Balon Balıkları ve Çevre Eğitimi İlişkisi

Akdeniz’de sayıları git gide artan balon balıkları ile çevre eğitiminin önemi ve gerekliliği arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. İnsanların doğal ortama müdahale etmeleri sonucunda Süveyş kanalının 1869 yılında ticari kaygılarla açılmasından 152 yıl sonra Hint okyanusundan Akdeniz’e gelip yerleşen balon balıkları bugün bu ekosistemin doğal canlı türlerini tehdit etmektedir. Bu tehdit Akdeniz sahillerinde yaşayan insanların hem can güvenliğini hem de yaşam konforunu tehlikeye atmaktadır. Bu örnek biyolojik çeşitliğin yok edilmesinde insanların çevre üzerinde yaptıkları değişikliklerin etkisini göstermesi açısından dikkate değer bir konudur. Eğitimciler ve ebeveynler doğal çevreyi korumak ve çocuklara temiz bir dünya bırakmak için sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir. Yöneticilerin ve politikacıların çevre dostu politikalar geliştirmesi ve uygulamasının teşvik edici ve caydırıcı gücü insanların çevre bilinci ile hareket etmesinden geçer. İnsanların bilinçlenmediği bir toplumsal yapıda çevre dostu politikaların geliştirilmesi ve uygulanmasından bahsetmek son derece güçtür. Çocuklarımızın çevre bilinci ile hareket etmesi için çevre eğitimi son derece önemlidir. Çevre eğitimi konusunda sivil toplumun faaliyetlerinin ve etkisinin artması gerekmektedir.

1964 yılında kurulan Uluslararası Doğanın Korunması Tehdit Altındaki Türlerin Kırmızı Listesi (IUCN), hayvan, mantar ve bitki türlerinin küresel yok olma risk durumu hakkında dünyanın en kapsamlı bilgi kaynağı haline gelmiştir. IUCN Kırmızı Listesi’nde 134.400’den fazla tür bulunmaktadır. Bu türlerin %41’ini amfibiler, %34’ünü kozalaklı ağaçlar, %33’ünü resif yapan mercanlar, %26’sını memeliler ve %14’ünü kuşlar oluşturmaktadır. Bu türlerden 37.400’den fazlasının nesli bugün tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır.[1] Dünya’nın ekolojik dengesinin korunması bütün canlı türlerinin sağlıklı bir şekilde yaşaması için temel bir gerekliliktir. Bu durum yalnızca bitki ve hayvan türlerini ilgilendiren bir durum değildir. Çünkü yok olan türler yok olmakla kalmamakta aynı zamanda yaşam zincirindeki başka canlı türlerinin yok olmasına ya da daha da güçlenerek yaşam alanlarını genişletmelerine neden olmaktadır. Bu durum da insanların yaşam alanını tehdit eder bir tehlikeye dönüşmektedir. Örneğin, Akdeniz’de sayıları git gide artan balon balıkları bu konunun önemini gösteren güncel bir durumdur. İnsanların doğal ortama müdahale etmeleri sonucunda Süveyş kanalının 1869 yılında ticari kaygılarla açılmasından 152 yıl sonra Hint okyanusundan Akdeniz’e gelip yerleşen balon balığı bugün bu ekosistemin doğal canlı türlerini tehdit etmektedir. Bu tehdit Akdeniz sahillerinde yaşayan insanların hem can güvenliğini hem de yaşam konforunu tehlikeye atmaktadır. Bu örnek biyolojik çeşitliğin yok edilmesinde insanların çevre üzerinde yaptıkları değişikliklerin etkisini göstermesi açısından dikkate değer bir konudur. IUCN Kırmızı listesinde yer alan Soyu Tükenmiş olanlar hariç en az 150 tür gösterilmektedir (2021-1). Bu türler şu şekilde sınıflandırılmıştır:  EW: Vahşi Doğada soyu tükenmiş, CR: Kritik düzeyde Tehlikede, EN: Tehlikede, VU: Hassas, NT: Tehlikede, DD: Yeterli Veri Yok, LC: En Az Endişe verici.[2]

“Bir barometrenin olumsuz hava koşullarına hazırlanmamıza yardımcı olmak için atmosfer basıncını ölçmesine çok benzer şekilde, IUCN Kırmızı Listesi de türler üzerinde etki eden baskıları ölçer ve neslin tükenmesini önlemeye yardımcı olmak için koruma eylemlerine rehberlik eder ve bilgi verir. Bu nedenle IUCN Kırmızı Listesine genellikle Yaşam Barometresi denir.”[3] İnsanların doğal ortama bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde verdikleri zarar sonucunda dünyanın doğal dengesi hızla değişmektedir. Bu değişim aşırı sanayileşme sonucunda atmosfere salınan kirli gazların yaptığı sera etkisi nedeniyle güneş ışınlarının hem yer yüzüne ulaşma oranlarını hem de geri yansıma (albedo) oranlarını etkileyerek küresel ısınmaya neden olmaktadır. Küresel ısınma son asırda atmosferin alt katmanlarında iklim olaylarının oluştuğu katmadaki sıcaklık değerlerinin armasına neden olmaktadır. Bu sıcaklık artışı da iklim olaylarının dengesini değiştirmektedir. Aşırı sıcaklıkların artışı, kuraklık tehlikesi, su kaynaklarının tükenmesi, su, toprak ve hava kirliliği bu değişimin göstergeleridir. Barometre değerlerinde olduğu gibi çevrenin can çekişmesi de dünyadaki canlıların soyunu tükenmesi tehlikesini ortaya çıkarmaktadır. Doğal ortama salınan katı atıklar, kimyasal atıklar ve zehirli atıklar yalnızca insanların değil, bütün canlıların hayatını etkilemektedir.

Çocuklarımıza temiz bir dünya bırakmak için harekete geçmeliyiz. Bu amaçla çevreyi korumak için daha bilinçli hareket etmeliyiz. Yetişkinler olarak bizler çevre dostu bir tutum takınırken çocuklarımızı da çevreci olarak yetiştirmeliyiz. Bu amaçların gerçekleşmesi için aşağıdaki öneriler üzerinde düşünmeye ne dersiniz?

  • Çevre konusunda nutuk atıp konuşmak çevreyi korumak için yeterli midir?
  • Çevreyi korumak için adım atmak kimin görevidir?
  • Dünya’yı temiz bir şekilde çocuklarımıza bırakmak için neler yapmalıyız?
  • Çevre bilinci kazandırmak için MEB öğretim programları yeterli midir?
  • Çevreyi korumak için bireylere hangi görevler düşmektedir?
  • Doğal ortamda yaptığımız ticari ve sanayi yatırımlarının çevre üzerinde yaptığı olumsuz etkileri gerçekten ölçüp buna göre karar veriyor muyuz?
  • Sizce çevre konusu siyasi ve politik bir malzeme konusu mudur?

Eğitimciler ve ebeveynler doğal çevreyi korumak ve çocuklara temiz bir dünya bırakmak için sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir. Yöneticilerin ve politikacıların çevre dostu politikalar geliştirmesi ve uygulamasının teşvik edici ve caydırıcı gücü insanların çevre bilinci ile hareket etmesinden geçer. İnsanların bilinçlenmediği bir toplumsal yapıda çevre dostu politikaların geliştirilmesi ve uygulanmasından bahsetmek son derece güçtür. Çocuklarımızın çevre bilinci ile hareket etmesi için çevre eğitimi son derece önemlidir. Çevre eğitimi konusunda sivil toplumun faaliyetlerinin ve etkisinin artması gerekmektedir.

 

[1] https://www.iucnredlist.org/about/background-history

[2] https://www.iucnredlist.org/resources/summary-statistics

[3] https://www.iucnredlist.org/about/barometer-of-life

Facebook Yorumları
Nadir Çomak hakkında 20 makale
1966 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Çomak, Atatürk üniversitesinde coğrafya (1988) ve sosyoloji (2021) bölümlerini bitirdi. Coğrafya eğitimi alanında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans eğitimini (1993), Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde doktora eğitimini (1998) tamamladı. Üsküdar Üniversitesinde Aile Danışmanlığı sertifika programını (2020) bitirdi. İstanbul üniversitesinde çocuk gelişimi bölümünde 3. Lisans eğitimini ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi Bölümünde 2. Doktora eğitimini sürdürüyor. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında öğretmen, yönetici, editör, proje koordinatörü, kitap inceleme uzmanı olarak çalıştı. Farklı üniversitelerde araştırma görevlisi, öğretim üyesi ve daire başkanlığı ve yerel yönetimlerde yöneticilik görevlerinde bulundu. Özel yayınevlerinde yazarlık ve editörlük görevlerinde bulundu. Yurt genelindeki birçok resmi ve özel kurumda eğitim seminerleri verdi ve arama konferansı moderatörlüğü yaptı. Coğrafya eğitimi, okul öncesi eğitimi ve aile eğitimi, öğretmen eğitimi ve kişisel gelişim alanında yayınlanmış kitapları ve makaleleri ve sempozyum bildirileri bulunan Çomak evli ve dört çocuk babasıdır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.