Çocuğum Okula Başlayacak
0

Kimileri sosyal medyanın sadece fuzuli vakit kaybedilen çoğunlukla eğlence amaçlı kullanılan gereksiz ortamlar olduğunu düşünebilir. Ancak bazı hesap ve gruplar var ki gerçekten faydalı bilgiler, tecrübeler ve endişeler paylaşılmaktadır. Eğitim danışmanlığı yapan uzun süredir takipleştiğimiz bir arkadaşımın paylaşımı dikkatimi çekti. Yazdıklarını oldukça da önemli buldum. Kendisinden izin alarak hiç değiştirmeden aşağıda paylaşıyorum.

Kızım 2023 Eylül’de okula başlayacak. Yani seneye Eylül anaokulu. Okul arıyorum. Yıllık 100.000+ vermek mantıklı gelmiyor. Okul sabahın kör vaktinde başlamasın istiyorum. Dersler dokuz buçuk on gibi başlasın. O saate kadar serbest zaman etkinlikleri, kim ne zaman gelirse. Akşam altı gibi bitsin, ama eve bir sürü ödev verilmesin. Okuldan çıkıp oradan oraya kurslara falan koşturmayalım. O kursların hepsi okul içinde olsun. İlla okul çıkışı da değil, gün içinde verilsin.

Sporun tüm dallarını Ortaokulu bitirene kadar temel düzey öğrensin, seçtiği birine odaklansın isterse. Ama yüzmeyi de, kalas gibi durmadan dans etmeyi de bilsin. Düğünde ne oynanır, davette nasıl dans edilir bilsin. Aynı şey görsel sanatlar için geçerli. Temel düzel heykeli de resmi de deneyimlesin. Tiyatro, sinema, opera, bale, müzikal, sergi herkes için izlemesi görmesi zorunlu olsun, Ortaokulu bitirene kadar bunlarla ilgili görgüsü oluşsun. Müziğin hem her türlüsünü dinlemeyi öğrensin, hem de bir tane müzik aleti çalabilsin, ama temel düzey birçoğunu öğrensin.

Bahçesinde tavuklar falan olsun, sabah çocuklar folluktan yumurta toplasın, bahçede yetiştirdikleri domatesleri salatalıkları koparıp yıkayıp birlikte kahvaltı hazırlasınlar. Hafta sonları ailelere de zorunlu eğitim olsun, herkes ayda en az bir tanesine katılsın ki anne babalık öğrensin. Aileler de eğitilsin, birbirinden öğrensin.

Öğretmenler ülkenin bütün büyük şehirlerini görecek kadar, yılda 1 kez yurt dışına çıkacak kadar ücret alsın. Herkes haftada 4 gün çalışsın, 3 gün kendine yatırım yapsın. İlkokuldan itibaren İngilizce görsün, lisede çok iyi bir dili konuşabiliyor olarak geçsin, bizim zamanında erken öğrendiğimiz gibi. Sınav hedefi olmasın, zamanı yönetmeyi ve öz disiplini öğretsin, kalanı çocuğa kalsın. Sınav olmasın, olacaksa da az olsun, projelerle, grup ödevleri ile değerlendirme yapılsın.

Görgü kuralları, vicdanlı insan olmak, merhametli olmak, yardımsever olmak, saygılı olmak yaşamın içinde öğretilsin. Yaşlılarla, büyüklerle haftada bir oturup sohbet etme ödevler olsun mesela. Hayvanlarla iç içe büyüsün. Doğaya saygıyı içselleştirsin. Ağaçları, bitkileri, hayvanları, doğayı tanısın. Tarımla ilgili, gıda üretimi ile ilgili tüm süreçleri öğrensin. Paketli gıdalar, hormonlu yiyecekler, mevsiminde olmayan hiçbir şey hayatında olmasın. Yemek yapmayı da. Sağlıklı beslenmeyi de öğrensin. İlk yardımı da bilsin, sağlıkla ilgili kendi için bilmesi gereken temel bilgileri de.

Geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik okulun her kademesine, her aşamasına, her sürecine damgasını vursun, içselleştirilsin. İsraf edilen hiçbir şey olmasın. Basit dikiş işlerini de, evde bir şey tamir edilecekse onu nasıl tamir edeceğini de öğrensin. Eve tesisatçı sokmadan işini görebilsin. Kumaştan da anlasın, kaliteli kıyafetten de.

Bütçe yönetmeyi bilsin. Finansal okuryazarlık öğrenerek başlasın, liseye geldiğinde finans araçlarını biliyor olsun. Temel hak ve özgürlükler, her vatandaşın bilmesi gereken temel kanunlar öğretilsin. İnsan psikolojisini de, temel sosyoloji ve felsefe bilgisini de, genel kültüre dair ulusal ve uluslararası bilmesi gereken konuları da öğrensin. Geçmişi de öğrensin, geleceğe bakacak şekilde günceli takip edip teknolojiyi doğru kullanmayı da..

Bunları yaşarken öğretecek öğretmenleri ve sistemi olsun, öyle açıp tek tek öğreten değil. Eleştirebilsin, eleştirel düşünebilsin. Eleştirdiği konulara yenilikçi ve yaratıcı çözümler üretmeyi bilsin, ama denesin deneyimlesin ki fırsatları piyasa koşullarına göre değerlendirmeyi öğrensin. Karşısına problemler çıksın okulda, okul bilerek isteyerek bu ortamı yaratsın, arkadaşları ile birlikte çözüm üretsin.

Ortaokuldan itibaren yurt dışı eğitim danışmanı olsun. Ailelere ve çocuklara psikolojik destek hiç esirgenmesin. Üst sınıflarla alt sınıflar arası abi/abla-kardeş ilişkisi de olsun, Akran öğrenmesi olacak ortam da. Bilenler bilmeyenlere anlatsın, öğretsin. Mentörlük sistemi aktif olsun. Herkes yararlansın.

Var mı bildiğiniz böyle bir yer. Türkiye’nin herhangi bir yerinde varsa taşınmayı bile düşünebilirim. Sonuçta 12 sene var, bunlar 12 senede öğretilir bence. Sizce? Bunlardan gerek yok dediğiniz ya da eklemek istediğiniz bir şey var mı?

YORUMLAR

Affınıza sığınarak bu yazdıklarınızı gerçekçi bulmadığımı söylemek istiyorum. 12 yılda diye bahsetmişsiniz ancak bunların bazıları yetişkin sorumlulukları üstelik. Hocam iki çocuğum var maalesef bu dediklerinizi öğrenmiyorlar yaşam için de test çözmekten fırsat bulduğumuz zamanlarda biz öğretiyoruz. Lokasyon: Finlandiya.

Bu istediklerini Halit Ziya Uşaklıgil gibi evde özel hocalarla verebilirsin ayrıca sevabına mahalledeki gelecek vaat eden çocuklardan üç beş çağırıp çocuğuna sınıf oluşturabilirsin. Özel olsun devlet olsun hepimiz aynı sizin hayallerimizle başladık sonunda sistem derse giren öğretmene fit olmayı bize öğretti. Bu şartlarda Eğitim Ailede Başlar Aile de biter.

Hiçbir okul kademesinde sınav yok sadece liseye başlarken bazı liselerde notlara bakılıyor. Eğer mesela çocuk edebiyatçı ise ailesinin ısrarıyla istemediği bir derse ağırlık vermek zorunda kalmasını önlemek zaten yıl boyu aileyle birçok kere sınıf öğretmenleri durum takibi yaptıkları için velilerle lise kararı da ortaya çıkar.

100 bin koşulu bozuyor herşeyi para sorun olmasa ben ……… Okullarına gönderirdim.

Daha yazılacak o kadar çok şey var ki eğitim, sağlık çoooookkkk farklı. Erdem bu kadar çok yorma kafanı. Çocuk öncelikle eğitimini evinde alır. Ve bir çocuk her şey olamaz aynı anda hem müzisyen hem sporcu hem ressam hem yazar. İlkokulda özel okul çok saçma. En nihayetinde okumayı yazmayı öğrenecek ve birkaç ders notu. Sen çocuğuna düşünmeyi öğret araştırmayı öğret. İzle o’nu neye yeteneği var ona göre bir yön belirlersin. Şimdiki anne-babaların düştüğü hatalara düşme. Çocuk okuldan çıkıyor kurstan kursa dersten derse gidiyor. Ve sonuçta hiçbir şey olamıyor. Yazıktır yahu çocuk işte adı üstünde çocuk…

Keşke köy enstitüleri açılsa çoğu buralarda öğretiliyormuş. Sana yazılan yorumları tek tek okumadım. Erdem abi ama en azından benim bildiğim kadarıyla yok. Az çok çocuk doktoru halimle çocuklarımızın aldıkları (!) eğitimler hakkında az buçuk fikrim var. En temel eğitimleri okulda alabileceğimiz bir ülkede yaşamıyoruz maalesef. Çocuğumun böyle yetişebilmesi için yurtdışına kaçma isteği bu yüzden hem de ortada daha çocuk bile yokken…

Ben öyle bir baba değilim zaten. Hem sporcu hem müzisyen olsun gibi bir amacım yok, kültürü olsun hepsinden “anlasın bilsin” istiyorum. İstediği alanda ilerler sonra. Acele etme hepsi olacak. Kültür görgü ile olur. Hayattaki en önemli şey mutlu olmaktır… Biraz daha büyüsün müzelere, sergilere, konserlere gideceksiniz birlikte. Yapacağın en önemli şey de kitap okumayı sevdirmek olmalı. Gerisi kendiliğinden gelecek, inan bana,..

Hayatında sadece ben yokum ve sadece ben olmayacağım. Yani ailesi olarak biz.
Okula gitmek zorunda ve orada bir sosyal çevresi olacak. Onlarla birlikte öğrenecek. Dolayısıyla, kaygılıyım ama sınav falan umurumda değil. Zenginlik değil abi. Dişten tırnağımızdan arttırdığımızla gönderiyoruz, Konu çocuk ve eğitim olunca akan sular durur bende. İnancım şu ki: İnsana yapılan yatırım her zaman karşılığını verir. Temettü ödeyen şirket gibi uzun vade yatırımı gibidir çocuk.

Nasıl güzel ifade edilmiş bir talep ve peşinden yorumlar. Üzerine açıklama yapmaya gerek bile yok. Öte yandan velilerin çocuklarının eğitimiyle ilgili talepleri olduğunda neden hemen özel okul akla geliyor. okul saatleri, ödev-etüt, serbest zaman, spor, güzel sanatlar, temel yaşam becerileri, sağlık, yabancı dil öğrenimi, sınavlara hazırlık, mentörlük ve girişimcilik konularında devlet okullarında da güzel çalışmalar yapılıyor. Yine de özel-devlet tüm okullar bizim herkes istediği okula çocuğunu gönderme özgürlüğüne sahiptir.

Kaynak: Nur Erdem ÖZEREN (Genç Kariyer Akademisi Kurucusu, sosyal girişimci, danışman, eğitimci, yazar) sosyal medya hesabı paylaşımı

Facebook Yorumları

Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 Bakırköy İlçe MEM, Temmuz-2022 İstanbul İl MEM, Ekim-2023 Küçükçekmece İlçe MEM Şube Müdürü olarak görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.