Beni Dinler misin ?

Aktif dinleme, kişilerin yaşamları sırasında karşılaştıkları sorunlarını çözmelerinde onlara yardımcı olabilmek için kullanılabilecek paha biçilmez bir beceridir, der Gordon. Gerçekten de öyle midir dersiniz? Bu ifadenin doğruluğundan şüphe elbette edilemez. Peki, o zaman neden bireyler sorun çözme becerisine sahip değiller? Sahiplerse peki o zaman neden 21.yüzyılın en önemli temel becerileri arasında sorun çözme becerisinin olması gerektiği söyleniyor? O zaman biz bireylerin bu beceriye sahip olmada eksikliği mi var? Karşımızdaki kişiyi dinlemiyor muyuz da sorun çıkıyor ve bunu çözebilme becerisine sahip olunması yüzyılın önemli becerisi haline geliyor… Sanırım Gordon fazlasıyla haklı!

Gelişmeyi, bağımsızlığı, kendine güveni ve kendinden eminliği güçlendirir aktif dinleme.

Biz eğitimcileri, öğrencilerin eğitimiyle ilgili tüm sorumluluğu üzerilerine almak gibi başarılması imkânsız bir zorluktan kurtarmaz mı? Sınıfları, sıcak ilişkilerin, karşılıklı anlayışın, güvenliğin ve gelişimin hâkim olduğu yerlere dönüştürüp “Öğretmek sevgi göstermenin bir yoludur.” deyişinin hayata geçmesini sağlamaz mı? Şüphesiz evet.

Gordon’un E.Ö.E derslerine katılan bir öğretmenin sınıfında rahatsız edici bir olay yaşanır. Bunu şöyle anlatır:

“Sınıf hattatlık dersine başlıyordu ve birkaç veli ziyaret ediyorlardı. Tahtaya bir şeyler yazarken arkamı döndüm ve Victor’un Mike’ın yanına giderek onu birkaç kez yumrukladığını gördüm. İkisini ayırmaya çalışırken, Victor bana direndi ve öfkelenerek kontrolünü kaybetti. Sakinleşmesi için onu sınıftan çıkardıktan sonra, derse devam ettim. Kısa bir süre sonra okul müdürü, Victor’u sınıfa geri getirdi ve sırasına oturdu, her iki yumruğunu sıkıyordu. Ödevini yapmaya hazır mı diye sordum, ancak hazır olmadığını söyledi ve onu kendi haline bıraktım. İlk olarak ailelerin ziyaretlerini bitirmesini beklemeye karar verdim. Ancak sonra Victor’a yardım etmenin ailelerin sınıfı her zamanki halinde görmelerinden daha önemli olduğunu düşündüm. Sınıfa sandalyelerini daire şekline getirmelerini söyledim. Victor bize katılmadı. Sınıftakilere Victor için bir yer ayırmalarını ve böylece istediği zaman dairenin içine katılabileceğini söyledim. İçlerinden biri benim başlamamı önerdi. Ben de Victor Mike’a vurmaya başladığında hem kızdığımı hem de aileler orada olduğu için utandığımı söyledim. Ayrıca Victor’un o kadar kızgın olmasından memnun olmadığımı ve Mike’ın neler hissettiğini merak ettiğimi söyledim. Farklı öğrenciler benzer şeyler hissettiklerini söylediler. Yirmi üç öğrenciden sadece altısı duyguları hakkında bir şey söylemedi. Mike da atladı, ancak yüzünde biraz gülümseme vardı. Daha sonra Robert bir açıklama yaptı ve tek suçlunun Victor olmadığını, çünkü Mike’ın teneffüste Victor’a sataştığını söyledi.”

Öğretmen: (Robert’e) Mike Victor’u kızdıracak bir şey mi yaptı?

Robert: Evet. Victor’un masasına gitti ve onun gevreklerini aldı.

Victor daireye katılır.

Mike: Hayır almadım.

Birkaç Çocuk: Evet aldın!

Victor: Aldı. Jan, bana biraz gevrek verdi ve Mike onları yedi.

Öğretmen: Mike, senin sırana geldi ve senden izin almadan gevreklerini aldı.

Victor: Evet.

Öğretmen: Mike, Victor Jan’ın kendisine verdiği gevreklerini onun izni olmadan alıp yediğini söylüyor.

Mike: Jan’ın onlardan alabileceğimi söylediğini sandım.

Jan: Victor’a biraz gevrek vermiştim ve Mike onları aldı, ben de Victor’ biraz daha verdim. Mike onları da aldı.

Alex: Bunu hep yapıyor. Gelip size küçük şeyler yapıyor. Gelip çarpıyor ya da çelme takıyor. Sonra da masum takılıyor.

Ray: Kötü şeyler de söylüyor.

Öğretmen: Mike’ın bugün yaptığı alışılmadık bir şey değil.

Sınıf: Evet!

Öğretmen: Mike, sizi rahatsız eden şeyler yapıyor.

Alex: Kesinlikle evet. Ama biz karşılık verdiğimizde yakalanan biz oluyoruz.

Öğretmen: Mike, sınıfı onları genellikle kızdıran şeyler yaptığını söylüyor.

Mike: (Yanıt yok.)

Öğretmen: Göründüğüne göre sen onları kızdıracak bir şey yaptığında kızdıklarında başları derde giren onlar oluyor.

Mike: Ben onları başına sorun açmıyorum. Onlar beni sevmiyorlar.

Öğretmen: Sınıfta kimsenin seni sevmediğini düşünüyorsun.

Mike: Bazıları seviyor.

Öğretmen: Sınıftaki bazı kişiler seni seviyor, bazıları ise sevmiyor.

Mike: Evet. Teneffüste oyun oynamama izin vermiyorlar.

Öğretmen: Teneffüs sırasında onlarla birlikte oynamak istiyorsun.

Mike: Futbol ve basketbol oynamak istiyorum. Ama Alex ve Victor oynayamayacağımı söylüyorlar.

Öğretmen: Oyun oynayabilir miyim diye sorduğunda, Alex ve Victor oynayamayacağını söylüyorlar.

Mike: Yeterince iyi oynamadığımı söylüyorlar.

Alex: Oynayamayacağını söylemiyoruz. Sadece yeteri kadar kişi var diyoruz.

Öğretmen: Teneffüsteki oyunlarda kaç kişinin oynayacağını aranızdan bazıları karar veriyor.

David: Başka gelene yer yok diyorlar.

Jason: Tom ve Curt hile yapıyorlar.

Calvin: Evet. Kendi istedikleri gibi kurallar koyuyorlar ve istemedikleri kurallara uymuyorlar. Bunu daha önce hiç duymadık diyorlar.

Öğretmen: Tom ve Curt, Dokuzuncu Odadalar değil mi?

Birkaç Kişi: Evet.

Öğretmen: Burada birkaç farklı sorunumuz var gibi görünüyor. Victor ve Mike’ın baştaki sorunlarına geri dönmek istiyorum. Biraz sonra öğle yemeği saati olacak. Yemekten sonra herkesin oyunlara katılabilmesi için neler yapabiliriz, onu konuşalım. Mike’ın yanı sıra diğer kişiler de oyunlarda oynamak isterler. Victor ve Mike, siz teneffüste neler olduğu hakkında bir şeyler söylemek ister misiniz?

Victor: Sadece bir daha benim şeylerimi almasın.

Öğretmen: Eğer Mike senden izin almadan senin bir şeylerini alırsa, bu seni kızdırır.

Victor: Ağzına yumruk atarım!

Öğretmen: Ağzına yumruklamayı isteyecek kadar kendini kızgın hissediyorsun.

Victor: Evet.

Öğretmen: Kızgınlık duymak normaldir, ancak okul kurallarına göre kavga etmek yasak olduğu için öfkenle başa çıkmanın başka bir yolunu bulmalısın. Mike’ı dövmek yerine başka ne yapabilirdin, aklına bir şey geliyor mu?

Victor: Sanırım benim bir sorunum var. Annemle babam kavga edebileceğimi söylüyor, okul ise kavga edemezsin diyor.

Öğretmen: Ne yapman gerektiğine karar vermekte zorlanıyorsun gibi görünüyor.

Victor: Sanırım okulda kavga edemem. Edersem başım derde girer.

Beth: Öğretmene söyleyebilirsin.

Linda: Yiyeceklerinden bir kısmını Mike’a verebilir, böylece Mike onunkileri almak zorunda kalmaz.

Connor: Ona kendisini rahat bırakmasını güzelce söyleyebilir.

Victor: Benim yiyeceklerimden bir kısmını alabilir. Beni kızdırmayı bırakıp önce sorarsa, sorun olmaz.

Öğretmen: Mike, eğer önce kendisine sorarsan Victor seninle yiyeceklerini paylaşabileceğini söylüyor. Onunla uğraşmaktan vazgeçmeni istiyor.

Mike: Benim yiyecekleri umursadığım yok. Belki bir sonraki teneffüste basketbol oynayabilirim.

Öğretmen: Victor ve diğerleriyle birlikte oynayabilirsen daha mutlu olacağını düşünüyorsun. Eğer onlarla arkadaş olabilirsen onları kızdırmak istemeyeceksin.

Mike: Evet. Ben de takımın bir parçası olmak istiyorum.

Ve böylelikle Victor’un öfkesi azaldı, Mike sınıf arkadaşlarının düşüncelerini öğrendi, sınıftaki herkes de yaşanan bir tartışma ile sorunu çözüme ulaştırdı.

Gordon’un dediği gibi bireylerin yaşamları sırasında yaşadıkları sorunları çözmelerinde yardımcı olabilecek yegâne beceri dinleme…

Peki, beni dinler misin?

 

Kaynak

Gordon, Thomas (2013). Etkili Öğretmenlik Eğitimi, Profil Yayınları, İstanbul.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.