Çocuklarımıza Kendileri İçin Hedef Koyma Alışkanlığını Edindirmemiz Neden Önemli?

Kızım Hollanda’daki IB (Uluslararası Bakalorya programı) okulunda henüz birinci sınıfta iken, dönem sonlarında öğretmeninin ve benim olduğum, öğrenci tarafından yönlendirilen veli toplantısında, dönem boyunca yaptığı çalışmalardan seçtiği bir seçkiyi bana ve öğretmenine sunardı. Bu görüşmede hangi çalışmasını yapmaktan mutlu olduğunu bize anlatmanın dışında, hangi alanlarda gelişmeye ihtiyacı olduğunu da belirtirdi. Bu bir veli olarak beni çok memnun etmişti. Vurgu, öğrencinin hangi konuda geri kaldığına değil hangi konuda gelişmesi gerektiğine, ve hangi alanda kendisinden gurur duyduğuna yapılırdı. Hedef çalışması tamamıyla öğrencinin seçimine göre belirlenirdi. Böyle olunca öğrenci, kendisini eleştirmekten çok, “Nasıl daha iyi yapabilirim” e dikkatini verirdi. Bu iki yönlü olarak iyiydi. Çocuk hem kendine objektif bakıyor, yaptığı çalışmaları değerlendiriyor, hem de gelişim odaklı bir yaklaşıma yönlendiriliyordu.

Amerika’lıların güçlü yönü parlatmak gibi bir tutumları vardır. Her zaman güçlü olanın üzerinde çalışırlar. Fakat bu yaklaşımda, çocuk güçlü olduğu konuda yaptığı çalışmadan gurur duyarken güçlü hissetmediği konuda da gelişmeye yönlendiriliyordu.

Bu nasıl yapılıyordu?

Çocuktan, kendisinin belirlediği, gelişmeye ihtiyacı olduğunu düşündüğü konuda, ne yapabileceğine dair 3 adet strateji geliştirmesi isteniyor ve bundan sonra da düzenli olarak, her hafta yapması gerekenleri, kendisinin belirleyip bunları yapması bekleniyordu. Çocuk, velinin bu konuda desteğini alabiliyordu. Çocuğun kendine gelişme konusunda koyduğu hedefler hiç de karışık değildi. Bu tamamen çocuğa bırakılıyordu. Gelişme hedefi yalnızca akademik olmak zorunda değildi. IB (Uluslarası Bakalorya) sisteminde çocuklarda geliştirilmek istenen birtakım özellikler vardı. Bunlardan bir tanesi risk almaktı. Çocuk bunu daha çok yapmaktan çekindiği bir konuyu ele alması ve bu konuda girişimde bulunması olarak algılıyordu. Zaten bu kavramlar öğrenciye net olarak açıklanırdı. Benim kızım risk almayı sevmeyen bir yapıya sahip olduğu için bir veli-öğrenci toplantısında kendine hedef olarak daha çok risk almayı seçmişti. Bunun için ne yapmayı karar verdiğini hatırlamıyorum fakat bu konu beni düşünmeye ve zaman içinde araştırmaya sevketti.

HEDEF KOYMANIN ÖĞRENCİYE KATKILARI

Burada benim özellikle ilgimi çeken okulun çocuğu kendine hedef koymaya yöneltmesi oldu. Ve hedefi gerçekleştirmek için çözüm üretmesi ve daha sonra kendi çizdiği yolda ilerlemeye itmesi idi. Bu, ülkemizde ortalama insanın yapmakta güçlük çektiği bir disiplin konusu… Bu yaştaki çocuklara bunu vermeye çalışmaları çok ilgimi çekmişti. Böyle bir çalışma o kadar çok bileşeni barındırıyor ki…:

  1. Çocuğun kendini öğretmenden bağımsız değerlendirmesi
  2. Yaptığı değerlendirmeden rahatsız olmadan gelişmeyi hedeflemesi
  3. Güçlü yönlerinin farkında olması
  4. Akademik mükemmeliyetçilikten uzak bir gelişim hedeflenmesi
  5. Akademik olmayan soyut bir özelliği, kendi kafasında sağlam bir şekilde tanımlamış olması
  6. Sorun olarak görülen değil, gelişmesini kendisinin istediği bir özelliği kendinde geliştirmek için neler yapabileceğini düşünmesi
  7. Ve bu gelişim hedefleri için belirlediği hareket planını hayata geçirmesi

Burada sözünü etmek istediğim bir konu var ki, çocuk bunları belirledikten sonra çocuğun hareket planını ne kadar hayat geçirdiği ile ilgili olarak hiçbir değerlendirmeye tabii tutulmaması, kimseye bu konuda bir hesap vermemesi idi. Veli isterse bunu çocuğu ile takip edebilir, istemezse etmezdi. Okulun istediği çocuğa her dönem yaptırdığı bu çalışma ile kendisine gelişim hedefleri koymasını ve bu hedefe gitmesi için hem bir yönlendirme, hem bir fırsat vermesi idi. Aileye de bu konuda bir rehberlik yapılırken bir bilinç kazandırılıyor, zaman içinde hayatında hep gelişim odaklı olması ve bunun için hedefler koyması gerektiği düşüncesi veriliyor ve okul hayatında bu özelliklerin gelişmesi hedefleniyordu.

HEDEFLER HANGİ ANA BAŞLIKLARDA OLMALI?

Hedefler okulun yönlendirmesi ile akademik (yani okul başarısını artırmaya yönelik), karakter gelişimi, beceri geliştirme ile ilgili olarak belirlenebilir.

Geliştirilmek istenen karakter özellikleri; çalışkan, disiplinli, yapıcı, farklılıklara saygı gösteren, sorumluluk sahibi, zorluklardan yılmayan gibi özellikler olabilir. Karakter eğitimi MEB’in verilmesini istediği değerler eğitimi ile ilişkilendirilerek ele alınabilir.

Beceriler; iletişim becerileri, karar verme ve eleştirel düşünme, sorunlarla başa çıkma ve kendini kontrol etme, yenilikçilik, girişimcilik, sorun çözme vb olabilir.

Hedef Koyma çalışmalarının her sene düzenli yapılması, öğrencinin hem kendini tanıması, kendinden mutlu olması, gerçekleştirmek istediği şeylere bilinçli bir şekilde kendi seçimi , iç motivasyonu ile ilerlemesi, neye enerjisini harcayacağına karar vermesi ve hedefine kilitlenerek bilinçli ve özenle seçilmiş, kendini tanıyarak yapılmış seçimlerle hayatına yön verebilmesi ve tatminkar bir hayat yaşaması için müthiş bir alıştırma fırsatı sunuyor. Uzun vadede kişinin hep başkalarının bir şeyleri yapması beklemek yerine harekete geçen aktif vatandaşlar , isteyerek seçtiği bir meslekte ilerleme ümidi olan bir birey olarak tatminkar bir şekilde yaşaması için de çok destekleyici bir unsur…

NE ÜZERİNDEN HEDEF KOYACAĞIZ?

Şimdi burada verdiğim örnek bizim eğitim sistemimizde nasıl yerini bulur diye düşündüğümde, çok zor görünüyor. Çocuğun iyi not almak dışında bir hedef koyamadığı bir eğitim sisteminde bu hedef koyma ve hayata geçirme gibi bir özellik gelişemez. Çünkü not hedefini bile çocuk koymuyor, sistem koyuyor.

Hedef koyan ve ona ilerleyen gençler yetiştirebilmemiz için çocukların ve gençlerin akademik veya kişisel veya performansa yönelik bir performans veya ürünler ortaya koyabilmeleri gerekir. Yani çocuk veya genç kanlı canlı bir şeyleri yapacak, hayata geçirecek. Bizim, eğitimciler olarak çocuklar için akademik hedeflerimiz varsa, bu hedeflerimiz bir yanda dururken, bu hedefler ile ilgili olarak çocuklara uygulama alanları yaratmamız ve öğrendiği bilgiyi uygulamaya dökeceği veya farklı bir bağlamda transfer edeceği projeler ve çalışma ortamlarını yaratabilmemiz gerekir. Çocuk eğer aktif ve üretken bir öğrenen olmazsa, kendini gözlemleyemez, karşılaştıramaz, özfarkındalık geliştiremez. Örneğin öğrencinin öğrendiği konu ile ilgili sunum yapması hem akademik olarak öğrendiğini pekiştirir. Hem de sunum becerisi kazandırır. Örneğin kızım henüz birinci sınıfta iken bana “ben topluluk önünde uzun süreli konuşmaya çekiniyorum” derdi. Bunu neden dedi? Sınıfta yaptığı günlük konuşmalarla ilgili olarak değil, yapması gereken sunum fırsatlarından dolayı dedi. Çocuk daha rahat sunum yapanı da gördü, daha iyi hazırlananı da…Karşılaştırma imkanı buldu…

BECERİ EĞİTİMİ İLE HEDEF KOYMAYI ENTEGRE ETMEK

Batıda çocukların beceri geliştirmek için okulu bitirmeleri beklenmiyor. Her yaşa göre çocuğun yapabileceği şeyler olduğu düşünülüyor. Aynı yaşa göre kıyafet gibi… Önemli olan beklentiyi çok yüksek tutmadan deneyim ve yapma fırsatı vermek. Bunlar yapılırken çocuğa belki verilen en büyük destek beklentinin yaşa uygun olarak belirlenmesi ve bunun öğrenciye çok açık ve anlaşılır bir şekilde açıklanması, ve verilen kriterlere göre öğrencinin hem kendini, hem başkalarını değerlendirmesine izin verilmesi… Çocuğun çalışmayı yaparken karşılaşacağı belirsiz durumların küçük yaşlarda minimumda tutarken yaş ilerledikçe azar azar artırılması… Örneğin 2. Sınıftaki bir çocuğa bir konuda araştırma yapması istenirken kaynakları sınırlı sayıda tutup, öğretmenin belirlemesi söz konusu iken, daha sonraki sınıflarda mutlaka bir kitap, öğretmenin belirlediği bir kaynak dışında öğrencinin seçeceği kaynakların istenmesi gibi. 2. Sınıfta yalnızca grup olarak çalıştığı arkadaşlarına sunum yaparken, sınıfı ilerledikçe sunum yaptığı dinleyicilerin giderek artması, konuların daha derinleşmesi gibi…

Veya çocuklara ilkokulda maliyet kavramı öğretilirken kendi ürettikleri bir şeyi küçük sınıflarda satmaları ve maliyet ve kar hesabı yapmaları istenirken, büyük sınıflarda sosyal dersinde yer alan konu ile ilgili faaliyet gösteren bir STK’ya destek için okulda yardım faaliyetini baştan sona organize etmeleri beklenebilir.

Çocukların neyi yapıp neyi yapamadığını görebileceği, özellikle bir grup çalışmasının içinde çocukların farklı sorumlulukları alıp bir iş ortaya çıkarma, bir ürün veya performans ortaya koyma gibi aktif olacağı proje veya etkinliklerin planlanması ve tasarlanması yakın geleceğimizde umarım okullarda hayata geçer. Okul gibi daha korunaklı bir ortamda hayata geçen bu tür çalışmalar, çocukların hem okul dışındaki projelerde de aktif yer alma konusunda cesaretlendirecek, hem bulunduğu dünyada daha iyi gözlemleyen, başkalarının ihtiyaçlarını görmede daha becerili, ve girişimde bulunmak için daha özgüvenli bireylerden oluşan bir gelecek toplumu oluşturmamıza müthiş bir katkı sağlayacaktır. Çocukların ve gençlerin neyi yapabildiği hakkında bir fikri olursa , yapabilecekleri hakkında da olur.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatında yukarıda hedef koyma dışında birçok konuda öğretimde hedefler konulmuş durumda .MEB eğitim hedefleri çok iyi belirlenmiş olsa da bunların bir an evvel hayata geçirilmemesi hem çocuklarımızın kazanması gereken yetkinlikler açısından hem de ülke olarak hızlanmış çağımızda hepimiz için bir kayıptır. Bir an evvel alınan kararların uygulamaya konması umuduyla…

Ayşin Bozkoyunlu

Facebook Yorumları
Ayşin Bozkoyunlu hakkında 19 makale
1968 yılında İstanbul’da doğdu. Lise Eğitimini Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi’nde tamamladı. Üniversite Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi’nde bölümünde aldı. Yap Kredi Bankası’nda Kurumsal Pazarlama bölümünde başladığı iş hayatına, Magnesit A.Ş. ve Beiersdorf A.Ş. firmalarında devam etti. 5 yıl Hollanda’da farklı bir eğitim sisteminde çocuğunun eğitimine şahit oldu. 2013 yılında, ülkeye döndükten sonra yoğun eğitim okumaları, araştırmaları, Uluslararası MOOC ( yoğunlaştırılmış uluslararası online eğitimler), Webinar’ları takip etti, konferanslara katıldı. Artık bütün bu süreçte ortaya çıkan fikir, düşünce ve çözüm önerilerini paylaşma nokatasına geldiği için yazıyor. Yazmaya 2 sene önce başladı. Yazılarını bu sene yayınlamaya başladı. Çünkü kitap olarak yayınlamayı düşündüğü düşüncelerini paylaşmak için daha fazla beklemek istemedi.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.