Bilinçli Eğitim

Günümüzde okullarda öğrencilere hatta iş yerlerinde çalışanlara, stres azaltma yöntemleri belirlenmektedir. Bu sıralar en revaçta olanları yoga, mindfulness gibi eğitimlerdir. Stresle baş etmenin temelinde beynimizi kontrol edebilmek, farkında olmak yatmaktadır. İnsan beynini tanıyıp, anlamlandırması, en önemli bilim gizemidir.

Beynimizi etkin, aktif şekilde sağ ve sol lobunu kullanarak, kapasitesini iki kat değil, kat kat artırmış oluruz. Her gün beynimizde yeni hücreler oluşur. Fakat kullanılmayan hücreler yok olur giderler (Kavaklı & Saygılı, 2015). Etkili öğrenmenin de yöntemi iki lobu aktif halde kullanmaktan geçmektedir. Bunun için birçok araştırmada, kitap okumak, yeni bilgiler edinmek, yaparak öğrenmek vb. yollar beyin egzersizi olarak tavsiye edilmektedir. Beyin öğrendikçe gelişmekte ve güçlenmektedir (Çakmak, 2019).

İnsanlara “zihnini kontrol et” derken, işleyişin herkeste değiştiği zihinsel faaliyetlerinin farkına vardırmak. Beynimizdeki öğrenme merkezi ile olan bağlantıyı koparmamak gerekiyor. Beynin duygusal ve mantık bölümü birbirinden bağımsız değildir. Bu yüzden ikisinin aynı anda çalışması ile öğrenilenler kişiye anlam katmakta. Olay veya durumları tanımlama, analiz etme, çözümleme ve değerlendirme yapabilir olarak yaratılıyor insan. 21.yy. becerileri diye adlandırılan bütün beceriler eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, üst düzey düşünme becerileri beynin tamamen kullanılabilmesiyle ilgili. Gelen her uyarıcıyı anlamlandırıp, hafızaya atmak kişinin nasıl yetiştiğiyle ilgilidir. O yüzden erken yaşlarda nasıl yetiştirildiğin kişiler arasında fark yaratıyor.

Araştırmalarda 0-6 yaş her şeyin temelinin atıldığı dönem olarak yer almaktadır. Öğrencinin aktif öğretmenin pasif olarak işlendiği çağdaş eğitim modelleri bu temele dayanmaktadır. Öğrencinin ne öğrendiği, neden öğrendiğini, nasıl öğrendiğini bilmesiyle başlıyor. Ardından beyninde eski ve yeni bilgileri yapılandırması gerekiyor. Çoklu zeka kuramında Howard Gardner’ın teorisinde; herkesteki var olan zeka alanlarını 8’e ayırmıştır. Zekanın kategorize edilmesi değil de her zeka türünden, değişen oranlarda insanlarda var olduğu gerçeğidir. Ve kişi bu zeka alanını farklı oranlarda kullanmaktadır.  Bunu keşfedip, ilerletmek bireysel farkındalığı ile mümkündür. Bunu fark etmek için de kişi düşüncelerini, zihnini, kendini tanımalıdır. Ardından zihnini kontrol edebilmeyi öğrenebilir.

Çocuklarımızın farkındalığını, sorumluluğu arttırmak tamamen beynini geliştirmek olarak düşünülebilir. Bunun en basit yollarından biri de küçük yaşlardan itibaren sorumluluk verilmesi ile gerçekleşir.  Biz insanların yaşamak için yapılması gereken en basit davranışların hepsi bunu kapsamaktadır. Çocuklar en başta tam anlamıyla gerçekleştiremeyebilir. O anda ona yardım etmemek, başarması için sabretmek ileri ki dönemlerde, daha büyük şeyler başarmasına olanak sağlayacaktır. İnsanlar yaparak deneyerek öğrenirler.

Ev işlerinin bir bölümü paylaşılarak, çocuklarımıza görev olarak verilebilir. İlkokul çağına gelmiş (7-10 yaş) sadece ödev ve ders çalışma gibi görevleri birden verilip yüklenilmiş, o yaşa kadar hiç sorumluluk almamış, her işini başkaları yapmış çocuktan, bir şey yapması beklenemez. Çocuklar genelde “Bunu ben neden yapıyorum?” diyebilir.

Bunlar gibi görünen bir çok sorun sayabiliriz. Ama esas sorun her probleminde başkalarından yardım bekler hale gelmesi, daha probleminin ne olduğunu tanımlaya, anlamaya çalışmadan. Onu rahatsız eden durum/ olay / duygu nedir? düşünmeden yardım istemesi, anne ve babalar tarafından emir gibi kabul görmemeli. Anne ve babalar çocuğum aman sıkıntı çekmesin diye yaptıkları çabadaki çelişkiyi görmeleri lazım. Eline bir şey battığında, ne olduğunu kendi anlamalı, elinin acısını nasıl dindirebileceği ya da ne yapması gerektiğini kendisi bulmalı, buna izin verilmelidir.

Bugün küçücük bir dikeni çıkartmak kolaydır fakat ileride daha büyük, sanal dikenlerle (sorunlarla) nasıl baş edeceğinin yolunu, bulmasını engellediğimizi görmemiz gerekir.

Bir kere benimle hamur açtı, bir kere sofra hazırladı örnekleriyle sorumluluk üstlenmiş olmaz. Öğrenme tekrar tekrar yapmakla gerçekleşen davranışlardır. Alışkanlığa dönüştürülmeyen her davranış unutulmaya mahkumdur.

Şu örnekle daha iyi anlaşılır; ne kadar çok soru çözersen, o kadar iyi anlarsın mantığı her yerde geçerlidir. Çocuk ne kadar tekrar yaparsa, soru ve sorun çözerse o kadar ustalaşır. Yeni nesil her şeye kolay ulaşabildiğinden, her şeyin kolayına kaçma eğilimindedir. Tam da bunu engellemek için sıkılmalarına, ulaşamamalarına imkan verilmeli. Her çocuğun dinamiği farklı olduğu için, en iyi anne baba kendi çocuğunun neye ihtiyacı olduğunu bilir. O yüzden sabretmesi mi, kendi sorunlarını çözmesi mi veya sorumluluk mu almalı, girişken mi olmalı gibi özelliklerin tespit edilmesi gerekir. Çocuklarımız zihinlerini çalıştırmalı, beyinlerini zorlayarak kullanmalarını sağlamalıyız. Dolayısıyla her çocuk ileriki yılların yetişkinleri olarak bilinçlenip yaşayabilirler.

Kaynakça

Çakmak, O. (2019). beyin nasıl öğreniyor? Kişisel Gelişim Merkezi.

Kavaklı, A., & Saygılı, S. (2015). Beyin Gücünü Etkili Kullanma Sanatı. A. E. Kavaklı, & S. Saygılı içinde, Beyin Gücünü Etkili Kullanma Sanatı. Nail Basım Yayın Gıda Ticaret ve Sanayi A.Ş.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.