Din Eğitiminde Analoji / Temsil Metodu

Din eğitimi, anlatım/takrir yönteminin sıklıkla kullanıldığı alanlardan biridir. Hâlbuki derslerde öğrenciler anlatıma odaklanma noktasında zorlanmakta ve dikkat süreleri gün geçtikçe daha da kısalmaktadır. Ayrıca din eğitimi mahiyeti itibari ile soyut düşünmenin de en ileri derecede olduğu alanlardan biridir. Çünkü konusu soyut kavramlar ve varlıklardan teşekkül etmiş bir yapıya sahiptir. Hâlbuki zihin, manaları resmetmeyi ve düşüncelere birer suret giydirmeyi seven hatta insandaki duyguları dahi rüya âleminde görüntülerle tasvir ederek ortaya çıkaran bir özelliğe sahip bulunmaktadır.  Bu itibarla somut düşünme evresinde olan küçük yaş gruplarında -ki din eğitiminin okullara verildiği yaş gruplarının büyük bir kısmını kapsamaktadır- ve yaşça olgun dahi olsa zihnini soyut düşünmeye alıştırmamış kişilere dinin yüksek hakikatlerini anlatmak ve onların da anlamaları bir hayli zor olmakta, bunun sonucunda birçok soru ve sorunla karşılaşılmaktadır.

Dinimiz ile alakalı bilgileri doğrudan ‘Kuran ve Sünnet’ kaynaklarından aldığımız gibi bu bilgilerin öğrenilmesi ve öğretilmesi konusunda nasıl bir metot izleneceğine dair yöntemimizi de orada bulabilmekteyiz. Kuran ve sünnette birçok eğitim metodu yer almakla birlikte bu yazımızda çağdaş eğitim yöntemleri arasında da kullanılan ‘Analoji’ veya diğer adıyla ‘Temsil’ metodundan bahsetmek istiyorum. Bu metot; çeşitli benzetmeler kullanılarak soyut manaları somutlaştırma ve zihne yakınlaştırıp anlamayı sağlamada kullanılan etkili bir eğitim metodudur. Temsil metodunda, anlatılmak istenen soyut hakikat ile benzetilecek olan somut bir olay veya nesne arasında bir benzeme yönü tespit edilerek buradan hareketle o hakikati zihne yakınlaştırmak amaçlanmaktadır.

Mesela en basitinden bir kişinin çalışkanlığının derecesini “işte çok çalışkandır” deyip sadece soyut bir kavram ile anlatmak yerine onun bu durumu karıncanın çalışma yönüne benzetilerek “karınca gibi çalışkandır” deyip zihinde “çok” kavramı yerine daha somut bir anlatımla belirginleştirme sağlanmış olur. Dini alanda ise; örneğin peygamberler, rehbere; Kuran, hayat için bir kullanma kılavuzuna; imanın önemi ise cennetin kapısını açacak bir anahtara benzetilebilir. Evet, nasıl ki çıplak gözle görülemeyecek kadar uzakta bulunan yıldızlar bir teleskop yardımıyla göze yaklaştırılır hem uzanarak dahi erişilemeyecek yükseklikte bulunan bir eşyayı almak için merdiven kullanılır aynen öyle de aklın tek başıyla kavrayamayacağı ve yetişemeyeceği soyut manalara ulaşabilmek için temsil dürbünü ve merdivenini kullanmak gerekir.

Bu metot Kuran’da ve hadislerde sıklıkla kullanılan bir metottur. Mesela “Biz bu Kur’ân’ı bir dağa indirseydik, Allah’ın korkusundan onu baş eğmiş, parça, parça olmuş görürdün. Bu misalleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz” (Haşr Suresi, 21) ayetinde Kuran’ın önemini ve sorumluluğunu anlayabilmek adına verilen dağın parçalanma misali konuyu mükemmel bir şekilde somutlaştırmakta ve zihnin bu önemi ve sorumluluğu kavramasını kolaylaştırmaktadır. Bunun yanında kişi ne zaman ki bir dağ resmi veya dağın kendisini görse, öğrendiği bilgi başka bir ortamda ve zamanda çağrışım yoluyla tekrar hatırlanacaktır. Bu da öğrenmenin kalıcılığı açısından önemli bir katkıdır. Hem kullanılan temsiller günlük hayattan ve olaylardan verildiğinde bu katkı daha çok artacaktır. Böylece öğrenci sınıftan çıksa dahi yaşadığı çevre onun için bir sınıf hükmüne geçecek ve biz ne kadar çok çevresindeki olay ve nesneleri temsil yoluyla kullanabilirsek o derecede öğrenme devam edecektir. Ayrıca öğrencinin dikkat ve motivasyon seviyesi de yükseleceği için kalıcı öğrenmenin yanında sınıfta disiplin problemlerinin de azalacağı gözlenecektir. Hem temsildeki canlandırmalar öğrencinin duygu dünyasına da hitap edeceğinden zihin ve kalp birlikteliği ile bütüncül bir eğitim-öğretim yapılmış olacaktır.

Sonuç olarak; dersimizin yapısı gereği takrir/anlatım yöntemine oldukça fazla başvurmamız kaçınılmaz olmaktadır. Soru-cevaplarla veya çeşitli etkinliklerle öğrenciyi derse katmaya çalışsak dahi yine “anlatım” yöntemi kendisini ağır bir şekilde hissettirmektedir. İşte hem anlatım yöntemini kullanarak hem de tüm sınıfı aynı anda aktif hale getirip bilişsel ve duyuşsal yönden derse katarak daha anlaşılır, disiplinli, akılda kalıcı hatta yeri geldiğinde bazı benzetmelerle keyifli hale getirmek analoji/temsil metodu ile mümkün görünmektedir.

Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi ve örnek ders işleyişine ulaşmak isteyenler “2014-2015 Öğretim Yılı Mesleki Çalışmalar Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi Tebliğleri”nde yayınlanan; Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi ve Temel Dini Bilgiler Derslerinde Analoji Yöntemi İle Örnek Ders İşlenişi başlıklı sayfa 27’de yer alan tebliğime şu bağlantıdan ulaşabilirler. https://docplayer.biz.tr/22298066-2014-2015-ogretim-yili-mesleki-calismalar-din-kulturu-ve-ahlak-bilgisi-tebligleri.html

Facebook Yorumları
Mehmet Bilen hakkında 3 makale
1988 yılında Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinde doğdu. İlköğretimi ilçesinde ortaöğretimi ise Eskişehir Fadime Sarar Anadolu İmam-Hatip Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi HAYEF Eğitim Fakültesi’nden 2010 yılında mezun oldu. Aynı yıl atanarak İstanbul, Siirt/Pervari ve Eskişehir’de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği yaptı ve halen Eskişehir’de aktif olarak görevine devam etmektedir. İkinci lisans olarak açıktan ve uzaktan ilahiyat/ilitam eğitimi alarak 2018 yılında Ankara İlahiyat Fakültesi’ni de bitiren yazar, haber ve eğitim sitelerinde köşe yazarlığı yapmakta ayrıca kitaplar için editörlük ile tashih çalışmaları yürütmektedir. Yazar evli ve iki çocuk babasıdır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.