Eğitim Girişimcisi ve Yöneticisi Adem İRİÇ’in 2023 Milli Eğitim Vizyonu Değerlendirmesi

Milli Eğitim Bakanlığınca geçen hafta 2023 Eğitim Vizyon Belgesi “hayırlı olsun” denilerek ilan edilmiş ve bu ilan hem sıradan vatandaşlar hem de ilgilileri tarafından genel anlamda yorum yapmadan sessiz sedasız karşılanmıştır.

Öncelikle Cumhurbaşkanımız eğitim vizyonunu aklıselim, kalbiselim ve zevkiselim sahibi bireyler yetiştirmek şeklinde aslında Osmanlı Medeniyetinin eğitimde temel aldığı üç ayağa vurgu yaparak temellendirmiş ve açıklamıştır.

Bu çerçevede eğitimin paydaşlarından aileye vurgu yaparak söz konusu vizyonu 2023′ le sınırlandırmamış ve 2053 ve 2071 vizyonunun bir startı şeklinde adeta bir kitabın giriş cümlesine benzetmiştir. Programı bu minvalde değerlendirmekte yarar vardır.

Bakanlığın 2023 Eğitim vizyonuna baktığımızda ;

Çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış ve donanımını insanlığın hayrına vakfeden bireyleri yetiştirmeyi kendine amaç olarak belirlemiştir. Bunun yolunun da bilim ve eğitimden geçtiği, insanın çift kanatlı olduğu tek kanatla yani sadece maddi değerler ile insani bütünlüğünü sağlayamayacağı, beşerilikten insanlığa geçiş için maddenin yanına kalbin de konulması gerektiği ifade edilerek, bilimle beşerin bütünleştiği vicdani yaşanabilir bir dünya tasavvur edilmiştir. Bu sayede çoklukta birlik de başarılabilecektir.

Bakanlık bu vizyonla ilgili kendi rolünü de “talim terbiyeyi toplumsal birlik ve ortak ülküyü oluşturan bir mekanizma haline getirmek” şeklinde belirlemiştir. Bu rolün dört temelini de öğrenci, ebeveyn, öğretmen ve okul şeklinde belirlemiştir.

Vizyon böyle izah edildikten sonra felsefe olarak insanı merkeze alan bir anlayışın işaretleri verilmiştir. Bu anlayış ortaya konularak insanı çağın ihtiyacına göre şekillendiren dayatmacı normlara itiraz edilmiştir. Fıtrat kavramına çok belirgin olmasa da dikkat çekilmiş ve insan fıtratı ile insanı merkeze alan anlayış öne çıkarılmıştır.

Eğitim sistemindeki ayrıştırıcı bütün uygulama ve anlayışlardan kurtulup insana bütün olarak bakabilen bir sistemin ortaya konması zorunluluğundan bahsedilmiştir. Vizyon belgesine göre düşünce, duygu ve eylemi insanda birleştirmeyen, kuramı ve pratiği uzlaştırmayan tüm sistemler sakat ve eksiktir.

İnsan odaklı böyle bir eğitim felsefesinin zirvesi ise ontoloji ve epistomoloji birlikteliğinin bir ahlak telakkisi ile taçlandırılması olacaktır.

Yeni eğitim vizyonuna göre eğitimin evrensel zemine oturması vizyonun en önemli ayağı olmakla beraber yerel toprağın boyası ile boyanarak millileştirilmesi gerekliliği de gözden uzak tutulmamalıdır. Bu ifade ile öz kültürün de evrensel zeminle uyumlaştırılması önerilmiş, evrensel ve toplumsal mutabakata oturmayan sistemlerin başarıya ulaşamayacağı tezinden hareketle eğitimin ideolojik zeminden çıkarılarak pedagojik zemine oturtulması gerekliliğine vurgu yapılmıştır.

Belgede temel Politika olarak mizaç ve yetenek temelli bir yaklaşımın hedeflendiği görülmektedir. Burada en kritik faktör öğretmendir.

Genel itibarı sunulan programı naçizane değerlendirmek gerekirse,

Milli Eğitim Bakanlığı tıpkı bir işletme gibi ortaya sade, anlaşılabilir, basit bir katalog çıkarmış ve özetle hedeflerini ve programını ortaya koymuştur. Gerek ihtiyaçların ya da gelişim alanlarının belirlenmesinde kullanılan yöntem, gerekse vizyon belgesi hazırlanması ve sunumu bildiğim kadarıyla Bakanlıkta bir ilk uygulamadır diyebiliriz. Bunu bakanımızın akademik kariyerine borçluyuz ve bir geleneğin başlangıcı diye de ifade edebiliriz.

Belge ile somut gelişim alanları, basit, sade ve anlaşılır bir programla ortaya konulmuş ve denetlenebilir bir ortam sunulmuştur.

Milli Eğitimin temel yaralarına üstü kapalı da olsa ince ve şifalı dokunuşlar yapılmış ve adeta yeni yaklaşımın gereklilikleri somut olarak ortaya konulmuştur.

Eğitimin paydaşlarının genişletilmesi, işbirliklerinin artırılması somutlaştırılmıştır.

Birçok bilinmez politika ve yaklaşım halk nezdinde görülebilir hale getirilmiş ve şeffaflık artırılmıştır.

Ders saatlerinin azaltılarak çocukların bireysel becerilerine ağırlık verilmesinin tercih ediliyor oluşu bile önemli bir atılımdır. Ayrıca ilgi ve yeteneklere ağırlık verilmesi, ölçme değerlendirme ve yerleşme sistemlerinin bilgiyi ölçme yerine beceri temelli kurgulanması istenen başarı gösterilemese bile düşünce ve politika olarak olumlu bir gelişme değerlendirilebilir.

Milli Eğitimin kendini konumlandırmış olması aslında beklentileri küçültse de somutlaştırıcı özelliği açısından yerinde bir tutum olmuştur.

Araç zenginliği ve amaç yoksunluğu nitelendirmesi çok isabetlidir. Dayatmacı yaklaşıma savaş açan vizyon olumlu yansımalara gebedir.

Bireyi merkeze alan ve fıtrat özelliklerine uygun gelişim modeli düşüncesi olumlu ve beklenen bir uygulama olarak sevindirici olmuştur.

Bakanlığın denetim rolünün baskın olduğu günümüzde rehberlik ve geliştirici boyutunun ele alınmış olması umut vericidir.

Vizyonun ötekileştirici boyuttan, uzlaştırıcı ve ortak paydada buluşturucu özelliği değerlidir.

Vizyon ve Programda daha da anlaşılması gereken alanlar ise,

Devlet büyüklerinin sıkça dillendirdiği “dindar nesil” kavramı yerini “evrensel bütünlüğe” bırakmıştır. Bu anlamda bir farklı duruş olduğu aşikar olup “dindar” yerine “milli” kavramı getirilmektedir. Eğitimin ideolojik boyutu yerine uzlaştırıcı boyutu ön plana çıkmıştır. Bu da bilginin anlam zeminini farklılaştırmaktadır. Bu durum tıpkı “sanat sanat içindir” veya “sanat toplum içindir” tartışmasına benzemektedir. Burada genel kanının önemli olduğu düşünülmektedir. İdeolojiyi yok saymayan birleştirici bir anlayış daha fazla yer bulacaktır kanaati taşımaktayım.

Programda aile yani ebeveyn, kilit bir role büründürülmüş ancak açıklanan programda rolü tam anlaşılamamıştır.

Vizyon ve felsefede öz kültür ve millilik kavramları geçmekte fakat yaklaşım olarak geçmişe çok öykünülmediğinden yüzeysel bırakıldığı hissi doğmaktadır.

Vaadi çok olan ancak pratik uygulamada nasıl karşılık bulacağı belli olmayan planlamalar söz konusudur. Bunlardan özellikle okul gelişim modeli, ölçme değerlendirme, insan kaynakları, rehberlik süreç ve detay uygulama ve zaman planı açısından zorlanılacak konular olarak görülmektedir.

Kısa sürede vizyon belgesine ilave edilmesi gerektiğini düşündüğüm alanlar ;

Yakın zamanda ulusal bir tehlike atlatmış olmamız hasebi ile vatandaşlık bilincinin temel eğitimde zorunlu dersler arasına alınması gerekir. Çocuklarımız kültürüne, ailesine, çevresine, ülkesine, devletine ve vatanına karşı yükümlülük ve sorumluluklarını öğrenmelidir. Günümüzde vatan ve bayrak tanımı ana dil gibi önem kazanmaktadır.

Küresel anlamda dünyanın gidişatı göz önüne alındığında Girişimcilik, İletişim gibi bilim dalları artık yabancı dilden bile daha önemli hale gelmiştir. Tüm bireylerin bu alanlarda gelişim sergilemesi önem arz etmektedir. Milli eğitimde bu anlamda da bir devrim yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.

Özellikle özel okullar ve kurumlar anlamında belge yeterli görülmemektedir. Devletin bu kurumlardan beklentileri daha somut ortaya konulmalıdır. Ciddi yatırımların, istihdamın ve enerjinin sarf edildiği bu alanda daha somut ve kapsamlı program beklentisi devam etmektedir.

Mevzuat noktasında doyurucu yapısal düzenlemeler yapılacağına dair bilgi bulunmamaktadır.

Paydaş olarak özellikle başkahraman ilan edilen öğretmenlerin sendikaları ve eğitim-sendika uygulamaları hakkında bilgiye yer verilmemiştir.

İnsan fıtratının temel unsurlarından biri olması nedeni ile dini eğitimin de temel manada dil eğitimi gibi bir başlıkta ele alınması ve okul türlerine göre bu anlamdaki vizyonun da net bir biçimde ortaya konulması gerekir. Vatandaşların bu anlamda Milli Eğitim Bakanlığınca aydınlatılması çok önemli görülmektedir.

Tematik okullar anlamında vizyon belgesi aydınlatıcı ve yenilikçi görülmemektedir. Özellikle özel sektör eliyle büyütülebilecek meslek alanlarının daha da geliştirilmesi ve desteklenmesi ihtiyacı had safhadadır. Dünyanın gelişim hızı ile mevzuatların değişim hızı eşdeğer olmadığından özellikle esnek mevzuata açık kapı bırakılması ve özel sektörün kendi mevzuatını oluşturup MEB’in sadece onaylama ve denetleme pozisyonunu yüklenmesi (en azından liselerde) hususunda beklentiler yüksektir.

Genel anlamda Sayın Milli Eğitim Bakanımızın 2023 Eğitim Vizyon Belgesi açılış konuşmasındaki ifadelerine katılıyorum. Dev bir kitleye hizmet ediyorlar ve beklentiler de paydaşlar gibi devleşmiş durumda. Ancak artık uzun yıllar bir programın başarısı için çalışan ve somut başarısızlıklar dışında değişmeyen bir ekip istiyoruz. Bu ekibin de aynı zamanda dinleyen, dikkate alan, gelişim hedefleyen, kuşatıcı, samimi ve azimli bir ekip olması hem duamız hem arzumuzdur.

Programın mevcut eğitim sistemini daha da iyi seviyelere getireceğine inancım tamdır. İncelediğim kadarı ile olumlu ve anlaşılmayan yönlerini yazmaya çalıştım. Programın ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Facebook Yorumları
Adem İriç hakkında 1 makale
1975 Yılında Ordu'da doğdu. İlk, orta ve Lise Eğitimini Korgan ilçesinde tamamladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi İşletmecilik ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdi. 2005 yılında Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ünvanı aldı. 2013 yılında Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Pazarlama İletişimi Anabilim Dalında Tezli Yüksek Lisansını bitirdi. "Hizmet Pazarlaması Bağlamında Ortaöğretim Kurumlarında Eğitim Dışında Verilen Hizmetlerin Müşteri Memnuniyetine Etkisi Üzerine Bir Araştırma" başlıklı tezi kabul edilmiştir. İletişim alanında Doktora eğitimi devam etmektedir. 1995 yılında başladığı çalışma hayatı 1999 yılı itibarı ile Eğitim ve yayın sektöründe değişik kurumlarda orta ve üst düzey yöneticilikle devam etmiştir. Çalıştığı süre zarfında Muhasebe, Finans, İnsan Kaynakları, CRM, Pazarlama, Kurumsal İletişim, Marka iletişimi, Yatırım Yönetimi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi, Yayıncılık, Franchısıng yönetimi alanlarında tecrübe sahibi olmuştur. Muhtelif Sivil Toplum Kuruluşlarında aktif çalışmaları bulunmaktadır. Evli 3 çocuk babasıdır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.