Disiplinler Arası İşbirliğinin Önemi

Hiçbir bilim dalı tek başına varlık gösteremez. Her bilim dalı, başka bilim dallarının verilerinden, araştırmalarından sunmuş olduğu kanıtlardan beslenir ve varlığını sürdürür. Bu teorik açıklamayı hepimizin doğruladığını biliyorum. Ancak bakalım gerçekten teori pratiğe uygulandığında başarı kaydedebiliyor mu hep birlikte görelim istiyorum… Benimle aynı branştan yani Tarih eğitimi almış değerli meslektaşlarım’’Tarihe yardımcı bilim dalları’’ konusunun önemini bilir ve öğrencilerimize oldukça fazla sayıda destekçi bilim dalının olduğunu aktarmaya çalışır. Bunda da yüksek oranda başarı kaydeder. Şöyle ki sadece bu bilim dallarının isimlerini bir kağıda yazmalarını istesek öğrencilerimizin çoğu bunu otomatik olarak ezberden yazabilir. Buraya kadar sıkıntı yok… Ancak bakalım gerçekten öğrenci farklı derslerde öğrendiği bilgileri ve disiplinleri diğer ders ve alanlarla ilişkilendirebiliyor mu? Şüphelerim beni bu yazıyı yazmaya sevk etti.

Tarihin tanımına baktığımız zaman payanda etkisine sahip üç bilim dalını görürüz. Bunlar Coğrafya, Kronoloji ve Sosyoloji… Kronoloji diye bir ders yok kabul. Ancak Coğrafya için duralım biraz… Örneğin öğrenciye direkt olarak sorsam son derece net bir biçimde Türkiye’nin 36-42 kuzey paralelleri, 26-45 doğu meridyenleri arasında yer aldığını, yedi coğrafi bölgeye ayrıldığını, topraklarından doğup, başka ülkelere dökülen bir çok nehre sahip bir ülke olduğunu söyleyebilir. Örneğin Fırat ve Dicle nehirlerinin birleşerek Basra körfezine döküldüğünü de rahatlıkla bilebilir. Ancak bu nehirlerin Mezopotamya Tarihine olan etkilerini söylemenizi istediğinizde bir durur. Analiz için kendini yetersiz hisseder. Çünkü o Coğrafya Dersinde öğrenilmiş’’Nehirler’’ konusudur. Mezopotamya neredeki Fırat ve Dicle ordan geçsin…???

Hiç unutmuyorum bundan yıllar önce Milli mücadele- Batı Cephesi savaşlarında ‘’Büyük Taaruz-Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni ’anlatırken İstatistik ve Matematik yardımıyla grafik ve şemalarla dersi anlatmış, kuvvetler dengesini %’ye dayandırarak hesap yoluyla açıklamaya çalışmıştım. Tepki şu oldu ‘’Öğretmenim Matematik dersinde miyiz Tarih dersinde mi? Anlamadık!! Yani şunu bekliyorlardı evet biz bu savaşı kazandık zafer elde ettik… Bu bilgi yeterliydi. Eee hani Tarih İstatistiğin verilerinden yararlanıyordu ve biz bunu kabul etmiştik? Sorunun ne olduğunu anlıyordum. Öğrencilerin algısında diğer bilimlerin Tarihe yardım ettiğinin kabulü vardı. Ama karşılarına somut olarak çıktığında her ders kendi içinde değerlendirilmeliydi. Yani Tarihin içinde Matematiğin ne işi vardı değil mi? Başka bir kademede Nükleer Silahların yarattığı sonuç ve etkilerden bahsederken Ekoloji-Biyoloji ve Kimya’nın verilerine dayanarak bazı tespitler ileri sürdüğümde ‘’Öğretmenim bizim alanımız eşit ağırlık, sayısal ders değil mi bunlar’’ diye geri bildirim aldım. Tabi gencim sende haklısın… Sayısalcı sayısalcı kalsın, Tarihe, Edebiyata, Coğrafyaya amman Felsefeye bulaşmasın… Sözelci de zaten Matematik çözemiyor yahu ezberlesin Sözel dersleri geçsin….

Yazımın bu son kısmı siteyi takip eden değerli gençlere olacak. Sevgili GENÇLER, öğrendiğimiz tüm derslerin birbiriyle yakından ilşkili olduğunu, birbirinden kopamayacağını analiz ederek kabul edelim ve içselleştirelim. Tarih, Arkeoloji, Sanat tarihi, Müzik, Beden eğitimi, resim bilmeyen bir mimar bir mühendis düşünemeyeceğimiz gibi Matematiğin, İktisatın, Fiziğin, Kimyanın olmadığı bir yaşam alanının bulunmadığını sözelci bile olsak kabul edelim. Ayrıştırmayalım bilimleri, yakınlaştıralım… Emin olun çok daha başarılı olacak ve seçtiğiniz mesleklerde ilerleme kaydedeceksiniz.

SEVGİLERİMLE

ELÇİN BATU

TARİH ÖĞRETMENİ

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.