Duygusal Kimlik Yok Oluyor!

Şu günlerde hatta son zamanlarda en çok dile getirilen cümle belki de “ Bu gençlik nereye gidiyor?” sorusuna hiç bir cevap veremeyişimizdir. Teknoloji ve sosyal hayatın gelişmesi, değişmesi, yenilenmesi, ulaşılabilirliğin kolay olması ve denetlenebilirliğin zor olması vesaire bizi bugünlere getirdi.

Okuduğu haberi görmezden gelip, paylaşılan fotoğrafların daha çok ilgi odağı olduğu görülmektedir. Gelin günlerce çalıştaylar düzenleyip eğitimler verelim. Sizce ne değişecek? Biz rehber öğretmenler olarak hemen her gün bir şeyler anlatıp, çözüm yollarında rehberlik etmeye çalışmıyor muyuz? Yarının anne-babaları olacak bu gençler sizce ileride nasıl bir toplumu oluşturacaklar? Daha kendisi bağımlı bir şekilde yaşarken, özgürlük dedikleri vurdumduymaz hayat içinde nasıl çocuklar yetiştirebilecekler? Sorular dünyasından çıkalım.

Gözlemlediğimiz sonuçları ele alalım birazda. Yanlış anne-baba tutumu, internetin veyahut telefonun çocuğun hayatına erken yaşta girmesi, olumsuz arkadaş çevrelerinin çoğalması, oyun kültüründen uzak kalmaları, saygı-sevgi olgusunun yeterince oluşamaması, çevrimiçi oyunların çocukta yarattığı karakter değişimi vs. daha birçok şeyi de ekleyebiliriz. Popüler kültür dediğimiz ve sürekli yanlışlarını alarak kullandığımızdan ortaya maalesef yaşamasını bilmeyen, sadece eğlenme amacı taşıyan, ruhsal anlamda sıkıntılı bireyler ortaya çıkıyor. Anne-babalardan şu düşünceleri çok duyar olduk; ben çektim oğlum çekmesin, ben yaşayamadım kızım yaşasın. Gerçekten doğru birer düşünce mi? Kesinlikle katılmadığım ve hatta şu an bu yazıyı yazma sebebimin olduğunu bile söyleyebilirim. Sen edep hayâ içinde büyüdün bazı şeyler yasaktı öyle olması gerektiği içindi, aile yapan toplum yapan bazı durumlar vardı zorluk emek olduğu için sen zorlandın ama çocuğum zorlanmasın diyorsan kusura bakma bayram seyranda; dışarı da veyahut evin içinde saygı-sevgi değer beklemeyesin. Sen kıymetsizleştirdiğin için bunları yaşamasınlar diyerek altın tepside sunduğun için maalesef duygusal kimlik (kimliğimiz) yok oluyor!

Sadece gençlere, çocuklara değil sözlerim yanlış anlaşılmasın. Teknolojiye bağımlı olan yetişkinlerimiz bazı gençlere taş çıkarır cinsten. Çocuk, anne babasında gördüğü davranışı çok güzel taklit eder. Rol model anne-baba-ağabey-abla, öğretmen, arkadaş herkesin elinde bir telefon ve çılgınlarca şeyler yapılıyor. Gülüyoruz hem de kahkahalar atıyoruz sonrasını asla düşünmediğimiz şeylere. Neyi değiştirebiliriz? Ne yaparız bilmiyorum ama bunun için eğitimse eğitim, kültürse kültür ne yapılacaksa bir an önce yapılmalı ve bir neslin yok olmasına göz yumulmamalı.

Mahalle kültürü, akşam sohbetleri, ev ziyaretleri, mahalle maçları, arkadaşları ile sohbet odaklı oyunlarla daha ilgi çekici hale getirilebilir. Âcizane çok düşündüğümüz çözümler var lakin uygulama aşamasında sıkıntı yaşanıyor. Anne-babalara bunları söylediğimizde aslında onlarında evde diyalog kurmadıkları ve sosyal âlemde çok gezdikleri ortaya çıkıyor. Bilinçli aile eğitimi verilmelidir. Evlilik öncesi artık bu bilinç bireylerde oluşturulmalıdır.

Bağımlı değil sevgi dolu, asosyal değil hayat dolu nesiller yetiştirmemiz dileğiyle. Ben az söyledim siz çok anlayın. Vesselam.

Psk. Dan. Halil MART

Facebook Yorumları
Avatar
HALİL MART hakkında 3 makale
1992 Osmaniye doğumlu olan yazarımız ilkokul ve ortaokulu Osmaniye'de; liseyi Hatay'da tamamlamıştır. Erzincan Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünü okuyarak 2015'te mezun olmuştur. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü mezunudur. 2016'da öğretmenlik görevine Şırnak ili Güçlükonak İlçesinde başlamıştır. 2018 yılında yeni görev yeri olan Hatay'ın Dörtyol ilçesinde görevine devam etmektedir. Aile Danışmanlığı ve Oyun Terapisi eğitimleri almış ve çalışmalarını bu yönde yapmıştır. Psikoloji ve kişilik üzerine yazılar yazmaktadır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.