilerini ve çalışmalarını desteklemeye çalışan robotlar geliştirilmektedir. Birinde insan olmadan, insan gibi düşünmeye çalışan yapay zekâya dayalı kendiliğinden karar verebilen robotlar insan hayatında yerini almaya başlarken diğerinde sürekli tekrar eden ve fiziksel güce dayanan insan yaptığında onu yoran ve yıpratan faaliyetleri yapabilen robotlar üretilmektedir. Hangi çalışmalar doğru diye sorup bir çırpıda cevaplamak oldukça zor görünüyor. Diğer yandan bunun iş gücüne ve istihdama yansıması hesap edilmeye çalışılıyor.

Sanayi 4.0 ile birlikte yeniden gündemin ön sıralarına taşınan bu konuda aslında uzun zamandan beri çalışmalar sürmektedir. Her ne kadar otuz yıl önce şu an elimizde olan elektronik cihazlarla yapabildiklerimizi o günlerde hayal bile edemesek de bugün hayallerin ötesine geçildiğine şahit olmaktayız. Akıllı makineler olarak da isimlendirilen robotlar, uzun zamandır mavi yakalı saha çalışanlarının bir kısmının yerini zaten aldılar. Acaba beyaz yakalı ofis çalışanlarının da yerini alabilirler mi? Bizim adımıza kararlar alabilirler mi? Onlar mı bizi idare edecek biz mi onları? Bu soruları çoğaltabiliriz de. Yeni durumun bugün hayal bile edemediğimiz yeni meslekleri gündeme getireceği, istihdamı da azaltarak olumsuz etkileyeceği ve arz talep dengesini ve nitelikleri değiştireceğine büyük bir kesim kesin gözüyle bakmaktadır. Bilgisayar uzmanlarının bir kısmı da en geç 2045 yılında insanlar tarafından yapılan işlerin çoğunun sona ereceğini iddia etmektedir. Bu iddialara rağmen son otuz yılda Amerika’da istihdam artmaya devam etmiştir. Merkezi Almanya’da bulunan Uluslararası Robotik Federasyonu (IFR) raporlarında; robot üretiminin ekonomiyi canlandırdığı, işsizliği artırmak bir yana istihdama katkı sağladığını savunmaktadır. 2020 yılı itibariyle dünya genelinde robot sektörü 1,9 – 3,5 milyon arasında yeni istihdam oluşturacağı iddia edilmiştir. İnternet dünya genelinde, işsiz kalan her insana karşılık 2,6 kişiye istihdam oluşturmaktadır. Asıl üzerinde önemle durulması gereken konu iş gücünün niteliklerini bu gerçeklikler üzerine kurgulayarak mesleki eğitimi yapılandırmaktadır. Sanayide üretimde kullanılan robotlar bir gün hizmet sektöründe de yer alacaklar mı? Mesela hasta ve yaşlı bir insana robot bakabilecek mi? Kasiyer olmadan alışveriş yapmaya, pompacı olmadan benzin almaya, sürücüsü olmayan metrolara binmeye başladık. Sürücüsünün yorgun veya dikkatinin dağıldığını tespit ederek önlemleri alan, otoyolda çizgi takip eden, öndeki araca çok yanaştığında otomatik fren yapan araçları zaten kullanmaya başladık. Bunun yanında Avrupa ve Amerika’da sürücü olmayan otomobillerin geceleri geliştirme ve deneme amaçlı sürüşlere başlandığı belirtilmektedir.

Hala insanlar için zor olan şeyler bu akıllı makineler için kolay, makineler için zor olan basit şeyler ise insanlar için çok kolay. İnsan hareketleriyle karşılaştırıldığında hala robotlar sevimli, estetik ve sempatik değiller. Robot hatasından zarar gören bir insan için kim sorumlu tutulacak ve yargılanacaktır. Tümüyle robot teknolojisine geçen firmalar için özel yasalar çıkarılması da gerekecektir. Çalışandan alınan vergi gibi çalışan robotlardan da vergi kesilecek mi? Çeşitli amaçlarla insansız hava araçları kullanılmaya başlanmış olsa bile hangimiz yurtiçi veya yurtdışına pilot olmayan bilgisayar tarafından kullanılan bir uçağa binmeye cesaret edebiliriz. Mesela ilkokula başlayacak çocuğunuzu sınıf öğretmeni olarak bir robota mı teslim edeceğiz? Belki de önce biz robotları üniversitede öğretmen olarak eğiteceğiz/yazılımla yapay zekâyla donatacağız sonra haydi okullara görev başına mı diyeceğiz. Biraz ütopik mi geldi? Aslında Google araması ayakları kolları olmayan hareket etmeyen bir robot değil mi?

Robot teknolojisini yoğun kullandığı bilinen Toyota, son dönemde geriye dönerek üretim süreçlerinde çalışan insanları artırma kararını alırken otomasyonla çalışan fabrikaların kendini geliştiremediğini fark etti. Çünkü geçmişte her şeyi yapabilen üstün yetenekli ustalara sahipti. Şimdi tekrar fabrikalarına esneklik ve yaratıcılık katabilecek el emeği yoğunluklu yüzlerce alanı yeniden hayata geçirmektedir.

19. yüzyılda rekabet makineler ile kas gücü arasındayken şimdi rekabet makineler ile insan beyni arasında sürmektedir. Tüm sorulara verilen ortak cevaplarda; insanın yaratıcısının ona verdiği yeteneklerde sınır olmadığından robotlar tarafından karşılanan ihtiyaçlarımız ya da işlerimiz dışında sağlık ve mutluluk içinde yaşam sürmek için yeni yollar da bulabiliriz bulmalıyız. Zira bundan kaçış yok. Artık insanın teknoloji geliştirmeye katkısı olduğu kadar teknolojinin insanların gelişimine yardım ettiği görülmektedir.

Gelecek nesillerin şimdiki ilkokul öğrencileri olduğunu düşünecek olursak onların basit elektronik set ve kitlerle robotik devreler ve kodlama çalışmalarına okullarımızda başlanmış olmasını robotlarla sosyal uyumda çok da zorlanmayacaklarını söyleyebiliriz. Dünya Ekonomi Forumu 2017 Davos Toplantısında yayınlanan “Geleceğin İş Gücünü Yaratmak” raporuna göre; bugünün çocuklarının gelecekte çalışacağı işlerin yüzde 65’i henüz tanımlanmamış, halen çalışanların beş yıl içinde yaptıkları işin bir kısmının tamamen otomasyona dönüşeceği, bu dönüşümün yeni fırsatlar yaratacağı beklenmektedir. Yakın gelecekte en çok iş fırsatı olacak meslekler ve sektörler; dijital dönüşüm liderliği, biyoteknoloji mühendisliği, genetik mühendisliği, kodlama ve yazılım mühendisliği, dijital tasarımcılar, online eğitim sektörü çalışanları, e-ticaret çalışanları olacağı tahmin edilmektedir.

*(Bu yazı, Gedik Üniversitesi tarafından çeviri olarak yayınlanan John Markoff’un yazdığı Sevgi Dolu Makineler adlı kitaptan faydalanılarak hazırlanmıştır.)

Facebook Yorumları
erdem4103
erdem4103 hakkında 1 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz