Dijital Dönüşüm ve Eğitimsel Etkileşim

Yakın geçmişi incelediğimizde üretilen ürünlerin hizmetlerin ve yapılan işlerin bugüne göre daha uzun zamanda ve çok insan-makine gücüyle yapıldığını göreceğiz. Şu anda ise daha kısa zamanda, daha az insan emeği kullanarak daha nitelikli mal ve hizmetin daha ekonomik şartlarda sunulabildiğine şahit oluyoruz. Tüm bunları; teknolojiye borçlu olsak da bu teknolojinin yine bilimsel çalışmalarla, verilen emekle geliştirilip ortaya konmaktadır. Bilgisayarda yazılan programlarla üretilen yapay zekâ sayesinde günün her saati birçok işimizi evimizden işyerimizden uzaktan halledebiliyoruz. Biz bu programları kullanarak geri bildirim verdikçe hizmetlerin sürekli yenilik ve geliştirildiğini de görüyoruz.

İlk zamanlar bilgisayarda karşımızda bir insan yerine makinayla oyun oynarken bunun gerçek olup olmadığına inanmakta zorluk çekiyorduk. Bugün neredeyse karşılaştığımız hiçbir yenilik bizi şaşırtmıyor desek yeri var. Hangi sektörü, hizmeti ve konuyu incelesek hepsinde dijital teknolojilerin yer aldığını görmekteyiz. Dijital dönüşümün etkilemediği sektör ve alan hemen hemen yok sayılır. E-devlet uygulamaları başta olmak üzere, tarımda otomatik sulama ve ilaçlamada, hayvancılıkta otomatik yemleme, çağrı merkezi hizmetinde önce dijital kayıtların sesli yönlendirmeyle erişimi, sanayi üretiminde arızalar ortaya çıkmadan haberdar edilerek müdahale edilebilmesi gibi günlük hayatta kullandığımız hayatımızı kolaylaştıran birçok uygulama dijital dönüşümle mümkün olabilmektedir. Öte yandan akıllı telefonla internet üzerinden alışveriş için yaptığınız bir arama sonrasında sürekli ilgilendiğiniz ürünlerle ilgili reklam ve fırsatların otomatik gösterilmesi internette ayak izi bıraktığımızın ve takip edildiğimizin en somut göstergesidir.

Dijital dönüşüm kısaca; hızla gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin sunduğu imkânlarla değişen toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda, organizasyonlarda daha etkin ve verimli hizmet vermek, ayrıca faydalanıcı memnuniyeti sağlamak üzere insanın, iş süreçleri ve teknoloji unsurlarında gerçekleştirdiği bütüncül dönüşümdür. Dijital dönüşümü birkaç teknolojiye indirgemek mümkün değildir ancak web 2.0, mobil, geniş bant internet, bulut bilişim, dijital medya, büyük veri, yapay zeka, artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti ve 3D yazıcıların çığır açan etkisi yeni bir dönem başlatmıştır. Dijital teknolojiler ile ilk olarak anolog kayıtlar dijital ortamda işlenir hale getirilmiş (otomasyon) ve süreçler dijital ortama aktarılmıştır (e-hizmet). Gelinen noktada ise tüm kurumsal varlıklar ve paydaş ilişkileri dijital ortamda yeniden tanımlanmaktadır (dijital dönüşüm). Dijitalleşme süreci tek yönlü olmayıp, organizasyonlar yeni teknolojiler ile her zaman otomasyonlarını daha verimli kılabilmekte ve hizmetlerindeki dijital teknoloji deneyimini iyileştirebilmektedir.(1)

Covid – 19 virüs salgını sebebiyle dünya genelinde tüm ülkelerde yayılımın azaltılabilmesi için okulların kapatılmış olması eğitimin uzaktan yapılması zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. TV veya bilgisayarla internet üzerinden canlı veya kayıttan derslerin tek taraflı öğrenciye ulaştırılmasının üzerine okul yöneticilerinin, öğretmen ve öğrencilerin internet sitelerine bağlanarak canlı sınıf uygulamasını kullanarak sanal ortamda, sınıfta yüzyüze olduğu gibi interaktif ders yapılmaya başlanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığının EBA (Eğitim Bilişim Ağı) programı ve EBA TV yayın hizmetlerinin üstüne özel yazılımların desteğiyle okullar da dijital ortama taşınmış oldu.

MÜSİAD tarafından yaptırılan bir araştırmada, işletmelerin dijital dönüşüm karşısındaki tutum ve davranışlarını analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Firmaların %70,8’i yakın zamanda iş süreçlerini etkileyecek bir dijital dönüşüm dalgası bekliyor. Özellikle hizmet sektörlerinde bu beklenti çok daha yüksek olduğu öngörülüyor. Covid-19 öncesi böylesi bir dijital dönüşüm sürecinin başladığını ve hızlandıracağını ifade eden firmaların oranı %37,4. Bu yönde bir ihtiyaca işaret eden firmaların oranı ise %36,8. Firmalara göre böyle bir dönüşüm ihtiyacını doğuran nedenler ise; Müşteri taleplerine hızlı cevap verebilmek (%68,2), operasyonel verimliliği arttırma (%62,4) ve yeni pazarlara/müşterilere erişim (%54,4) en önemli unsurlar olarak görülmekteydi. (2)

Firmalara dijital dönüşüm sürecini yavaşlatan unsurlar sorulduğunda; ilk sırada bütçe ve insan kaynağı yetersizliği hangi teknolojilere ihtiyaç duyulduğunun bilinmemesi ve belirli bir stratejik yol haritasının olmaması diğer önemli başlıklar. Firmaların Covid-19 sonrası kısa ve orta vadede dijital dönüşüm alanında bekledikleri değişimlerin başında e-ticaret yatırımları geliyor. Dijital pazarlama faaliyetlerinde artış otomasyon ve yapay zeka yatırımlarında artış beklentisi ise önümüzdeki döneme dair önemli ipuçlarını içeriyor. Katılımcı firmaların %58,2’si dijitalleşme yatırımı olmadan markalaşmanın mümkün olmayacağı yönünde bir kanaate sahip. Dijital dönüşüm yol haritası kapsamında, firmaların %51,8’i yerli teknoloji firmalarının ürün ve hizmetlerini kullanacağını özellikle vurgulamakta. Dijital dönüşüm sürecini alanında uzman firmalardan danışmanlık desteği alarak yürüteceklerin oranı %48,5; firma içinde “dijital dönüşüm ekibi” kurarak hayata geçireceklerini ifade edenlerin oranı ise %31,4 olarak belirtilmiştir. Buradan da açıkça anlaşılmaktadır ki dijital dönüşüm için eğitilmiş nitelikli insan kaynağına şu an ihtiyaç olduğu gibi gelecekte daha da artacağı gözönüne alınarak eğitimde bu yönde bir yatırım ve dönüşüme acil ihtiyaç bulunmaktadır.

Araştırma raporunda Erman Karaca; “Dünya üzerinde milyarlarca insanın eve kapandığı, bu dönemde dijital iş toplantılarının, eğitimlerin ve daha birçok hayati aktivitenin sürdürülmesini sağlayan bu platform ve benzerlerinde geçirilen zaman, “yeni normalde” kalıcılaşan insan davranışlarının bir uzantısı olacağa benziyor…Dijital dönüşümün sadece teknolojiden ibaret olmadığını, insanın ve iş süreçlerinin de dahil olduğu bir bütünlük içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini bu süreç çok net gösterdi…Salgın öncesinde daha çok okul, daha çok kampüs yapıyorduk ama artık online eğitim sistemine geçiyoruz. Dijitalleşme sayesinde herkes eşit bilgiye, her zaman ve her yerden erişebilecek. Daha çok kampüs yerine artık çevrimiçi eğitime geçileceğinden bahsetmiştik. Büyük kampüs binalarına artık ihtiyaç olmadığı gibi, belli bölümlerin, belli seviyelerin aynı eğitimi aldığı önceden belirlenmiş müfredatlara da artık ihtiyaç olmayacak. Yılın belli dönemlerinde eğitim yerine, online daha doğrusu çevrimiçi eğitimler ile zamansız-mekansız eğitimler olacak artık. Böylece elektrikten, ısınmadan, bakım-onarımdan, güvenlikten tasarruf edilecek. Çevrimiçi eğitimlerle herkes eşit bilgiye, her zaman her yerden erişebiliyor olacak. Öğrenciler artık bir okuldan ve belli eğitimcilerden değil, birçok okuldan dilediği hocadan/eğitimciden ders alabilecekler. Standart eğitim artık tarih olacak.”diyor.

Doç. Dr. Mustafa AYDIN; “Tüm dünyayı sarsan Covid-19 süreciyle birlikte pek çok alanda hali hazırdaki teknolojiler yeniden sorgulanmaya başlanmış, yeni teknolojiler geliştirilerek, hızlı bir şekilde kullanıma sokulmuştur. Bu hızlı dönüşüm süreci kuşkusuz eğitim sektörünü de etkilemiştir… Dijital platform ve uygulama kullanımında neredeyse en üst sıraya yerleşen eğitim sektörü, kendine bağlı pek çok alt başlığı da dijital dünyaya doğru sürüklemeye başlamıştır. Sonuçta, eğitimin salt teknolojik aygıtlarla sürdürülemeyeceği, içeriğin, özellikle dijital içeriğin öncelikli olduğu; eğitim teknolojilerinde oyunlaştırma yönteminin önemli olduğu, öğrenci kadar öğretmenin de dijital teknolojiyle barışık olmasının öğrenmeyi kolaylaştıracağı, öğretmen ve öğrenci tanımlarının yenilenmesi, öğrencinin aktif, öğretmenin yönlendirici roller üstlenmesi gerektiği; eğitimde yerel yaklaşımların öneminin giderek azaldığı ve global gereksinimlere yanıt veremeyen bir eğitim modelinin yetersiz olacağı, eğitimin tartışılması gereken temel konuları haline gelmiştir.(3)

Pandeminin en yaygın olduğu dönemde neredeyse dünyanın tamamında öğrenciler okullara gidemediler. Bu zaman diliminde en çok ihtiyaç duyulan ise internet üzerinden eğitim imkânlarına erişim oldu. Daha önceden bilişim, internet ve dijital teknolojilere yatırım yapmış olan ülkeler bu yarışa birkaç adım avantajla başladılar. Gelecek dönemde pandeminin etkileri azalsa hatta tamamen ortadan kalksa da, “online/çevrimiçi eğitimin” kalıcı seçeneklerden biri olarak talep ve tercih edilir olacaktır.

Sonuç olarak, şu tespiti yapmak yanlış olmayacaktır: Dijital dönüşüm süreci ekonomik ve toplumsal yapılarla birlikte çalışma yaşamında büyük değişiklikler yapmaya devam etmektedir. Bu değişimin nereye kadar gideceği konusunda tahmin yapmak zordur. Geleceğin çalışma yaşamında yaygın bir şekilde robotların yer alacağı öngörüsünü bir bakıma destekler şekilde; Amazon’un Alexa’sı, Apple Siri’si, Google’un Assistant’ı ve Microsoft’un Cortana’sı sanal asistan olarak hayatımızda yer alsa da ya da yapay zekâ robot Sophia bir fenomene dönüştürülse de bir gerçek hiç değişmemektedir; çalışma yaşamında insan var olacaktır. O nedenle bugünden geleceğe dönük olarak işgücünün eğitimi konusu anahtar öneme sahiptir. Bu bağlamda Dünya Ekonomik Formu’nun son Raporu’nun giriş bölümünde belirtildiği gibi; bu süreçten işletmelerin kazançlı çıkması için kazanan bir işgücü stratejisinin izlenmesi ve işletmelerin bunu bir yükümlülük gibi değil, sosyal bir varlık olarak insan sermayesine yapılmış yatırım olarak görmeleri gerekir. Bu özellikle zorunludur, çünkü yeni teknolojilerle beceri kazanma arasında anlamlı bir döngü vardır: Yeni teknolojilerin benimsenmesi ve sürekli yeniden eğitim ve yeni beceriler ile donatılmış motive ve çevik işgücünün yeteneklerini tam olarak kullanması koşuluyla, iş büyümesi, yeni iş yaratımı ve mevcut işlerin artırılması sağlanabilir. Tersine, beceri boşlukları hem işçiler arasında hem de bir kuruluşun üst düzey liderliği arasında yeni teknolojinin benimsenmesini ve dolayısıyla işin ve işyerinin büyümesini önemli ölçüde engelleyebilecektir (WEF,2018).(4)

Eğitim sadece ağırlıklı olarak kapalı mekânlarda yapılıyor olmaktan uzaklaşıp karma yeni metotlara dönüşmektedir. Öğretmenlerin ders içeriklerini video veya belge sunumu olarak internete yüklemeleriyle sınırlı kalmayıp yeni teknolojik imkânlarla interaktif katılıma imkan sunan bir hale gelmektedir. Sadece özel öğretim kurumlarının değil kamuya ait eğitim kurumlarının da bu dijitalleşme sürecinden geri durması düşünülemez. Merkezi olarak sunulan imkânların ötesine geçerek kişiselleştirilmiş eğitim fırsatlarını kurumsal farklılıklarla zenginleştirerek hizmetin kalitesini artırmak gerekiyor. Önceleri görünmez ama hissedilen rekabet artık dijital platformlarla görünür olduğunda her bir yenilik diğeri için yenilikleri üretmek konusunda destekleyici ve teşvik edici olacaktır.

Her zaman belirtildiği gibi çözüm eğitimde olduğundan dijitalleşme konusunda da öncelikle eğitime daha çok yatırım yapılmalıdır. Tüm yeniliklerin eğitim ortamında kullanılması ve öğrenilmesi sonrasında sosyal hayata ve iş hayatına geçildiğinde birbirini artıran olumlu etkileri görülecektir. Teknolojiyi sadece kullanan değil üreten ülke olabilmek için özellikle mesleki ve teknik eğitimde amacın doğrudan ilgili sektörlerde üretim ve hizmet odaklı ağırlıkla işbaşında gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

  • https://meslegimhayatim.meb.gov.tr/dijital/dijital-donusum
  • Dijital Dönüşümün İş Süreçlerine Etkileri, MÜSİAD Araştırma Raporları, Temmuz–2020,http://www.musiad.org.tr/uploads/yayinlar/arastirma-raporlari/pdf/ags-global_musiad-dijital-donusumun-is-sureclerine-etkileri.pdf
  • Lütfi Sunar Doç. Dr. Türkiye Çalışma Hayatı ve Meslekler Araştırması, Toplumsal Yapı Programı, Medeniyet Üniversitesi, Eylül-2020, https://tyap.net/mediaf/Calisma_Hayati.pdf
  • Fahri Bilal Yankın, Dijital Dönüşüm Sürecinde Çalışma Yaşamı, Trakya Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, E-Dergi Cilt:7 Sayı:2 (1-38)
Facebook Yorumları
Erol DEMİR
Erol DEMİR hakkında 122 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.