1. Anasayfa
  2. Bilgi Bankası

Dayanıklılık, Esneklik, Çeviklik

Dayanıklılık, Esneklik, Çeviklik
0

Dayanıklılık, esneklik, çeviklik olarak karşılık bulan “resilience” kavramı maddeler için kullanıldığında; “bir maddenin büküldükten, gerildikten veya bastırıldıktan sonra normal şekline dönme yeteneğini ifade ederken, insanlar için kullanıldığında; “zor veya kötü bir şey olduktan sonra tekrar mutlu olma, başarılı olma yeteneği”[1] olarak tanımlanmaktadır. Esnek olan ağaçlar rüzgarlar karşısında salınarak esner ve dayanıklık gösterebilir. Çİmenler ve otlar ise daha esnek olduğu için fırtınalara karşı bile daha çevik bir şekilde karşı koyabilir. Keten ve pamuk ipliği dayanıklıdır. Fakat örümcek ağının ipleri daha dayanıklıdır. Plastikten yapılan ürünler ne kadar yumuşak olursa sıkıştırıldıktan sonra bırakıldığında o kadar çabuk eski haline gelir. Herrman’a göre (2011) “resilience” kavramı, insanların hayatı boyunca yaşadıkları olumsuzluklar karşısında kişisel, biyolojik ve psikolojik direnç kaynaklarını ve uyum yeteneğini kullanarak yeni durumlara olumlu bir adaptasyon sağlama çabası ve yeniden sağlıklı bir denge haline ulaşmak için gösterdiği esneklik modeli veya esnekliği artıran veya azaltan faktörler olarak tanımlamıştır. Tarih, zorluklar karşısında sarsılsa da ayakta kalmayı başaran insanları yazar. Nelson Mandela ve Mahatma Gandi gibi. İnsanlar için kullanıldığında ise dayanıklılık “metanet””[2] anlamına gelir. “Resilience” kavramı farklı araştırmacılar tarafından da benzer şekilde “dayanıklılık, başarılı adaptasyon, olumlu işleyiş veya yeterlilik kapasitesi” olarak açıklanmıştır (Garmezy, 1993; Masten, Best ve Garmezy, 1990) akt: (Egeland, 1993). Çocukların hayatı boyunca karşılaşacakları zorlukları ve engelleri tanımlamalarında ve aşmalarında anne ve baba tutumları belirleyici faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim Egeland, (1993) fakirlik ve savaş mağduru gibi zorlukları ile yüzleşip ağır depresyon yaşayan çocuklar üzerinde yaptığı sözü geçen araştırmanın sonuçlarında anne ve çocuk arasında küçük yaşlardan itibaren iyi kurulmuş olan duygusal bağın çocuğun esneklik ve dayanıklılığındaki etkisine dikkat çekmiştir.

Öncelikle aile hayatı çocuğun yetişkinliğe hazırlanmasında çok etkilidir. Anne ve baba tutumları çocukların ilerideki yaşantılarındaki engeller karşısında takınacakları tutumları belirlemelerinde etkili bir faktördür. Aynı zamanda okul öncesi eğitimi ve ilk öğretim seviyesinde çok önemli olmakla birlikte çocuğun bütün hayatı boyunca karşılaştığı eğitimcilerin tutum ve davranışlarından olumlu ya da olumsuz yönde etkilendiği bilinen bir gerçektir. Bu nedenle çocukları hayata hazırlarken hem ebeveynler hem de eğitimciler çocuğun kırılgan ve hassas yapısını dikkate alarak onlara özenle davranmalıdır. Çünkü ister ailede isterse okulda verilmiş olsun, eğitimin temel amacı çocukları hayata hazırlamaktır. Bu hazırlık çocukların yalnızca başarılı olması için değil aynı zamanda mutlu olması amacına yönelik de olmalıdır. Kimilerine göre hayat mutluluğu başarıyı getirirken başarı her zaman mutluluğu getirmeyebilir. Hayat başarısı ve kariyer basamaklarında hızla yükselmek için gece gündüz çalışan kimi insanlar yaşlandıklarını bile fark edemeyip mutlu bir yuva kurmayı ve çocuk yetiştirmeyi bile unutabilmektedir. Kariyer ve ticari başarı elbette önemsizdir denilemez. Fakat hayatın tümü başarıdır demek de ne kadar doğrudur? Hayat yolları düz bir çizgiden ibaret değildir. İnsanın hayat yolculuğu iniş ve çıkışlarla doludur. Hayat yolları sert kıvrımlara ve sert virajlara sahip olabilir. Bu yolculukta insanların yaşadığı hayat tecrübesi ile kazandığı bilgi seviyesi, yaşadığı olayları farklı şekilde tanımlamasına ve yorumlamasına yol açabilir. Her insanın bulunduğu fiziksel yükselti (kuş bakışı yüksekliği veya zihinsel kavrayış yüksekliği), baktığı açı, baktığı pencere, hatta taktığı gözlük camının rengi gibi birçok faktör yaşadığı olayları zor ya da kolay olarak tanımlamasında etkili olabilir. Bir izci şarkısının sözlerinde belirtildiği gibi, “yollar uzun, dikenli, taşlı olsa da bastığın yer üzüntülerle dolsa da sel çığ, ateş, önünde her ne olsa da izci gülerek yürür. Haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, şarkı söyle neşelen.”

Epiktetos’un ifadesiyle, insan altın yüklü bir gemidir. Biz bu sözü insan altın yüklü bir gemiden daha değerlidir şeklinde de kabul edebiliriz. Bu açıdan baktığımızda insanın altın yüklerini hangi limana ve nasıl ulaştırması gerektiği sorusu aklımıza geliyor. Epiktetos bu sorunun cevabını da “mutluluk yolun sonunda değil, yolun üzerindedir” şeklinde ifade ediyor. Altın yüklü hayat gemisini kayalıklara ve buzullara çarptırmadan, korsanlara talan ettirmeden mutluluk limanına ulaştırabilmek ise tam da başta ifade ettiğimiz “resilience” kavramının anlamını hayatımızın merkezine yerleştirmekle mümkün olacaktır diyebiliriz.

Sonuç ve öneriler:

Anneler çocuklarıyla duygusal bir ahenk ve uyum yakalamalıdır.

Anneler tutum ve davranışlarını çocuklarını duygusal olarak destekleyecek şekilde düzenlemelidir.

Babalar eşleriyle duygusal bir ahenk ve uyum yakalamalıdır.

Babalar çocuklarıyla duygusal bir yakınlık ve eş zamanlı bir uyum göstermeyi başarmalıdır.

Aile ortamında eşler kendi aralarında olduğu kadar çocuklarıyla da etkili bir iletişim kurmalıdır.

Eğitimciler çocukların başarılı ve mutlu olması için olumlu, yapıcı ve cesaret verici bir dil kullanmalıdır.

Ebeveynler ve eğitimciler çocukların zorlukları ve engelleri aşması için dayanıklılık, esneklik ve çeviklik konusunda iyi birer model olmalıdır

Yazımı “resilience” kavramının anlamını yaşamamız gerektiğini çağrıştırabileceğni düşündüğüm güzel bir kararlılık ifadesiyle bitirmek istiyorum:

Hayat yolculuğunda başarılı ve mutlu olmak için mazeret yok.

Dr. Nadir Çomak

Kaynakça

Egeland, B. C. (1993). Resilience as process. Development and psychopathology, 5(4), 517-528., 517-528.

Herrman, H. S.-G. (2011). What is resilience? The Canadian Journal of Psychiatry, 56(5), , 258-265.

[1] https://dictionary.cambridge.org/tr/s%C3%B6zl%C3%BCk/ingilizce/resilience

[2] https://sozluk.gov.tr/

Facebook Yorumları

1966 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Nadir Çomak, Atatürk üniversitesinde coğrafya (1988) ve sosyoloji (2021) bölümlerini bitirdi. Coğrafya eğitimi alanında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans eğitimini (1993), Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde doktora eğitimini (1998) tamamladı. Üsküdar Üniversitesinde Aile Danışmanlığı sertifika programını (2020) bitirdi. İstanbul üniversitesinde çocuk gelişimi bölümünde 3. Lisans eğitimini ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi Bölümünde 2. Doktora eğitimini sürdürüyor. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında öğretmen, yönetici, editör, proje koordinatörü, kitap inceleme uzmanı olarak çalıştı. Farklı üniversitelerde araştırma görevlisi, öğretim üyesi ve daire başkanlığı ve yerel yönetimlerde yöneticilik görevlerinde bulundu. Özel yayınevlerinde yazarlık ve editörlük görevlerinde bulundu. Yurt genelindeki birçok resmi ve özel kurumda eğitim seminerleri verdi ve arama konferansı moderatörlüğü yaptı. Coğrafya eğitimi, okul öncesi eğitimi ve aile eğitimi, öğretmen eğitimi ve kişisel gelişim alanında yayınlanmış kitapları ve makaleleri ve sempozyum bildirileri bulunan Çomak evli ve dört çocuk babasıdır. Yayınlanmış Kitapları: Evimizdeki Elmaslar, Öğrenen Aile, İklim Oluşturan Öğretmen, Mazeret Yok (Gülhane Yayınları), Üstün Yetenekliler Kulübü (Foliant Yayınevi). Verdiği Seminerler:İklim Oluşturan öğrenen Lider Öğretmen, "Mazeret Yok": Sen de Başarabilirsin, Kendini Keşfet ve Kariyerini Planla, Öğrenen Mutlu Aile Olmak

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.