Yerli ve Milli Eğitim Sistemi

‘Montesorri eğitim sistemi uyguluyoruz’ diyor kibar bir hanım; arkadaşımın mini mini kızı için ana okullarını dolaşırken. Waldorf sistemi ile çocuklarınız mükemmel eğitim anlayışının yanı sıra 2 yabancı dil de öğreniyor diyor bir başkası.

X sistemi en mükemmeli, Y sistemi harika…. Bütün gün farklı farklı yabancı isimler dökülüyor dudaklardan.

‘Peki, siz çocukları ileride Avrupa ya da Amerika’da mı okutacaksınız’ diye soruyorum kafasının çok karıştığını söyleyen arkadaşıma. O şaşkınlık ile bana bakıyor. ‘Hayır tabi ki o da nereden çıktı. Türkiye’de okuyacaklar’ diyor. ‘Yani bu ülkede okuma yazma öğrenecek, bu ülkenin sistemine göre yetişecek, bu ülkede istediği okula gidebilmek ya da istediği mesleği yapabilmek için milyonlar ile yarışacak’ diyorum.

‘Ne demek istiyorsun açık konuşsana’ diyor.

‘Daha nasıl açık konuşayım ki; bak şöyle anlatayım’.

Diyorum ki; eğitim sadece çocuğun okula gidip gelmesi, yabancı dil, yüzme, matematik gibi derslerin gerektirdiği davranışları kazanması değildir ki. Eğitim kültürün bir getirisi ve parçasıdır.

Yeni Zelanda’da bir okul cinsiyetçilik algısını kaldırarak, kadın ve erkeğin tamamı ile eşit olduğu vurgusunu rehber alarak yeni bir sistem uyguluyor.

Ana sınıfından itibaren çocukların cinsiyet ile ilgili bütünsel bir algı oluşturabilmeleri için kız ya da erkek ayırt etmeden hepsine etek giydirme, tırnaklarını boyama ya da hepsinin eline çekiç-çivi, kazma- kürek verip toplumda erkek işi olarak görülen işlerin cinsiyet gözetmeksizin yapılabileceğini gösteren dersleri mevcut. Kadın ve erkek için toplumsal tabu olarak görülen bazı davranış ve kavramların oluşmasını engellemek hedefleniyor. Yapılan röportajlarda velilerin çok memnun olduğu, birbirlerine okulu tavsiye ettikleri ve okul mevcudunun gün geçtikçe arttığı belirtiliyor. Bu uygulamanın Türkiye’de yapıldığını düşünsene; ortalık ayağa kalkar. Ama Yeni Zelanda’da çok beğeniliyor. İşte bahsettiğim konu tam olarak bu.

Yani diyorum ki; eğitim kültürün ayrılmaz bir parçası ve lokomotifidir. Herhangi bir eğitim sistemi mutlaka uygulandığı ülkenin şartlarına, toplumsal yapısına, mevcut ve gelecekte olan imkânlarına uygun olmalıdır ki başarılı olabilsin. Elbette uygulanmış ve dünya üzerinde kıymet görmüş sistemler vardır. Lakin bunları kendi kültürüne adapte etmeden uygulamak eğitimin değil ticaretin bir parçası olabilir.

Diyorum ki; işte bu yüzden tam da Milli Eğitim Bakanımız bu konuya değinmişken; kendi değerlerimize, kendi kültürümüze ve milli karakterimize uygun, tabi ki dünya gündemi ve teknolojik gelişmeler ile paralel bir sistem üzerine kafa yorma zamanıdır.

Ve yine diyorum ki; bizi başarıya götürecek olan bu topraklarda yaşayan, üreten, bu milletin özelliklerini bilen insanların üreteceği sistemler olacaktır.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz