TEOG Yerine Gelecek Sınav Sistemi

Hepimizin bildiği gibi, yakın zamanda liselere giriş sınavı ile ilgili yeni bir değişiklik yapıldı ve TEOG kaldırıldı. Sınavsız bir yerleştirme nasıl olacak tartışması bir süre devam ettikten sonra MEB yeni sistemi açıkladı: Sınav yalnızca nitelikli okullara girmek isteyen öğrenciler için geçerli olacak, bu sınava girmek istemeyen öğrenciler evine yakın 5 okulu tercih edecek. Bakanın nitelikli okul ifadesi de farklı tartışmalara neden oldu. Ama ben bu yazımda bundan bahsetmeyeceğim. Bu başka bir yazının konusu olabilir. Ben burada daha çok sınav türü ve sınavın kapsamı üzerinde durmak istiyorum.

TEOG’un kaldırıldığı ilan edildiği zaman bile sınavsız bir yerleştirmenin mümkün olmayacağı belliydi. Türkiye gibi genç nüfusu fazla, Bakanın da ifade ettiği gibi nitelikli okulun az ve iyi bir eğitimin daha iyi bir yaşam için gerekli olduğu bir ülkede sınavsız lise ya da üniversite girişi imkansız görünüyor. Bakan sınavın yanı sıra, öğrencinin akademik başarısı, sosyal gelişim puanı, vb. ölçütlerden de söz etmiş. Ama yine de bir sınav olacak. Yeni öne sürülen sistemin TEOG sistemine göre, en azından nitelikli okullara girme iddiası olmayan öğrenciler için daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Peki bu sınavın türü ve kapsamı nasıl olmalı?

Sınav 60 sorudan oluşacakmış ve 90 dakika olup tek oturumda gerçekleştirilecekmiş. Tek oturum fikri mantıklı görünmekle birlikte, sınav çoktan seçmeli sorulardan oluşacaksa ve bu sorular, ülkemizde çoğunlukla yapıldığı şekliyle bilgi, kavrama ve uygulama düzeyinde düşünmeyi ölçecekse 60 sorunun, 8. sınıftaki (sınav sorularının 8. sınıf konularından oluşacağını varsayıyorum) tüm kazanımları ölçme açısından yetersiz olacağını düşünüyorum. Kazanımların tümünü ölçmeyecek bir sınavın kapsam geçerliliği de düşük olur.

Açık uçlu sınav tartışması da bir ara gündeme geldi. Fakat bu durum, soruların cevabı için belirlenecek ölçütler ve bu sınavı değerlendirecek uzmanların farklı görüşlerde olması durumunda nasıl bir yol izleneceği sorularını da akla getiriyor. Bu sorular açıkça belirlenip cevaplanmadıkça ve bu süreç iyi bir şekilde planlanmadıkça açık uçlu bir sınav daha büyük sorunları ve adaletsizlikleri de beraberinde getirir.

Bu durumda çoktan seçmeli bir sınav en uygun seçenek gibi görünüyor. Zaten bu hep böyle oldu. Ama gördüğüm kadarıyla, sınavın hazırlanış ve yapılış şeklindeki sorunlar çoğunlukla çoktan seçmeli sınavın kendisine mal ediliyor. Çoktan seçmeli test üst düzey becerileri ölçemez gibi genel bir kanı var. Ben bu genellemeye karşı çıkıyorum. Açık uçlu sorular bu üst düzey düşünme becerilerini ölçmek için daha uygun bir yöntem, bu doğru. Ama bir sınıf öğrenciden söz etmiyoruz, tüm Türkiye’deki öğrencilerin gireceği bir sınavdan söz ediyoruz. Yukarıda sıraladığım zorluklar nedeniyle çoktan seçmeli sınav zorunlu görünüyor.

Çoktan seçmeli sorularla üst düzey düşünme becerilerini ölçmek mümkün mü? Elbette mümkün, sadece ülkemizde yapılan lise ve üniversite giriş sınavlarında pek uygulanmıyor. İyi düşünülerek hazırlanmış çoktan seçmeli bir soru analiz, hatta değerlendirme düzeyinde bir düşünmeyi ölçebilir. Sentez sorusu daha zor olmakla birlikte, bunu hazırlamak da imkansız değil.

Ölçme-değerlendirme derslerinde ilk anlatılan konular, ölçme ve değerlendirme sonuçlarının amaçları ve hedef kazanımları temsil ettiği, öğrencilerin durumu hakkında bilgi verdiği ve eğitim-öğretimle ilgili kararları şekillendirdiği bilgileridir. Bu bilgilerden yola çıkarak ölçme-değerlendirme yöntemlerinin, öğrencilerin ve velilerin hangi bilgi ve becerilere ağırlık vereceği yönündeki davranışını belirleyeceğini söyleyebiliriz. Zaten uygulamada da bu böyle oluyor. Müfredatta bilgi, beceri ve değerlere yönelik kazanımlar ve öğretim planları ile ders kitaplarının içeriği ne olursa olsun öğrenciler sınavda çıkabilecek sorulara yönelik hazırlanıyor ve veliler de öğrencileri buna yönlendiriyor. Bu durumda yapılacak sınavın belirlenen amaç ve hedef kazanımları ölçecek şekilde hazırlanması zorunlu oluyor.

Yine bildiğimiz gibi, PISA ve benzeri uluslararası çapta yapılan sınavlar ve öğrencilerimizin bu sınavlardaki başarıları çok tartışılan konular arasında. Bu sınavlarda istenen başarıyı elde edemememizin birçok sebebi var elbet. Ama bence bunlardan biri, hatta belki başta gelen sebeplerden biri, öğrencilerimizin bu sınavlarda sorulan soru tiplerine alışık olmaması. Bu durumda eğer PISA gibi sınavların 21. yüzyıl için gerekli bilgi ve becerileri ölçtüğünü düşünüyorsak öğrencilerimizi bu tür sınavlara daha çok sokmamız gerekir. Bunun yolu, sınıfta öğretmenlerin uyguladığından, tüm ülkedeki yerleştirme sınavlarına kadar birçok sınav türünde PISA vb. testlerdeki soru tiplerine benzer sorular hazırlamak gibi görünüyor. Bu yolla hem amaç ve hedef kazanımlarımızı yeniden şekillendirir, hem de öğrencilerimizin hedeflediğimiz bilgi ve becerilere sahip olmasının yolunu hazırlamış oluruz.

Unutmamalıyız ki, ölçme ve değerlendirmeyi öğretim sürecinden bağımsız düşünemeyiz. Bu durumda ölçme ve değerlendirme sistemindeki planlı ve uygun bir değişiklik tüm eğitim-öğretim sürecini olumlu yönde etkileyecektir.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz