Eğitim Adına Nasihatler
0

Günümüzde eğitim seçenekleri olarak okul türleri ve alanlarının çok fazla olması, eğitime erişim fırsatlarının artması ve velilerin/anne-babaların bilinçlenmesiyle verilecek bu zor kararda uzman desteklerine başvurulmayı gerekli kılmaktadır. Koçluk, danışmanlık, mentörlük ve rehberlik gibi isimler altında psikoloji, pedagoji ve eğitim konularında eğitim almış, meslek olarak bu işi yapanların öğrencilere yardımcı olması istenmektedir.

İnsanoğlunun doğasında; akıl almayı, birilerinden uyarı, görüş, fikir, öğüt, nasihat, tavsiye, vaaz, davet gibi yaklaşımları dinlemeyi pek sevmediği söylenmektedir. Bu özellikle ergenlik dönemi ve sonrasında gençlerin ebeveynleri tarafından sıklıkla yanlış davrandıkları sebebiyle eleştirilmeleri sonrasında “öyle değil böyle yapmalısın” tarzındaki yaklaşımlar çoğunlukla tepkiyle karşılanarak ters teptiği bilinmektedir. Bu sebeple bazı anne-babalar söylemek istediklerini, çocukları üzerinde daha etkili olacağını düşündükleri kişilere söyletmeyi de tercih ederler. Bu bir arkadaşı, akrabası, komşusu, iş arkadaşı, öğretmeni ve yukarıda sayılan danışılan kişiler olabilmektedir.

Nasihat; “başkasının hata ve kusurunu gidermek için gösterilen çaba; iyiliği teşvik, kötülükten sakındırmak üzere verilen öğüt; başkasının faydasına ya da zararına olan hususlarda bir kimsenin onu aydınlatması ve bu yönde gösterdiği gayret” olarak tanımlanmaktadır. Bu konu eğitim biliminden önce Yüce Dinimiz Kuran-ı Kerim’de ve Peygamberimizin Hadislerinde sıklıkla yer almaktadır. İslam âlimlerine/bilginlerine göre nasihat, (insanlardan bir kısmının yapmasıyla diğerleri üzerinden sorumluluğun kalkması) farz-ı kifayedir. Hz. Peygamber, Müslümanın Müslüman üzerindeki haklarından birinin de yüzüne karşı nasihatte bulunması veya gıyabında iyiliğini istemesi olduğunu belirtmiştir.(1)

Türk-İslam Bilginleri de toplum geneline vermek istedikleri öğütleri/nasihatleri çoğunlukla kendi çocuklarına hitaben söylemiş ve yazmışlardır. Nasihat eden kişi bir konuda kendini yeterli görürken diğer bir kısım insanların da ya bu bilgiye ihtiyaç duyduklarını veya yanlış davranışlara düşmemelerini, yapanların da vazgeçmeleri, doğrularla yaşamaya devam etmeleri için kendilerini sorumlu tutmuşlardır. Hatta bunu ilmin zekâtı olarak görüp ibadet olarak görmüşlerdir. Kesinlikle kişilerin ve toplumların özellikle ahlaken iyiliğe doğruluğa ulaşmasına katkı sağlamak istemişlerdir.

Bir insanın hayatı boyunca tüm konularda eğitim almaya çalışarak ömrünü tüketmesi yerine farklı konularda uzman olmuş bilginlerin paylaştıkları tecrübelerini edinerek daha refah, huzur, mutlu ve başarılı hayat sürmeleri mümkündür. Eğitimin bir amacı da insanları hayata hazırlamak olduğuna göre bu nasihatlerin çok faydalı olacağına kuşku yoktur. Bu öğütler; hikmetle söylenen sözlerle bazen de bilge kişinin yakınındakiler tarafından onun söylemediği ancak yaşantısına şahit olunan hal dili ve davranışlarını nasihatleri olarak bugünlere ulaştırılmıştır.

Bu bilgelerin öğütlerinden bazılarını sıralayacak olursak;(2)

Lokman Hekim; “Oğulcağızım! Âlimlerin sohbetinde bulun. Hikmet sahiplerinin sözlerine kulak ver. Zira Allah Teâlâ bol yağmurla ölü toprağa can verdiği gibi, hikmetli sözlerin nuruyla ölü kalpleri diriltir. Onlara hayat bahşeder.”
Nabi; “Çalış ve gayret göster ki, git gide bunun hikmetini anlayacaksın.”

Erzurumlu İbrahim Hakkı; “Hikmetin başı insanlarla iyi geçinmektir. İnsanın rıfk ve cömertliği düşmanına kendini sevdirir. Hilmin zekâtı güzel idaredir. İlmin zekâtı, zeki insanlara öğretmektir.

Hacı Bayram-ı Veli; “İlim sahiplerine hürmet et. Seni ziyarete gelenlere ilimden bir şey öğret, böylece faydalansınlar. Herkes öğrettiğin şeyi belleyip tatbik etsin.”

Şeyh Edebali; “Kişinin gücü, günün birinde tükenir ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile sızar aydınlığa kavuşur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür, eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı.

Nasreddin Hoca; “Allah katında doğru sözden daha sevgili bir sadaka yoktur. Başkasına muhtaç olmamak için çalışmak da ibadettir. Gerçekçi ve her zaman lafın doğrusuna taliptir. Karşı tarafın rencide etmemek için saf görünür ve söyleyeceklerini etkili biçimde söyler.”

Yunus Emre; “Manalı hikmetli sözleri bilip de söyleyenin söylediği bir söz toplulukta o kişinin yüzünü ak eder. Sözü olgun ve yerine söyleyenin zor işi bile bir söz kolaylaştırır. İyi sonuç almasını sağlar. Sözlerini olgunlaştır, pişkin söz söyle. Kimseyi incitmesin. İyice düşünerek söyle. Başkalarını incitecek sözleri söyleme. Aklına gelen, dilinin ucuna gelen her sözü söyleme. Söyleyeceğin söz akla uygun olsun.”

Hacı Bektaş-ı Veli; “Sözlerinde, amellerinde ve davranışlarında doğru olmalı, vücudunu gerçek özne ile var etmeli, Akıldır, Edeptir ve Takvadır. Tüm durumlarda geçmişlerin eserlerini izle. Ehli sünnet vel cemaate bağlı ol. Fıkıh ve hadis öğren.”

Mevlana; “Ey Oğul! Her durumda ilim, edep ve takva sohbetinde bulunmalı. Zira insanların en hayırlı olanı, başkalarına faydalı olandır; sözüm en hayırlısı ise az ve manalı olanıdır.”

Sadi Şirazi; “Oğlum! Şunu bilmiş ol ki, bu dünyada hiçbir kimse çalışmadan bir makama ulaşamaz. Çalışmayan yoksulun, varlığıyla yokluğu birdir. Kazanmaya heveslen. Zarardan kork. Vakitlerini boşuna geçirenler, çalışmayıp boş gezenler ve kazanmayanlar ne kendilerini ne de başkalarına fayda sağlayamazlar.”

Edip Ahmet Yükneki; Atabetül Hakayık adlı eserinde, “Doğru ol, doğruluk kıl, doğru ad al. Doğru diye bilsin insanlar seni.”

Hoca Ahmet Yesevi; “Güzel söz söylemek üzerine; Bismillah diye başlayarak hikmet söyleyip; isteyene inci ve cevher saçtım işte..”

Kasgarlı Mahmut; “Ey Oğul! Benden öğüt al! Edep ve terbiyeye çalış. Ta ki, ulusun büyüğü olasın. Onlar arasında edep ve hikmetin yayınla. Sözün özünü hep bilginler söyler. Bunları öğüt al. İyi sözler sana çok şey öğretir, siner benliğine, seni yüceltir. Oğlum! Sana fazilet ve edep bırakıyorum. Akıllı bir bilgin bulduğunda ona yaklaş, bilgi topla, erdem al, kişiliği yücelt ondan faydalan.”

Yusuf Has Hacip; Kutadgu Bilig’den öğütlerinde, “Gönlünü, dilini doğru tut, inan. Düzenle yarını, tedbirli davran… Yürü doğrulukla, yolundan sapma. Gönül, dilin alçak tut, yüksekten atma… Doğru ol, dürüstlük olsun eylemin. Doğruluk içinde artar sevincin..”

Nizamülmülk; Döneminde çeşitli şehirlerde tesis ettiği ve kendi adına nispetle “Nizâmiye medreseleri” diye anılan ilk resmî eğitim kurumlarıyla ilmin gelişmesi için gayret etmiş, medreselere kitaplar bağışlamış, araziler vakfetmiştir. Siyasetname adıyla önemli bir eseri yazmıştır. Siyaset-nâme “devlet adamlarına siyaset sanatı hakkında bilgi vermek, devlet yönetiminde dikkat edilmesi gereken hususlara dair tavsiyelerde bulunmak amacıyla yazılmış kitap veya bu kitapların oluşturduğu tür” olarak kültür tarihinde önemli bir yer almıştır.

Âlimler özetle; âlimin ve ilmin kıymetini, hürmet edilip saygı duyulmasını nasihat etmişlerdir. İlmin, kıymetini bilen zeki insanlara öğretilmesi gerektiğine vurgu yapmışlardır. Bilginin tükenmez bir ışık kaynağı olduğu ve ilim eseri bırakanların ardından ağlanmaması öğüt verilmektedir. Hikmetli nasihatlerden, dinleyip faydalanmak isteyenlerin kalplerine olumlu etkide bulunacağı, hayat katacağı, iyi huylu, uyumlu, geçimli, nazik, yardımsever, yumuşak davranarak tüm söylenen doğru sözlerin düşünülerek ve kişileri incitmeden-kırmadan söylenmesi halinde inci ve cevher yerine geçeceği, vaktin boşa geçirilmemesi, çalışarak kazanılması ve insanlara faydası dokunan hayırlı insanlardan olunması tavsiye edilmektedir.

Bu itibarla özellikle gençlerin bu konuya olumlu yaklaşmaları için doğrudan nasihat etmek yerine geçmişte âlimlerin yaptığı gibi temsili hikâyecikler veya başkasına anlatıyorken örnek vererek bilgi ve tecrübe paylaşımı yapılması daha doğru olabilir.

(1) https://islamansiklopedisi.org.tr/nasihat
(2) Ziya Demirel, Bilgelerden Öğütler, Akçağ Yayınları, İstanbul

Facebook Yorumları

Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 Bakırköy İlçe MEM, Temmuz-2022 İstanbul İl MEM, Ekim-2023 Küçükçekmece İlçe MEM Şube Müdürü olarak görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.