2021-2022 Verileri İle Türkiye’de Ana Dil ve İkinci Dil Eğitimi

Global olarak gerçekleştirilen, dil çalışmaları konusunda Türkçe dışındaki ana dillerin kullanım yaygınlığı ve eğitimine dair anket oluşturan Sosyo-Politik Alan Araştırma Merkezi tarafından yakın zamanda yapılan bir anketin sonuçlarına göre, katılımcıların % 87,7’si eğitimin okul öncesinden itibaren ana dilde olması gerektiğini belirtmişlerdir. Peki ülkemizde bu durum nasıl?

Sosyo-Politik Alan Araştırma Merkezi, ülkemizde Türkçe dışında ana dil kullanımı ve anadilde eğitimin yaygınlığına ilişkin araştırmasında elde edilen verileri paylaşmıştır.

Gündelik hayatta ana dil kullanımına ve eğitim hayatındaki yerine ilişkin yaklaşım, talep ve önerileri öğrenmeyi hedefleyen araştırmada esas olarak ortaokul düzeyindeki okullarda, “Yaşayan Diller ve Lehçeler Seçmeli Dersi” kapsamında belirli süredir yürürlükte olan derslerin durumuna ilişkin yaklaşım, algı ve eğilimlerde ölçülmeye de çalışılmıştır. Yapılan bu anket çalışması ülkemizde; İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Mersin, Adana, Antalya, Gaziantep, Adıyaman, Diyarbakır, Van, Mardin, Şanlıurfa, Batman, Şırnak, Hakkâri, Dersim, Muş ve Ağrı illerinde ağırlık göstermiştir.

Gündelik hayat sürecinde anadillerini kullanıp kullanmama konusunda yapılan anket maddeleri ise;

1.“Eğitim Kurumlarında Anadilinizi Konuşurken Tedirgin Olduğunuzu Hissediyor Musunuz?
Evet Kısmen Hayır
% 58,6 % 20,9 % 20,5

 

2. Sağlık Kurumlarında Anadilinizi Konuşurken Tedirgin Olduğunuzu Hissediyor Musunuz?”
Evet Kısmen Hayır
% 49,0 % 26,1 % 24,9

 

3. “Devlet Dairelerinde Anadilinizi Konuşurken Tedirgin Olduğunuzu Hissediyor Musunuz?”
Evet Kısmen Hayır
% 64,8 % 19 % 16,2

 

4. “Toplu Taşıma Araçlarında Anadilinizi Konuşurken Tedirgin Olduğunuzu Hissediyor Musunuz?”
Evet Kısmen Hayır
% 35,3 % 20,4 % 44,3

 

5. “Sosyal Medyada Anadilinizi Konuşurken Tedirgin Olduğunuzu Hissediyor Musunuz?”
Evet Kısmen Hayır
% 35,7 % 22,6 % 41,7

 

6. “İş Ortamında Anadilinizi Konuşurken Tedirgin Olduğunuzu Hissediyor Musunuz?”
Evet Kısmen Hayır
% 33,5 % 25,8 % 40,7

 

7. “Sokakta Anadilinizi Konuşurken Tedirgin Olduğunuzu Hissediyor Musunuz?”
Evet Kısmen Hayır
% 21,9 % 21 % 57,1

 

8. “Sosyal Çevrenizde Anadilinizi Konuşurken Tedirgin Olduğunuzu Hissediyor Musunuz?”
Evet Kısmen Hayır
% 15,9 % 17,5 % 66,6

 

Anketlere verilen cevaplar ışığında;

Talepte bulunmayanlar arasından ise ana dillerinde neden eğitim talep etmediklerine ilişkin soruya % 23,8’i “böyle bir seçmeli ders olduğunu bilmediklerini”, % 21,6’sı “Yaşayan diller seçmeli dersi kapsamında ana dillerinde eğitim almayı tercih ettiklerinde çeşitli nedenlerle reddedildi” yorumunu getirmişlerdir. % 17,8’i “Tercihlerinin okul idaresi tarafından incelenmediğini ve çocuklarının farklı bölümlerde eğitim gördüklerini” belirtmişlerdir. Ankete katılanların % 14,8’ine göre “Çocukların ilgili ders seçiminde uygun yaşta olmadıklarını” dile getirmişlerdir. “Yaşayan diller ve lehçeler kapsamında verilen seçmeli derslerin ana dillerin öğrenilmesine katkı sağladığına” % 11,8’i inanmamış, % 6,6’sı çocuklarının bunun sonucunda “ayrımcılığa maruz kalabileceğinden” endişe duyduğunu dile getirmiştir.

Genellikle ana dili öğretimi ile ilgili problemler uzun süredir çözüm bekleyen ve her zaman bu sorunlara hep yenisi eklenmektedir. Bu sorunlar bazen köklü eğitim kurumlarında, üniversitelerde ve araştırma merkezlerinde dile getirilmekte ve Ar-Ge faaliyetleri uygulanmaktadır. Fakat Ar-Ge faaliyetleri yapılırken gözden kaçan ve telafi edilmesi uzun süren bir takım sorunlarda doğabilmektedir. Ana dilin sadeleşmesi ve ikinci dilde eğitim üniversitelerde ve diğer eğitim kurumlarında tartışılan problem arasında yer almaktadır. Ayrıca bazı kesim ana dildeki yabancı sözcüklerin çıkarılması ve çıkarılan sözcükler yerine yeni sözcüklerin meydana getirilmesini savunurken, başka kesim ise globalleşme sürecinde yabancı sözcüklerin dilde yer almalarını önlemenin çok zor olduğunu dile getirmiştir. Son zamanlarda değerli uzman ve akademisyenler; ikinci dil öğretimin önemini ve ikinci dil öğretimindeki beklenen problemlere çözüm yollarını araştırmayı literatürde önemini belirtirken, ikinci dilde eğitime inanmakta ve her ülkede ana dilin bir bilim dili olamayacağını da belirtmişlerdir.

Anketlere verilen cevaplar ışığında yorumlara devam ettiğimizde;

“Ana dilde eğitim mi istiyorsunuz?” sorusuna katılımcılar % 98,7’si evet,% 1,3’ü hayır cevabını vermiştir. Yaşayan diller ve lehçeler seçmeli derslerinde eğitimin etkinliği sorusuna ise % 68,5’i “Çok Yetersiz”, % 19,7’si “Yetersiz”, % 10,1’i “Kararsızım”, % 1,3’ü “yeterli” ve % 0,4’ü “Yeterli” cevabını vermiştir.

Bir ülkede ana dili bir milletin kimliğini, kültürünü ve iklimini gösteren önemli bir araçtır. Literatürdeki çalışmalar incelendiğinde ana dili öğretimi çoğu ülkelerde sorun hale gelen en önemli konulardan birisidir. Bu sebeple ana dili öğretimi bir devlet politikası olarak ele alınmalıdır.

Anketlere verilen cevaplar ışığında yorumlara devam ettiğimizde;

Ana dilin eğitim süreci ile ilgili % 87,7’si okul öncesi yıllardan itibaren ana dilinde eğitim verilmesi gerektiğini, % 8,1’i ilkokuldan itibaren anadilinde eğitim verilmesi gerektiğini, % 2,8’i ise anadilinde eğitim verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca ana dili derslerinin ve seçmeli derslerin yeterli olduğunu da ifade etmişlerdir.

Ana dili öğretimi yapılırken tıpkı ikinci dil eğitiminde dikkat edilmesi gereken kurallar gibi;

  • Dilin yaşayarak öğrenmenin gerektiğini unutmamalı ve kazanımlar bu ilkeye göre tasarlanmalı ve uygulanmalıdır.
  • Öğrencinin öğrenme yaşantısına uyumlu, özgü ve özelliklerine uygun bir yapı hazırlanmalıdır.
  • Beceriye yer verilmeli, kazanımların her maddesinde dili öğrenme sürecinin iki yönlü olduğu unutulmamalı, dilde dört temel beceri (okuma, yazma, dinleme, konuşma) dikkate alınmalıdır.
  • Okulda ve sınıf ikliminde okul içi etkinliklere yer verilmeli ve ulusal – uluslararası projelerde gönüllük esasında topluluklar oluşturulmalıdır.
  • Dil öğretiminde test yoluyla ölçme tekniğine sık başvurulmamalıdır.

Ana dil öğrenirken aynı zamanda okumaktan keyif alan, basit düzeyde bile olsa duygularını, düşüncelerini yazıya döken, kendini çok iyi bir şekilde tanımlayabilen, iletişim becerileri gelişmiş bireylerin yetişeceğine elbette inanıyoruz

Ayrıca ana dili ve ikinci dil eğitiminin okullardaki amacının öğrenci iklimi yönünde kritik edilmesi, amaç, hedef ve sonuç oluşturulması, varsa amacın daha anlamlı hale gelmesine, etkinleştirilmesine, içselleştirilmesine katkıda bulunmak eğitimciler açısından son derece önemli bir eylemdir.

Sefa SEZER

İngilizce Öğretmeni

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.