1. Anasayfa
  2. Değerlendirmeler

Doğal ve Yapay Zeka Bağlamında Mesleklerin Geleceği

Doğal ve Yapay Zeka Bağlamında Mesleklerin Geleceği
0

Meslekler; ortalama iki insan ömrünün toplamı kadar bir süredir zaten hep değişiyordu, ancak bu dönüşüm hızı o kadar yavaştı ki pek çoğumuz hem fark edemedik hem de etkisini şiddetli şekilde hissedemedik… Değişimin hızı bu sefer insan ömrü kadar değil sadece beş altı yıl olarak tahmin edilmektedir. Bir mesleği hedefleyerek üniversiteye giren bir gencin, mezun olduğu zaman hedefinin (mesleğinin) büyük ölçüde değişmiş/güncellenmiş olması demektir… Geleceğin mesleklerini anlayabilmek için öncelikle bizleri böylesine bir değişime getiren ana tetikleyiciler olan “yeni endüstriyel devrim, veri ve yapay zekâ” konularını incelemek gerekmektedir.(1)

Bugün otuz yaşın üstündekileri yakın zamanda sosyal yaşamda ve kamu hizmetleri başta olmak üzere hayatımızın geçmişe göre ne kadar dijital hale geldiğini ve kolaylaştığını hatırlayabilir. Okul kayıtlarının e-devlet kapsamında nüfus ve milli eğitim entegrasyonuyla ikametine göre otomatik yapılması, hastane randevularının doktor seçimi imkânıyla internetten yapılabilmesi, tüm fatura ödemelerimizin banka talimatıyla olabilmesi en çok bildiğimiz örneklerdir. Artık kimse hastanede muayene için kuyruklarda beklemiyor, tahlil sonuçlarına doktorlar bilgisayardan bakıp reçeteleri bilgisayara yüklüyor ve istediğiniz eczaneden alabiliyoruz. Karnımız acıktığında lokantaya gitmek zorunda kalmadan internetten sipariş verip en hızlı ve ekonomik olarak eve/işyerine teslimat yapılıyor.  Zahireci, arzuhalci, tabelacı, bakırcı, kalaycı, bileyci, semerci, sepetçi, hasırcı, süpürgeci, kolonyacı, yorgancı vb. gibi birçok mesleğin şu an kaybolmakta/unutulmakta olduğunu var olanların ise içeriğinin ve isminin değişerek/gelişerek yeni bir mesleğe dönüştüğünü görmekteyiz. Neredeyse kimse artık ayakkabısını tamir ettirmiyor.

Sanayinin ve teknolojinin gelişmesiyle bilgisayarlı otomatik/robotik makinalar ve yeni üretim tekniklerinin kullanılmaya başlaması ve modern kent yaşamına geçiş artık bazı mesleklere olan ihtiyacı ortadan kaldırmaktadır. Bu değişimi en çok etkileyen ise bilgisayarların internet üzerinden yapay zekâ tabanlı yazılım programlarıyla ticareti, mal ve hizmetlere ulaşmayı kolaylaştırmış olmasıdır. Her türlü ulaşım, bilet, rezervasyon ve tatil işlemlerimizi bilgisayardan birkaç dakikada yapabilmekteyiz. Sürücüsüz metroya biniyoruz peki uçak ve taksiye de binebilecek miyiz?

Bu işin sonu nereye varacak diye düşünsek de yeni bir gelişmeye şaşırmaz olduk. Ancak tüm bu gelişmeler, hepimizi mesleğini icra ederken yeni becerilere ihtiyaç duyar hale getirmiştir. Hele ki yeni işe başvurularda artık şirketler çalışanlarında analitik düşünme ve problem çözme, yaratıcılık, teknolojik yatkınlık, sosyal duyarlık, duygusal zeka, ekip ruhu gibi asıl iş ve mesleğin dışında yetenek ve beceriler aramaktadır.

Böyle bir dünyada en çok konuşulan ve değerli hale gelen şey ise “yeni yüzyılın yakıtı” yani “veri” olmuştur. Veri, ham petrole benzetilmektedir. Ham haliyle bir şey ifade etmezken analiz edilip yorumlandığında ve yapay zekâyla işlendiğinde bilgi ve değerli elmasa dönüşmektedir. Bizim için belki de hiç değeri olmayan sosyal medya beğeni/like, arama motorlarındaki yazdığımız anahtar kelimeler, alışveriş sitelerindeki bakınmalar ve sepete atmalar, izlediğimiz video ve filmler, dinlediğimiz müzik türü, satın aldığımız kitap türü hepsi birer veridir. Ücretsiz bize sunulan sosyal medya mecralarında bizim verdiğimiz izinlerle bu bilgiler insanların yaşı, cinsiyeti, mesleği, geliri, araba markası, çocuk sayısı, eğitimi, yaşadığı ülke ve konum hepsi ticarette kullanılan ve altın değerindeki verilerdir. Bu verilerin hepsi depolanmakta ve işlenerek değere dönüştürülmektedir. Büyük veri, yaklaşık elliye yakın parametrede milyonlarca kişiye ait çok büyük miktardaki veridir. Büyük veri için nitelenen özellikler her geçen yıl hacim, hız, çeşitlilik, geçerlik ve kararsızlık gibi başlayıp 3V-4V-9V ifade edilerek 42V ulaşmıştır. Artık izleniyor muyuz diye kimse sormuyor? Çünkü cep telefonlarımızın konumunu kapattığınızda birçok hizmetten mahrum kalacağınız konusunda uyarılıyoruz. Biraz dikkat edersek bir süre aynı siteden film izlediğinizde artık sizin tercihlerinizi tahmin ederek sizin hoşlanacağınız film önerileri gelmeye başlıyor. Bizleri arama zahmetinden kurtarıp önümüze hazır sunulan tekliflerle mutlu ve sadık müşteri olarak bağlamaktalar. Mal ve hizmet tüketim tercihlerimiz bunları üreten ve pazarlayanlar için gelecek tasarımında en önemli belirleyiciler olmaktadır.

Zeka; insanların karşılaştığı olayları anlayıp analiz ederek, bunlara karşı aksiyon alabilme yada çözüm üretebilme yeteneğidir. Yapay zeka ise; insan zekasına özgü olan, düşünme, problem çözme, fikir yürütme, iletişim kurma, algılama, öğrenme, çıkarım yapma ve karar verme gibi üst seviye bilişsel fonksiyonları, akıllı davranışları veya otonom davranışları sergilemesi beklenen yazılım ve donanımlar oluşturmak üzere yapılan tüm çalışmaların toplandığı geniş bir alandır.(2) İnternet üzerinde alışverişte bize yapılan öneriler, yol tarifi yapan navigasyonun güzergah değişiminde yeni alternatifler sunması, cep telefonu kamerasının yüzümüzü tanıyarak ekran kilidini açması en basit örnekleridir. Şimdilik normal bir insan zekâsını taklit etmeye göre programlanmış insan tarafından bilgisayardaki yazılımın geliştirilerek insan zekâsının üstün çıkması halinde otonom/kendi başına karar verip hareket edebilmeye ulaştığında insanlık için tehlike çanları çalmalıdır.

Teknolojinin endüstri 4.0 ile robotik, otomasyon ve yapay zekayla geldiği noktada sürücüsüz bir araç veya fabrikadaki bir robot tarafından insana verilen zararın hesabının hukuksal olarak kimden sorulup yargılanacağı tartışılmaktadır. Bu kazaya yapay zekayı programlayan yazılım mühendisleri, kullanımından sorumlu olanlar veya çok farklı disiplinlerin birleşimi olan süreçteki herkes sorumlu tutulmalıdır. Öte yandan yapay zekayı geliştirenlerin kültürel, kişisel ve her türlü düşüncelerinin işine yansımadığından kim nasıl emin olabilir.

Tüm bu çalışmaların amacı eğer insanların daha iyi yaşaması için ise insanlığın geleceğine yönelik somut tehlikelerin varlığıyla karşılaştırıldığında bu gidişe bir sınır konmalıdır. Her konuda olduğu gibi etik sınırlar belirlenmelidir. İlk çıktığında hepimizi şaşırtan ve heyecanlandıran bu gelişmelerin uygulamasında karşılaşılan her türlü istenmeyen hata ve ayırımcılık durup bu gidişatı yeniden düşünmeyi gerektirmektedir.

Gelelim mesleklerin geleceğine yada geleceğin mesleklerine olan etkilerine. Bir banka için güvenlik personeli yerine yapay zekaya sahip silahlı akıllı bir robot alıp işe koysak ve hatayla masum insanlara zarar vermeyeceğini kim garanti edebilir. Bence bu konuyu tıpkı küresel bazda ele alınan konular gibi insanlığın geleceği adına sınırlar konulmalıdır. Yapay zekanın kontrolden çıkma olasılığı, insanlar için tehdit oluşturabileceğini unutmadan mesleğimizde faydalanabileceğimizi unutmamalıyız. Önemli olan imkânsızı başarmak değil başarılanın insanlık hayrına olmasıdır. Buna da kişiler veya firmaların değil devletlerin karar verebileceğidir.

Geleceğin zaman ölçeğinde yakın-uzak gelecek şeklinde ölçümlendiğinde henüz ortada olmayan bir meslek ihtiyaç için tanımlama yapmak ve meslek eğitimi vermek çok mantıklı gözükmüyor. Üniversiteyi bitiren bir gencin öncelikle kendi yaşadığı yakın bölgede ülkesinde mevcut iş ve istihdam alanlarında eğitilmesi işsizlik ve nitelikli insan probleminin azalmasını sağlayacaktır. Gelecek tasarımcılarının gerçekleşebilecek bile olsa hayallerine veya kendi ülkelerindeki gelişmişlik düzeyine göre eğitim sisteminin tasarımı çok mantıklı görünmüyor. Bu bir anlamda beyin göçünü şimdiden garanti altına almaktır. Belki de kendini gerçekleştiren kehanete dönüşecek bir kurgu da olabilir. Bunun yerine teknolojinin temel becerilerinin her meslekte ihtiyaç duyulduğu kadar kazandırılması, kişilerin mezun ve istihdam sonrası mesleklerinde oluşacak değişimlere rahatlıkla uyum sağlayabilmesine imkan verebilir.

Gelecek vaat eden ve geleceğin meslekleri olarak listelerde; “artırılmış gerçeklik seyahat oluşturucu, akıllı ev tasarım yöneticisi, atık veri mühendisi, bireysel mikrobiyom yönetici, chatbot suç uzmanı, dijital sanatlar ve dijitalleşmiş sanatçılar fikri mülkiyet hakları sorumlusu, dijital terzi, dijital terapist, dikey çiftçilik danışmanı, etkileyici reklam denetçi, insan-robot ekip yöneticisi, karbon mühendisliği, kuantum makine öğrenme analisti, robo-psikolog/sosyopsikolog, ses kullanıcı deneyim tasarımcısı, siber felaket tahmincisi, siber şehir analisti, trol yuvası tespit uzmanı, veri regülasyon uzmanı, yapay zeka (bias tespit uzmanı, tabanlı dijital stratejist, iş geliştirme yöneticisi, destekli kullanıcı deneyim tasarımcı, tabanlı müşteri hizmetleri yöneticisi, tabanlı sağlık teknisyeni, tabanlı tedarik zinciri tasarımcısı, mahremiyet uzmanı)” gibi önüne dijital ve yapay zeka eklenmiş şu an yüzelliye yakın heryıl artarak uzayıp gidiyor listeler.

Geleceğin belirsizliği içinde üretilmiş meslek isimleri yerine ülke ve dünya gerçeklerinden uzaklaşmadan istihdam, refah ve mutluluk odaklı bir meslek tercihinin daha akılcı olduğunu düşünüyorum. Mevcut işsizlik içinde üniversiteli işsizleri ve ne işte ne okulda görünmeyen genç nüfusu düşününce çokta haksız olmadığımı görüyorum. Öte yandan geleceğin meslekleri adıyla ne kadar uzun olursa olsun listenin dışında halen insanlık için kaçınılmaz ihtiyaç olan yüzlerce meslek olduğunu biliyoruz. Sanki bilgisayar, internet ve teknoloji kullanılmadan yapılan ve insanların temel ihtiyaçlarını karşılayan meslekler basit ve değersiz gibi istemeden de olsa bir algı oluşturulması çok yanlış. Meslek isminin afilli olması yerine çalışanı ve hizmet alanı mutlu etmesinin daha önemli olduğu bir gerçek.

  • Ş. Özdemir-D. Kılıç, Geleceğin Meslekleri, Abaküs Kitap, Aralık-2019, İstanbul
  • g.e.
Facebook Yorumları

Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 Bakırköy İlçe MEM, Temmuz-2022 İstanbul İl MEM, Ekim-2023 Küçükçekmece İlçe MEM Şube Müdürü olarak görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.