Çocuklardaki Sorumluluk Bilinci Eksikliği

Geçtiğimiz hafta yaşadığım bir olayı anlatarak başlamak istiyorum. Öğrencilerime ara dönem tatilinden önce Matematik dersi için projelerini verdim. Teslim tarihinden 3 hafta önce, proje kağıtlarını her biri için bastırdım, adımları hem kağıtta hem de sözlü olarak sınıfta açıkladım, değerlendirme ölçeğiyle beraber proje kağıdını sınıfa, tahtanın tam yanına, sınav takviminin altına astım. 3 hafta boyunca derste hatırlatmalar yapmama, son teslim tarihi olan Cuma günü getirmeyenlere, “Pazartesi son geç teslim günüdür, yapmayı unutmayın!” dememe rağmen, sınıfın neredeyse yarısına yakını projelerini teslim etmedi. Aileleriyle görüştüğüm başka bir konuya ek olarak bu proje konusundan bahsettim. Veliden aldığım cevap şöyleydi: ” Oğlum unutkan olabiliyor çoğu zaman, projeyi veli bilgilendirme sistemine de koymuş muydunuz, ben bilmiyordum projesi olduğunu.”

Ben bu maile ne cevap versem diye çok düşündüm, çünkü burada bir problem vardı. Kendi çocukluğumu düşündüm, ben 5. sınıftayken ne yapıyordum diye. Çok da eski bir tarih de değil bahsettiğim. Ben öğrencilerimin yaşındayken, ailemin “Ders çalış!” lafını neredeyse hiç duymadım. Ders söylenerek çalışılacak bir şey değildir çünkü. Ödev ve sorumluluklar ise bambaşka bir boyut. Ders çalışmayan çocuk ayrıdır, onu zorlayamazsınız ama konu sorumluluklara gelince orada çok dikkatli olmak gerek. Bugün bir dersin projesini unutan, önemsemeyen veya yapmaya gerek duymayan bir  çocuğun, yetişkin bir insan olduğunda, mesleğini icra ederken ve insan ilişkilerinde bu durumun yaratacağı sıkıntıları bir eğitimci olarak öngörebiliyorum ve bu durum beni gerçekten tedirgin ediyor. Burada çocuk suçlu mu peki, orası tartışılır. En basit örneklerle düşünecek olursak, eğer sizin için birisi yemeğinizi, alışverişinizi yapıyorsa, iş evraklarınızı sizin yerinize tamamlıyorsa siz niye kendinizi yorasınız ki? Hem de üstelik sizden daha iyi yapıyor tüm bunları çünkü yaş olarak daha tecrübeli. Bugün biz çocuklara yaptığımız muameleyi birinden görsek, hepimiz işi aksatırız, nasılsa yapılıyor oluşundan dolayı vicdan azabı veya rahatsızlık duymayız. Ama gerçekte böyle bir şey mümkün mü? Okul bittiği gibi öyle çetin atılıyor ki insan hayata, anne babası gibi kimse arkasını toplamıyor. Yaptığı ve yapmadığı her şeyin sorumluluğu bireyin kendi üzerinde oluyor. O zaman çocukları pratikte hiç işlemeyecek bir yaşam tarzına neden alıştırıyoruz? Peki böyle devam ederse bu çocuklara biz bu bilinci nasıl aşılayacağız? Anne ve babanın çocuktan daha hırslı olmalarını, eğitimin içinde çocuktan daha fazla var olmaya çalışmalarını, yardım etmeye çalışırken çocuklarının hayatlarına verdikleri zararı görmemelerini nasıl çözeceğiz? Çünkü hepimiz biliyoruz ki bazı alışkanlıklar çocukken kazanılır. Sorumluluklarını üstlenmek de ileri yaşlarda çok ihtiyaç duyulan “iş ahlakı”na zemin oluşturur. İş hayatında iş aksatan, işini tam yapmayan, sürekli işi geç teslim eden insanların, bizim işlerimizi de nasıl etkilediğine şahit oluyoruz. Ve bu etki aslında Kelebek Etkisi gibi büyük ölçekte o kadar etkili ki. O yüzden hepimizin geleceği için, öğretmenler olarak en önemli gayretimiz sorumluluk bilinci gelişmiş insanlar yetiştirmek olmalıdır. Bunun için de tabi işe aileye bu farkındalığı kazandırmakla başlama, daha sonra onlarla birlikte çalışmak ve işbirliği yapmak gerekiyor. Ailenin desteklemediği veya aksini özendirdiği davranışları sadece okulda kazandırmak çok kolay değil ne yazık ki.

 

 

 

 

 

 

Hepimize kolay gelsin…

 

GÜNEŞ GÖRKEN

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.