Ara Tatil ve Nefes Almaya Öğrencilerimizle Birlikte Evet Diyoruz!

Herkese Merhaba,

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında ‘Yeni Eğitim-Öğretim Çalışma Takvimi Modeli’ni açıkladı. Bakan Selçuk, yeni modelle ilgili, “13 haftalık yaz tatilinin 2 haftası, nisan ve kasım aylarında 1’er haftalık ara tatil olarak yapılacak” dedi.

‘TATİL SÜRESİ KISALMAYACAK’

Konuyla ilgili bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, yeni çalışma takvimiyle tatil ve okul zamanlarının daha dengeli hale geldiği belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

“13 haftalık yaz tatili süresi, öğrencilerin öğrenme motivasyonlarını kaybedecek kadar okuldan uzaklaşmamaları için 11 hafta olarak düzenlendi. Yaz tatilinden alınan 2 hafta ise Nisan ve Kasım aylarında 1’er haftalık ara tatil olarak verilecek. Yeni modele göre artık okullar bir hafta erken açılacak, bir hafta daha geç kapanacak. Ancak bu durum toplam tatil süresini kısaltmayacak. 2019-2020 eğitim öğretim yılı 9 Eylül 2019’da başlayacak. 18-22 Kasım 2019´da ilk ara tatil yapılacak. 25 Kasım´dan 17 Ocak´a kadar birinci dönem devam edecek. Yarıyıl tatili 20-31 Ocak 2020 tarihleri arasında olacak. İkinci yarıyıl eğitim-öğretim dönemi 3 Şubat 2020´de başlayacak. 06-10 Nisan 2020 tarihleri arasında ikinci ara tatil verilecek. 13 Nisan’da başlayacak ikinci dönemin ikinci yarısı 19 Haziran’da tamamlanarak, 11 haftalık yaz tatiline girilecek. Yeni çalışma takvimi ile öğrenciler, ara tatillerde dinlenme fırsatı elde etmenin yanında, öğrendiklerini kontrol edecek ve öğrenmelerini derinleştirecek. Ara tatiller öğrencilerin olası öğrenme eksikliklerinin derinleşmeden ve yeni konular eklenmeden telafi edilebilmesi için uygun bir zaman olarak planlandı.”

‘ARA TATİLLERDE, TOPLANTILAR VE YENİLEMELER YAPILACAK’

Açıklamanın devamında, öğretmenlerin tatil takviminde değişiklik olmayacağı belirtilerek, şöyle denildi:

“Sadece eğitim yılı kapanışı ve açılışındaki seminer dönemlerinin birer haftası yıl içerisinde alınacak. Öğrencilerin tatilde olduğu ara dönemler, öğretmen ve okulların kurumsal işleyişe yönelik ara değerlendirmelerle gerekli iyileştirmeleri yapabilmeleri için de bir fırsat olacak. Ara tatillerde veli toplantıları, zümre toplantıları, mesleki gelişim çalışmaları, kişisel ve sosyal gelişim etkinlikleri, okulların fiziki yenilenmeleri yapılacak. Bunun yanı sıra bir ana tema başlığında; bilim, kültür, sanat ve spor alanında etkinlikler planlanacak. Çocukların ara tatillerde huzurevleri ziyaretleri, yardımlaşma faaliyetleri, aile ziyaretleri, okul kulüp çalışmaları gibi toplumsal fayda çalışmaları yapmalarına imkân tanınacak. Okul öncesi, ilkokul 1’inci sınıf, ortaokul 5’inci sınıf ve ortaöğretim 9’uncu sınıf öğrencilerine uygulanan oryantasyon eğitimi okul açılmadan önceki hafta hayata geçirilmeye devam edecek.”

YENİ TATİL DÜZENİNİN AYRINTILARI

Yeni modele göre artık okullar bir hafta erken açılacak, bir hafta daha geç kapanacak. Ancak bu durum toplam tatil süresini kısaltmayacak.

2019-2020 eğitim öğretim yılı 9 Eylül 2019’da başlayacak.

İŞTE ARA TATİL TARİHLERİ

18-22 Kasım 2019’da ilk ara tatil yapılacak. (Hafta sonu tatilleri ile birlikte 9 gün)
25 Kasım’dan 17 Ocak’a kadar birinci dönem devam edecek.
Yarıyıl tatili 20-31 Ocak 2020 tarihleri arasında olacak. (Hafta sonu tatilleri ile birlikte 16 gün)
İkinci yarıyıl eğitim-öğretim dönemi 3 Şubat 2020’de başlayacak.
06-10 Nisan 2020 tarihleri arasında ikinci ara tatil verilecek. (Hafta sonu tatilleri ile birlikte 9 gün)
13 Nisan’da başlayacak ikinci dönemin ikinci yarısı 19 Haziran’da tamamlanarak 11 haftalık yaz tatiline girilecek.

Milli Eğitim Bakanımızın devlet okulları ile ilgili açıklamasından sonra tepkiler oluşmaya başladı. Yeni düzenlemede sömestr ve yaz tatili haricinde iki tane de ara tatilin olması karışıklığa sebep olacağı düşünülüyor. Devlette çalışan öğretmenlerimiz endişeli, çocukların bu sürece uyum sağlama konusunda hazır olmadıkları düşüncesindeler. Bir diğer konuşulan konu ise özel okullarda yıllardır uygulanan bu uygulamanın devlet okullarında okuyan çocuklarda uyum sağlanması konusunda zorluk yaşanacağı. Sebebi ise özel okullarda ki ve devlet okullarında okuyan çocukların farklı sosyo-ekonomik geçmişlerinin olması… Seminer dönemlerinin daha verimli hale getirilmesi de konuşulan konular arasında…

En büyük tepki ara tatillerde öğretmenlerin neden çalışıyor olduğu konusu. Ara tatillerin oluşuna sevinmişken, öğretmenlerin çalışacağını duyunca ben de tepki gösterdiğimi söylemek istiyorum. Eğer gerçekten öğrenci ve öğretmenlerin nefes almaları için bir ara tatil veriliyorsa o ara tatili her iki tarafında yapması gerekiyor. Ara tatilde uygulanmak istenen genel işleyişi seminer dönemlerinde öğretmenlerimiz alabileceklerini ve daha verimli bir döneme başlangıç olacağı tartışılıyor. Planlama sürecini, kalan işlerini sistemli bir şekilde rutine oturtup yaz semineri döneminde tamamlamalarının iyileştirici olacağı konuşulan yorumlar arasında geliyor. Zaten en başından beri sürekli tartışılan konulardan bir tanesi eylül ayı seminer döneminin bir konusunun olmaması, verimsiz geçmesi, saati doldurup ve imza atıp çıkmak olduğu. Devlet okullarında çalışan arkadaşlarımdan duyduğum bir diğer konu bazı eğitimlerin belli bir okul belirlenip, farklı okullardaki öğretmenleri bir okulda toplayıp, konusu belirlenen verimli eğitimlerin olduğu ve günü dolu bitirdikleri yönünde. Böyle verimli eğitimlerinde kırk yılda bir olduğu söyleniyor. Aldıkları eğitimlerde yaptıkları aktivitelerde çok eğlendiklerini ve öğrendiklerini söylüyorlar. Ara tatilde yapılması planlanan eğitimi, yapılacak olan bir senenin planını, müfredat düzenlemesini, gidilecek gezileri vs… hepsini yazın yapılacak olan eğitimlerde alabilir öğretmenlerimiz.

Öğretmenlerimizin takıldıkları konulardan bir tanesi de çocuklar nasıl bu duruma alışacak olmaları? Geldiklerinde okula adapte olamayacaklar endişesi. Rutini nasıl oluşturursanız çocuklar bu rutine uyuyor. “Ne verirsen elinle, o gelir seninle” cümlesini buraya eklemek istiyorum. Zor değil. “Ben altıda kalkamam.” dersin beş gün üst üste altıda kalkmaya çalışırsın önce geç kalmalar olur ama sonrasında bünye birden otomatik olarak altıda kalkmaya başlar. Beyin uyarılmaya başlar. Çocuklar bizden daha fazla yeniliğe açık. Anında verilen bilgiye alıyor, rutinlere alışıyor ve biz farkında olamasak da onlar kuralları seviyorlar. Zaman zaman karşı koysalar da… Biz yapmak istersek onlar daha çok yapmak isterler. Biz yeniliğe karşı koyduğumuz ve isteksizce yaptığımızı alnımızdan okuyorlar. Onlara yansıtıyoruz. İşte asıl hata onlara bunu hissettirmemiz. Ayna olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Bizi okuduklarında onlar da yeniliğe kapatırlar kendilerini. Asıl mesele yeniyi içselleştirmekte zorlandığımız. Bunu çözdüğümüzde çocuklarımızın adapte olması daha kolay. Bu konuda da hak vermemek mümkün değil. Sürekli yeni bir işleyişin gelmesi, değişen kurallar, tutarsızlıklar bizleri de yordu. Her yeni gelen şey bize of dedirtmeye başladı. Umut kaybolmaya başladı. Yine her şey bizimle başlıyor. Şu an söylemek çok kolay diyorsunuzdur. Ama inanın tecrübelerim doğrultusunda bunları yazıyorum. Onaylamadığım bir kuralı çocuklarıma yaptıramadım. Ne zaman mantığıma yattı o zaman çocuklarımda uygulamaya başladı. Bunu sizler de tecrübe edinmişsinizdir.

Bir diğer eleştiri burası özel okul değil özel okullardaki çocuklar ile devlet okullarındaki çocukların farklı olduğunu düşünen öğretmen arkadaşlarım. Beş yıl devlette ve yedi yıl özel okullarda çalışmış biri olarak bu konu hakkında da üzülerek yanıldıklarını söylemek istiyorum. Çocuklarımız her yerde çocuk. Farklı koşullarda yetişmiş olmaları, maddi olanaklarının farklı olması, yetiştirilme tarzları ve kültürlerinin farklı olması onların düzene uymakta zorlanacakları anlamına gelmiyor. Böyle düşünen arkadaşlarımın çocukları ilerde farklı insanlarla karşılaştığında çocuklarının iletişime geçemeyeceği çocuklar yetiştirdiğini düşünmek bile istemiyorum. Bizler çocuklarımızı öz güvenli, iletişime açık, birbirleriyle alay etmeyen, her bireye saygılı olmaları gerektiği konusunda dikkatli bilinçte çocuklar yetiştirdiğimizi sanıyorum. Çocuklarımızı kalıba sokmayalım. Kendi düşüncelerimizi onlara yansıtmamaya özen göstermeliyiz diye düşünüyorum. Çocuklarımız her ortamda iletişime geçen bireyler olarak büyüyeceklerdir. Kimsenin kimseden farklı olmadığını, birbirlerine saygılı olmanın en önemli ilke olduğunu anlayarak olgunlaşacaklardır. Farkında olmadan aslında bunu söyleyenler kendi aralarında ötekileştirme yapıyorlar. Lütfen bir kez daha düşüncemizi gözden geçirelim derim.

Özel okullarda ara tatillerde öğretmenler çocuklarıyla birlikte nasıl mı tatil yapıyor? Sebebi işleyiş oturmuş, rutinleri belli, hangi eğitimi ne zaman alacakları bir yıl öncesinden kararlaştırılmış, haziranda oturup bu sene içinde planlardaki aksaklıklar konuşulur, seneye planda yürümeyen çıkması gereken yerlerin altı çizilir yaz tatiline girmeden, yaz sonu tatil dönüşü de iş başına geçilir düzenlemeler yapılır. Yani kısacası yaza girerken ve yaz sonu seminer döneminde her şey konuşulmuş oluyor. Ağustos ayında erkenden seminer dönemine başlama sebepleri bu. Yani öğretmenlerimiz dört ay tatil yapıyor gibi bir durum söz konusu değil… Ağustosun ikinci haftası okuldalar. İlk kasım ayı bahar tatili gelince de “Oh” deyip nefes alıyorlar. Çocuklarıyla birlikte tatilin tadını çıkarıyorlar.

Özel okullarda ara tatiller nasıl değerlendiriliyor? Yıllardır özel okullarda çalışıyorum. Her çalıştığım özel okulda ara tatil vardı. Ama özel okullarda isim olarak ara tatilden ziyade bahar tatilleri diye geçiyor. Kasım ayında birinci bahar tatili, nisan ayında da ikinci bahar tatili yapılıyor. Kasım ayı bahar tatilini dört gözle bekliyor. Çocuklara ödev değil eğlenecekleri tatil çalışmaları hazırlıyor. Kimi şehir dışına gitmiş olabilir, kimi ise tatilini evinde ailesiyle geçiriyor olabilir. Çocuklarımızdan gittikleri müze, tiyatro, sinema biletlerini, kullandıkları trafik araçlarını, ailesi ile geçirdikleri vakitleri, oynadıkları oyunları yazmalarını, isteyenlerin ppt sunum hazırlamalarını, fotoğraf getirebileceklerini, sınıfta anlatmak isteyenlerin tatillerini anlatacağı bir tatil dönüşü günü olurdu. Sonrasında hemen kalınan yerden derse devam edilir. Okuldan soğuma ya da konsantre olamama gibi bir durum söz konusu olmuyor. Yaz tatili için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Havaların ısınması, konuların bitmesi ve yıl sonu gösterileri hazırlıklarının başlamasıyla çocuklarımız ve bizler de yavaştan tatil havasına girmeye başlıyoruz. Bu düzenleme nasıl olacak endişesi hissediliyor ve destek aranıyorsa yıllarca özel okullarda bu süreç nasıl ilerliyor yardım istenebilinir.

Milli Eğitim Bakanımızın ardından bir eğitim direktörü konuşma yaptı. Yaptığı konuşmada söylediği şey gerçekten yine başlarken işe yarım başladığımızın apaçık beyanıydı. “Başlayalım da sonra diğer taşları yavaş yavaş oturturuz.” demesiyle beni yine olumsuzluğa itti. Bir şey başlayacaksa ya tam başlar ya da hiç başlamaz. Başlayalım sonra yavaş yavaş diğer taşları yerine koyarız da ne demek? Ben neden o taşları zıplayarak geçeyim, neden tek tek taşlara basarak yürümek varken bir senem zıplamayla geçsin. Ve rutinim yarım başlasın. Bir iş yapılacaksa tam yapılır. Şu an buna yetemiyorsak, hazır değilsek başlamayalım. Eksik başlanılan bir işi tamamlamak yarım kalan işe eklemek sonrasında zor oluyor. Rutinin oturmasını istiyorsak baştan her şey net olmalı. Yeni bir gelişme varsa o bambaşka bir şey. Dünya takip edilir ve sıradaki taş eklenir. Yenilikleri takip etmek ayrı. Yeniliği yakalamaya çalışırız. Alt yapıyı oluşturmadan önce binayı dikme, sonra alt yapıyı yapma peşindeyiz hala. Hepsini sırasıyla yapmalıyız. Sindirmeden yenilen yemek ne kadar rahatsız ediyorsa bu olayda o kadar rahatsız edici. Dünyayı takip ediyoruz harika. Ama hala eksik takip etmek neden? Yapacaksak her şey tam olsun.

Yurt dışında çoğu okullarda iki ay çalışıp on beş gün tatil yapıyor öğrenci ve öğretmenler. Kazanımsa, tema verilmesi gerekiyorsa ara tatilde onlarda çocuklara bir tema veriyor, bu tema doğrultusunda hazırlıklarını da yaparak tatillerini eğlenceli ve bir amaç doğrultusunda tamamlıyorlar.

Asıl meseleye dönmek gerekirse yeni bir karar alınacaksa iyice tasarlanıp ortaya çıkması gerekiyor. Yıllardır özel okullar bunu nasıl yapıyorsa neden devlet okulunda olmasın? Neden yıllardır özel okullarda bu süreç işlerken devlet okulunda bu süreç içinde değildi? Aynı ülkede neden bu kadar farklı sistemler? Yapılabilirliği bu kadar olabilirken ve şimdi bu tartışmanın içindeyiz.

Kısacası haziran karneyi verdikten sonraki seminer dönemi ve eylül seminer dönemlerini verimli hale dönüştürüp ara tatillerde öğretmen öğrencileriyle nefes almak için beş gün tatile gönderilmelidir. Tatil dönüş geldiklerinde birlikte neler yaptıklarını birbirlerine anlatmalı ve paylaşımları arttırılmalıdır.

Ara tatil ve nefes almaya öğrencilerimizle birlikte evet diyoruz!

Sevgilerimle,

Facebook Yorumları
Nesrin Salihoğlu
Nesrin Salihoğlu hakkında 11 makale
Nesrin Salihoğlu 01/08/1981 tarihinde Trabzon da doğmuştur. İlk, orta ve lise öğrenimini Trabzon da tamamlamıştır. Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Müzik öğretmenliği bölümünü bitirmiştir. Bitirir bitirmez 2007 senesinde İstanbul'a öğretmenlik için başvuruda bulunmuştur. Hayat öyle sürprizlerle dolu ki mezun olduğu bölümü değil çalışkanlığını gören İlçe Milli Eğitim Müdürü ona sınıf öğretmenliği yapmasını söylemiş ve on bir yıldır sınıf öğretmenliği yapmaktadır. Otizmli ve disletik çocuklarla çalışmış, kendini her çocuğa dokunabilmek için elinden gelen her şeyin en iyisini yapmaya adamıştır. Bütün öğretmenler gibi... Dersleri eğlenerek öğretmek onun için en önemli şeylerden biridir. Çocuklarını sabahın sekizinde dans ile karşılar, sabah sohbetiyle derse hazırlar, akşam motivasyonuyla eve uğurlar. En sevdiği cümle "Mutlu Çocuk" Hiç düşünce!!!

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.