1. Anasayfa
  2. PDR

Anne-Çocuk Bağlanmasına Kuramsal Bakışlar

Anne çocuk bağlanmasına psikoloji bilimi kuramları çerçevesinde mi bakalım, yoksa geleneksel bir bakış da bizi çıkışa götürür mü? Belki bir bireyin tüm hayatını etkileyebilecek bu temele en fazla bir kaçış rampası olabilecek niteliktedir kuramlar.

Anne-Çocuk Bağlanmasına Kuramsal Bakışlar
0

Ailenin temelini oluşturan anne-çocuk bağlanmasında psikoloji tarihinin önemli kuramcıları bugünkü yaklaşımların temelini oluşturacak altın değerinde bilgiler sunmuş bilim dünyasına. İyi bir anne olabilmek veya tüm bunların ötesinde aile içi ilişkilerin özünü kavrayabilmek bazen kuramcıların meseleye dair bakış açılarını bilmekten de geçiyor. Tabi bazen de tüm bu kuramların ötesinde annelerin çocuk yetiştirirken “bilimmiş, kurammış hepsi bir yana annem/ anneannem şöyle demişti, haklıymış” dediklerini duyuyorum :). Ancak biz bu yazıda bilimin ışığında anne-çocuk bağlanmasına değinmek istiyoruz. Aşağıda sunduğumuz bilgiler çeşitli kuramcıların kitaplarından, bilimsel dergi ve tezlerin araştırma makalelerinden bir derlemedir. Kaynakçalarıyla beraber vereceğimiz bu bilgileri dilerseniz orijinal kaynaklarından daha detaylı araştırabilirsiniz. Keyifli okumalar…

Anne-çocuk bağlanması, doğumdan itibaren ilk bir yıl içinde gelişen önemli psikolojik süreçtir. Sosyal destek ve annenin ruh sağlığı bağlanmayı önemli ölçüde etkilemektedir. Her yaşta insanın ruhsal gereksinimleri arasında, önemli iki temel gereksinim vardır: birincisi sevmek ve sevilmek, ikincisi ise kendisi ve başkaları için değerli olmak. Sağlam ve sağlıklı kişilik gelişmesi için çocuğun gereksinimlerini kendi kendisine doyurabilme yetenek ve sorumluluğunun gelişmesine olanak sağlanması gereklidir.

Freud’a göre annenin bebeğin hayatında önemli bir rolü vardır. Bu döneme annesiyle sıcak, sevecen ve güven verici bir ilişki yaşayan çocuğun, kuramsal olarak, yaşamı boyu diğer insanlarla da benzer nitelikte ilişkiler kurabilmesi beklenir. Nefret, ceza, red, ilgisizlik vb. koşullarda yetişen çocuk için Adler, istenmeyen çocuk terimini kullanır. Böyle bir çocuğa sürekli olarak istenmediği, kötü, aptal ya da çirkin olduğu söylenir. Bu koşullarda yetişen çocuğun durumundan etkilenmemesi ve eksiklik duygularına kapılmaması beklenemez.

Fromm (1995)’a göre, anne yaşama güven duymalıdır; bu yüzden aşırı huzursuz olmamalı, huzursuzluğunu çocuğa geçirmemelidir. Annelik yaşamının yarısını çocuğun bağımsız olması, sonunda kendinden ayrılması isteği doldurmalıdır. Çocuğun, annenin koşula bağlı olmayan sevgi ve ilgisine hem beden hem de ruh bakımından ihtiyacı vardır.

Erikson’a göre (1968) güvene karşı güvensizlik evresinde annenin kendisini sevdiğinden, bırakmayacağından emin olan çocuk, annesine ve çevresindeki dünyaya güvenir. Çocukta iyimserlik ve mutlu olmanın temelleri atılır. Sonuç olarak çocuk, kendini sevilmeye değer bulur. Verileni alırken bir yandan da verebilmek için gerekli benlik temelini oluşturur. Aksi durumda ise anne ya da annenin yerine geçen yetişkin tarafından, reddedilen, soğuk davranılan, ihtiyaçları yerinde ve zamanında sevgiyle karşılanmayan çocuk kendisine ve çevresindeki dünyaya karşı güvensiz bir tutum içinde olur.

Horney’e göre çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirebilmesi için çocuğa sevgi, destek ve anlayış sağlayan bir ortam sunmak gereklidir. Nevrotik çocuk, kendisini reddedilmiş ya da reddedilebilir hissettiğinden, davranışları güvenlik sağlama amacına göre düzenlenir. Davranışların yalnızca yönü değil, niteliği de değişir. Yetersizlik duygularının altında ezildiğinden, sürekli bir korunma çabası içindedir. Kendisine doyum sağlamak için değil, zorunlu olduğu için eyleme geçer. Bundan ötürü, kendisine de, diğer insanlara da güvenemez ve destek alamaz. Dolayısıyla, giderek, yalnızlık ve çaresizlik duygularına gömülür.

Bandura (1977)’ya göre çocuklar başkalarını gözlemleyerek ve yaptıkları davranışları yaparak davranış şekilleri kazanırlar. Model çocuk tarafından ne kadar güçlü ve kendine yakın algılanırsa model alınan davranış o kadar kalıcı olmaktadır. Sosyal davranışların gelişimi büyük ölçüde çocukların bir takım özel yaşantılarından etkilenir. Bireysel yaşantıları sırasında çocuklar hem yardımseverlik, işbirliği gibi olumlu sosyal davranışları hem de saldırganlık davranışlarını kazanırlar.

Diğer kuramcıların aksine bir kuramın içerisinde değil de başlı başına bir bağlanma kuramı ortaya atan Bowlby’nin kuramında bağlanma stillerine şöyle yer verilmiştir:

Güvenli bağlanma (secure attachment): Anne güvenin temelidir. Annenin ayrılması ile çocuğun aşırı stres sergilediği, oynamayı bıraktığı gözlenir. Ancak annenin gidişine gösterilen tepki annenin dönmesiyle sona erer. Anne döndükten sonra çocuk kısa süre sonra rahatlar, anne ile temasa geçer ve çevreyi araştırmaya ve oyuna devam eder . Güvenli bağlanma geliştiren bebeklerle, aynı çocuklara üç buçuk yaşındayken yöneltilen toplumsal, çekici, meraklı, liderliğe eğilimli ve çevresindekilerle etkin biçimde ilgili gibi betimlemeler arasında bir ilişki bulunmuştur.

Güvensiz-kaçıngan bağlanma (insecure-avoidant attachment): Çocuk annenin gidişine nadiren ağlar ve anne geri geldiğinde bir araya gelmekten kaçınır. Bu çocuklar ayrılığa pek fazla tepki göstermez, karşı çıkmazlar. Ancak anneleri dönünce ona fazla yakınlaşamaz ve rahatlayıp oyunlarını sürdüremezler.

Güvensiz kaygılı-ambivalant bağlanma (insecure-anxious attachment): Burada söz konusu olan çocuklar, ayrılıktan önce kaygılı olup, anneden ayrılma ile yoğun olarak stres yaşayan çocuklardır. Buna karşın anneleri tekrar geldiğinde, annelerine karşı ambivalant davranışlar gösterirler. Ayrılığa tepki gösterip, protesto eder, anne dönünce de sakinleşmez, anneye yapışırlar ve oyun oynamayı reddederler.

Kaynaklar

  • Banu Yazgan İnanç, E. E. (2019). Kişilik Kuramları. Ankara: Pegem Akademi.
  • Banu Yazgan İNANÇ, M. B. (2018). Gelişim Kuramları. M. B. Banu Yazgan İNANÇ içinde, Gelişim Psikolojisi (s. 41). Ankara: Pegem Akademi.
  • Fulya Cenkseven Önder, O. K. (2009). Ön Ergenlerin Olumlu-Olumsuz Mükemmeliyetçilik Düzeylerinin Anne-Çocuk İlişkisini Algılamaları Açısından İncelenmesi. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 263-274.
  • Göktaş, İ. (2013). Aile katılımı ve sosyal beceri eğitimi programlarının tek başına ve birlikte 4-5 yaş çocuklarının sosyal becerileri ve anne- çocuk ilişkileri üzerindeki etkisinin incelenmesi. Denizli: Pamukkale Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Projeleri Koordinasyon Birimi (PAUBAP).
  • Işık, Ş. (2018). Yaşam Boyu Gelişim. Ş. Işık içinde, Psikolojiye Giriş (s. 232). Ankara: Pegem Akademi.
Facebook Yorumları

Nisa Gögebakan Psikolojik Danışman. Yazmayı seviyor. Münzevi bir mütecessis yahut tüm etiketlerin ötesinde sadece bir insan...

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.