Bir Z’ler Yanlış Gidiyor

Yirmi birinci yüzyılın kabul gören ideal insan tipleri sorulsa aklınıza gelecek özellikler neler olurdu?

Ya da şöyle sorayım:

Toplum kurallarını ve daha iyi bir yaşam hayallerini göz önüne getirdiğimizde hangi insani özellikler canlanıyor bizim gözümüzde?

Ben sayayım birkaç tanesini.

*Farklı düşüncelere saygı gösterebilen (Benim düşüncemi yargılamasın fikrinin kibarlaştırılmış hali)

*Özgürlük bilincine sahip (Bu isteğin kimse bana karışmasın demek olduğunu açıklamama gerek yok bence)

*Hızlı ve analitik düşünebilme yeteneği (Aman Allah’ım zeka değerleniyor mu yoksa?)

*Özgüveni yüksek (Toplum içinde konuşabilme yeteneği)

*Kendi yolunu çizebilen (Favori şarkı-ben de yoluma giderim)

*Teknolojiyle içli dışlı (Sosyal medya videolarını düzenleyebilmeyi kastetmiyorum)

*Sorgulama becerisine sahip (Kim kiminle nerede ne zaman hayırdır kardeşim sorgusunu yapabilme kabiliyeti)

Yeni nesille birlikte şimdi o cevabını hepimizin yavaş yavaş öğrendiği can alıcı soruyu sormanın vakti gelmiştir.

Böyle donanımlı, imkanlar içerisinde, bilginin sınırsız havuzunda yüzmeye kendini adamış, sorgulamayı, kimsenin kuklası olmamayı kendisine hedef haline getirmiş insanlar.

Peki.

Kim bunlar?

Kim bu kuşağımdaki yabancı, yakamı bırakmaz elleri.

Z kuşağı tabi ki.

Zaman dilimi açısından ele almamız gerekirse kimleri kastediyorum Z kuşağı derken?

Genel kabule göre 2000 ile 2012 yılları arasında doğan çocuklar, ilk gençler, hatta ve hatta tam gençlerden söz ediyorum.

Her eve bir z kuşağı kampanyası ve en az üç çocuk furyasıyla etrafımızda bolca bu cevherlerden bulabiliriz.

İlk nesli şu an kendini hayatın her alanıyla tam göbeğinde bulmuş vaziyette. Son nesli ise sosyalleşmenin ilk adımlarını attı bile. Her yerde bir şekilde içimizde olan bu kuşak bize neler sundu, bizden neler götürdü peki?

Neyse fazla dallandırmadan yukarıdaki özelliklere bağlamak istiyorum konuyu.

İdeal insan tiplerinden bahsettiğim bu yeteneklerin yarısından fazlası bu çocuklarda mevcut. Yarısından fazlasını hafife almaya kalkma sakın. Y kuşağında biz bunların üçte birine de razıydık.

Peki bu kadar donanımlı, bu kadar imkanlar içinde olan, teknolojinin göbeğine doğmuş bu nesil nasıl oldu da ‘’merhaba arkadaşlar, kanalıma hoş geldiniz bugün sizlere babaannemin takma dişlerini nasıl söküp kendime taktığımı göstereceğim’’ kıvamına geldi?

Neyi yanlış öğrendi bu çocuklar?

Özgürlüklerimizin başkalarının özgürlüğü başladığı yerde biteceği konusunda ne kadar doğru bilgi verebildik biz bunlara?

Tık sevdasına ahlaki erozyona göz yumulmasına nasıl ses çıkaramadık?

Burada elbette pırıl pırıl zeka dolu bir nesli harcayacak değilim, bir Y kuşağı mensubu olarak sonraki neslin her yanlış hareketinde kocaman parmağımız var bütün gayem buna dikkat çekmek. Yoksa bu zıpır çocukları harcamaya çalışmak, sorunları onlarda bulmak en kolayı.

Problemleri kendi şapkamız gibi önümüze alıp, doğru teknoloji kullanımı, ahlaki erozyonun önüne geçmek için bize düşen sorumluluklar ne, kendimizi ne kadar bu çocukların yerine koyabiliyoruz, ne ne kadar doğru?

Bu sorulardan başlayarak kuşaklar arası çatışmalardan söz edeceğim bu yazı dizisine herhangi bir troll videosuna kurban gitmemiş olursam devam edeceğim.

Nokta.

Facebook Yorumları
Ramazan TEKER hakkında 2 makale
öğretmen, şiir yazar. İşte dünya böyledir isimli şiir kitabının yazanı.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.