Çocukların İletişim İhtiyaçları

Bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık; her dönemin kendine özgü bir dili vardır. Ve bizler hangi dönemde olursak olalım bir alt dönemimizin diline uyum sağlamaya çalışırız. Bilhassa yetişkinlik dönemi bireyleri diğer dönemlerin diline uyum sağlayarak iletişimlerini kuvvetli hale getirmeye gayret ederler.  Bir çocuk ile iletişim kurarken kullandığımız kelimelere, bedenimizin duruşuna, mimiklerimize dikkat etmediğimiz sürece çocukların bizleri anlamlandırmasının da hatalı olması yüksek bir ihtimaldir.  Bu yazımda çocuklarla kurulan iletişimde nelere dikkat edilmesi gerekir ve çocukların, yetişkinleri anlamlandırırken nelere dikkat ettiğine değineceğim.

Her çocuk bulunduğu toplum, kültür, çevre ve aile ortamı bakımından birbirinden farklıdır bu nedenle her çocuğun yaşamı algılama biçimi de getirdiği kültür ile birlikte değişmektedir. Bu noktada unutulmaması gereken her çocuğun birbirinden ayrı değerlendirilmesi fakat ayrım yapılmadan bir birey olarak kabul edilmesidir. Çocukların bilişsel, duygusal, fiziksel ve sosyal becerileri, yaşları büyüdükçe değişmektedir.  Buna bağlı olarak her bir çocuğun yaşına ve farklılıklarına göre değerlendirme alanı da farklılık göstermektedir.

İletişim kurduğumuz çocukların yaşı, ilgileri, becerileri ve hayatı algılama düzeyleri bizler için önemli ipucu niteliği taşımaktadır.  Her ne kadar çocukların içinde bulunduğu kültür onları etkilese de gelişimsel olarak her çocuğun belirli evreleri bulunmaktadır.  Bu evreleri ilk yıllar(0-6 yaş), orta yıllar (7-11 yaş), erken ergenlik yılları ( 12-14 yaş) şeklinde ayırabiliriz fakat her ne kadar belirli yaş grupları olsa da bunlar sabit değildir. Birinden diğerine geçiş, değişken ve bireyseldir ve her biri kendi içinde yüksek çeşitlilik barındırır.

İLK YILLAR (0-6 YAŞ)

İnsan gelişimi açısından bu ilk yıllarda kurulan iletişimin gelecekteki öğrenmelere yatırımı oldukça büyüktür ve hayati bir öneme sahiptir.  Bu yaş grubunda çocuklar daha çok bakım veren kişilerle iletişim kurmaktadır. Bu noktada bakım verenin çocuğu anlaması, şefkat göstermesi, varlığını koşulsuz kabul etmesi oldukça önemlidir. Bu yaş grubunda yaşanılan olaylar bireyin gelecekteki kişilik gelişiminin temelini oluşturmaktadır bu nedenle bu yıllarda kurulan güvenli bağlanma kişinin gelecekteki iletişiminde de hayata güvenli bakmasını sağlar. Bunun aksine bu yıllarda ihmale, şiddete, tacize uğrayan çocuklar gelecek yıllarda da bu olumsuz duyguların izlerini kişiliğine yansıtır. Bu yıllardaki çocuklarda şu iletişim ihtiyaçları bulunmaktadır;

  • Sevildiklerini, ilgilenildiklerini, varlıklarının kabul edildiklerini bilme
  • Kendileri ve diğerleri hakkında olumlu duygular geliştirme
  • Sahip oldukları korkuların ve duyguların normal olduklarını bilme
  • Yeni öğrenimler ve tecrübeler hakkında kendilerini iyi hissetme
  • İyileşmeyi öğrenerek ve yardım talep ederek psikolojik sağlamlık temelini oluşturma

Çocuğun sevildiğini hissetmesi ve etrafı tarafından ilgilenildiğini görmesi hem duygusal olarak hem de bilişsel olarak gelişimini sağlamaktadır. Bir çocuk ile ne kadar temas halinde olunursa ve manevi ihtiyaçları karşılanırsa o kadar iyi bir iletişim sağlanmış olur. Sevilmediğini ve kabul edilmediğini düşünen çocuklar kendilerini yetersiz, değersiz ve sevilmeyen biri olarak görür. Bu durum bireyin ileriki yaşamında öz saygısında düşüklüğe ve çeşitli psikolojik sorunlara sebep olabilir. Çocuk, kendisi ve etrafındaki insanlar hakkında olumlu duygular geliştirmek istemektedir. Bu koşul sağlandığında çocuk, dünyayı güvenli bir yer olarak adlandırabilir. Bu sayede ileriki yaşlarında kurduğu ilişkilerinde de sağlıklı iletişim sağlamış olur. Bunun aksine kendisi ve çevresi hakkında olumsuz duygular geliştiren çocuklar huzursuz olurlar. Güvenli bir bağlanma geliştiremeyerek güvensiz bağlanma stiline sahip olabilirler.

Yaşadıkları duyguların normal olduğunu bilen çocuklar genel olarak yargılanmayan ve koşulsuz kabul edilen çocuklardır. Bu noktada bakım veren kişilerin çocukla empati içinde bir iletişim geliştirmesi ve duygularını anlaması, yaşanılan duyguların normal olduğunu yansıtması önemlidir. Yaptığı bir davranış sebebiyle cezalandırılan çocuklarda suçluluk ve utanç duygusu gelişir ve cezalandırıldıkları için duygularını normal dışı olarak yorumlarlar. Bu nedenle ileriki yaşamlarında da suçluluk ve utanç duygusu onlara normal gelmez.  Çocukların isteklerini yerine getirmek veya onlara bu konuda yardımcı olmak, yardım talep etmelerini kolaylaştırır aynı zamanda çocukların istemedikleri davranışlar için hayır diyebilmesine saygı duymak da öz güvenlerini geliştirerek ileride kendi isteklerine saygı duymasını sağlamış olur.

Bu dönemdeki çocukların gelişimlerine baktığımızda gerçeklik ve hayali ayırt etme zorluğu bulunmaktadır.  Bu nedenle gerçekliğin somut yönlerine odaklanmaktadırlar. Bu yaş grubundaki çocuklarla soyut konuşmaktan kaçınılması gerekir. Oyunlar, hikâyeler, şarkılar yoluyla soyut bir durum somut hale getirilerek iletişim kuvvetli hale gelebilir.  Bu yaş grubundaki çocuklarla bolca iletişim kurulması, dinlenilmesi, oyunlar oynanması önemlidir. Bazen çocuklar ebeveynlerinin söyledikleri veya yaptıklarını yanlış yorumlayabilir ve etkilenebilirler.  Bu durumda dikkat edilmesi gereken ses tonu, mimikler, davranışlar ve yaşa uygun kelimelerdir.  Çocuklara açıklama yapmak bu noktada önemlidir.

ORTA YILLAR (7-11 YAŞ)

Bu yaş aralığında çocuklar, kendilerini çevreleyen dünyayı keşfetme yetisine sahiptir; bağımsızlıkları ve farklılıkları giderek gelişmektedir. Daha gelişmiş bir dil kullanırlar; büyük miktarda yeni bilgi öğrenirler; okuma-yazmayı, okul çalışmalarını; dünya ve diğer insanlar hakkında bilgiyi de içeren birçok yeni beceri elde ederler. Merkezinde kendilerinin olduğu yaşama dair ben-merkezci bir bakış açısından giderek koparlar ve kendilerini başkalarının yerine koymayı öğrenirler. (1)

Aileden uzaklaşılan bu dönemde birey çevresini tanıyarak kendini gerçekleştirmeye çalışır ve empati duygusu gelişmeye başlar. Bu aşamada çocuğun yaptıklarına ve davranışlarına saygı duyulması, keşfetmesine izin verilmesi ve özerk olma adımlarının atılması önemlidir.  Bu yıllardaki çocuklar çevresiyle iletişim halinde olduğu için problem çözme, daha gelişmiş bir dil kullanma, hayal ve gerçeği ayırt etme, arkadaşlarının yaşamlarında daha merkezi bir rol alma gibi gelişimsel özelliklerini geliştirirler.  Bu yaş grubundaki çocuklara yaratıcı olma fırsatı sağlanmalıdır bunun için ebeveynlerinin yargılayıcı olmadan onları dinlemesi ve kabul etmesi önemlidir.

ERKEN ERGENLİK DÖNEMİ (11-14 YAŞ)

Çoğunluk tarafından ergenliğin genç insanların eşzamanlı olarak fiziksel, sosyal, duygusal ve bilişsel değişimlerle başa çıkmaya çalıştıkları fırtınalı ve stresli bir dönem olduğuna inanılır. Bu yetişkinliğe geçiş döneminde ergenler sıklıkla ruh hallerinde dalgalanma, taşkınlık veya duygusal patlama yaşayabilirler. Çoğunlukla akılcı düşünce ve akılcı olmayan risk alma, yetişkin sorumluluğu ve çocuksu muziplik arasında gidip gelirler. (2)

Bu dönem gerek aileler için gerek ise bireyin kendisi için anlamak ve anlaşılmak açısından sorunların yaşandığı bir dönemdir. Biyolojik, duygusal, sosyal ve fiziksel değişimlerin olduğu bu dönemde birey kendini anlamakta zorlanarak etrafını anlamlandırmakta da değişimler yaşayabilir. Bu dönemde gerekli olan iletişim ihtiyaçları şu şekildedir;

  • Yetişkin yaşamıyla ilgili olarak, onları riske atacak davranışlar ve sorumlu cinsel davranışları da içerir şekilde, bilgilendirmek ve rehberlik etmek
  • Yüksek manevi değerlere sahip güçlü ve olumlu rol modellerine yer vermek
  • Kanaatlerini ve fikirlerini kabul ederek saygı duymak
  • Yanlışlarından öğrenmelerine ve kendilerine yönelik yıkıcı davranışlarını düzeltmelerine izin vermek

Olumlu ebeveyn tavırları gösterilmesi bu dönem için önemlidir. Birçok değişikliğin yaşandığı bu dönemde bireylerin çevresi tarafından gördüğü baskı veya fikirlerine saygı gösterilmemesi bu dönemdeki bireyleri yanlış davranışlara itebilmektedir. Bu nedenle döneme en önemli yaklaşım yadırgamadan saygı duyarak bireylere yaklaşmaktır.  Kurulan iletişimde öğretici nitelikten daha çok sohbet etmek ve karşılıklı etkileşim ile konuşmak bireyin kendini değerli hissederek daha iyi yaklaşmasını sağlayacaktır.

İlk paragrafta da yazıldığı gibi her yaş grubunun kendine özgü bir gelişimi ve buna bağlı iletişim şekli vardır. Çocuklarla kurduğumuz iletişim ise bunların en önemlisini temsil etmektedir.  Başta bakım veren kişiler olmak üzere sınıf öğretmenleri, branş öğretmenleri ve çevrenin bundaki önemi büyüktür.  Bir bireyin dünyayı iyi algılayabilmesini sağlamak için  çocuklarla kurduğumuz iletişime özen göstermeliyiz. Geleceğin anlamını belirlemek şimdinin çocuklarını anlamaktan geçmektedir.

Kaynakça

(1) (2) : Kolucki, Lemish, UNICEF, çocuklarla iletişim, 2011 (çeviren: Yasemin Dede – Melike Diler)

Facebook Yorumları
Nisa KARAMAN hakkında 13 makale
2017 yılında Gençosman Adalet Meslek lisesinden birincilik derecesi ile mezun oldu. 2018 yılında Düzce Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünü kazanmıştır. Bölümü ile ilgili öğrencilere farkındalıklar yaratmak ve donanım elde etmek için PDR topluluğu ekip başkanlığı yapmıştır. şu an halen 3.sınıfta okumaktadır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.