Çocuklarda Kişilik Gelişimi

Her birey, doğumuyla birlikte, önceki jenerasyonlardan aldığı genetik mirası da beraberinde getirir. Sarışın veya esmer, yeşil, kahverengi gözlü, uzun ya da kısa boylu olmak gibi, kişiliğin bir bölümü de doğuştan gelen özelliklerle kodlanır. Bazı yapısal özellikler, kişiliği oluşturacak taşların temelini atarken, erken çocukluk deneyimleri, anne babanın çocuk yetiştirme tutumları, çevresel etmenler, krizler travmalar da kişilik oluşumunda önemli yere sahiptir. 0-1 yaş döneminde çocuk, ihtiyaçları doğrultusunda, anneye veya bakımını üstlenen kişiye bağımlı olsa da, 2 yaşına yaklaştığı dönemden, 3 yaş sonuna kadar geçen sürede kişilik oluşumunun ilk adımlarını atar. 4-6 yaş arasında ise, çocuğun ben-merkezci tavırlarında azalma görülmesiyle birlikte kişilik gelişimi, tecrübelerle beslenmeye daha açık hale gelir. Çevreden gördükleri, ailesinden öğrendikleri, değerler, kurallar, düzenlemeler, anne-babanın hayata bakış açısı, bu dönemde gerçek anlamıyla “kaydedilir”. Kayıt ettiği birçok şey de ileriki yaşlarda referans alacağı noktalar olarak saklanır. Kardeşlerin aynı yetiştirme tutumları ile aynı şartlar içinde yetişmelerine rağmen farklılıklarını ortaya koydukları dönem, bu yaşlara rastlar. Dolayısıyla, kişiliğe ait özellikler de bu dönemden sonra daha da belirginlik kazanır.

Sağlıklı bir kişilik gelişiminin temelini özgüven oluşturur. Kendi istek ve ihtiyaçlarının farkında olmak, bunları dile getirmek, duygularını ifade etmek, insan ilişkilerinde kendi benliğinin farkında olmak, sağlıklı özgüvenin kişilik gelişimi içinde işaret ettiği özelliklerdir. Sağlıklı dozda gelişen özgüven, kişilik gelişiminin eşiklerinden biridir. Anne-babaların çocuk yetiştirme tutumları, psikolojik durumları, hayata ve olaylara bakış açısı da kişilik gelişimini etkileyen diğer bir faktördür. İyimserlik, karamsarlık, yardımseverlik, konuşkanlık, ya da içedönüklük, hırçınlık gibi karakter özellikleri ile anne babanın değer yargıları, kuralları ev içi düzenlemeleri, eşlerin birbirleriyle olan iletişimi de çocuğun kişiliğini etkiler. Çünkü kişiliğin çevre etkenleriyle şekillenen bir kısmı yapısında; şartlar içinde var olmayı ve uyumu gerektirir. Ebeveynler, çocuğun kişiliğinde doğrudan önemli bir pay sahibi oluyorlar. Bazı tipik tutumlar sonuçlarını rahatlıkla görebiliyoruz. Örneğin; Anne babanın aşırı koruyucu ve kollayıcı olduğu bir aile içinde başkalarına bağımlı ve kendine güvensiz çocuklar yetişmektedir. Her tür doğru ya da yanlış davranışında kayıtsız şartsız hoş görüyle cevap alan bir çocuk bencil olacak ve herkesin her ortamda dikkatini çekmeye, bütün ilgiyi üzerinde toplamaya çalışacaktır. Bu açılardan bakıldığında çocukların karakterlerinin oluşumunda temel belirleyicinin aile olduğu daha net olarak görülmektedir. Okul aileden sonra en önemli eğitim yuvasıdır ve bir çocuk için sosyal çevreye açılan ilk kapıdır. Dolayısıyla da çocuğun kişiliğini biçimlendiren önemli bir sosyal kurumdur. Burada da çocuk işbirliğini, kuralları ve kurallara uymayı, paylaşmayı, üretmeyi, hem bir birey olmayı, hem de bir birey olarak topluma ait olmayı öğrenerek, bütün bunları kişiliğinde harmanlama becerisi geliştirecek ve kendi olmaya çalışacaktır.

Günümüzde eğitimin en önemli amacı, bireyi yetişkin rollerine hazırlamak ve kendisini yönetebilme becerilerini geliştirmesine yardımcı olmaktır. Bu da ancak çocuğa bağımsız düşünme becerisini kazandırmaktan geçer. Peki, anne-babalara düşen ne olabilir?

– Çocuğunuzun gelişim özelliklerini ve dönemlere ait değişimleri takip edin. Hangi yaşlarda hangi özellikleri sergileyeceği hakkında fikir sahibi olmak, hem sizi şaşırtmayacak hem de uygun anlarda uygun yaklaşımlarda bulunmanızı sağlayacaktır. Böylece, hangi kişilik özelliklerinin kalıcı hangilerinin dönemsel olduğunu daha rahat ayırt edebilirsiniz.

– Odasının düzeni, ilgi alanları, yetenekleri, hobileri, ilişkileri üzerinden O’nun kişiliğine dair özellikleri öğrenebilirsiniz. Sizinkine hiç benzemeyen bir renk seçimi olabilir, ya da sizin hiç önem vermediğiniz bir değer, onun için çok önemli olabilir. Kişiliklerinizin ayrıldığı noktaları fark edebilmeniz ve bunlar üzerinden çocuğunuzu ayrı bir birey olarak kabul edebilmeniz önemlidir.

– Tartışmalarda ya da, beğenmediğiniz, kınayacağınız durumlarda, eleştirinizi kişiliğine yöneltmek, yerine davranışı hedef alın. “Sen zaten hep yalan söylersin” yerine, “Söylediğin saatten geç gelince hem meraklanıyorum hem sinirleniyorum” gibi. Aksi halde, kişiliğe yönelik yapılan saldırıyı tamir etmek kolay olmayacaktır.
Uzman Psikolojik Danışman
Bedil DEMİR

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.