Eğitim İçerikli Film Çok Ama?

Geçenlerde yazdığım bir yazıda internette yayında olan film izleme sitelerinde eğitim türü adıyla bir gruplama yapılmadığından Eğitim İçerikli Film erişiminin ve seçiminin kolay olmadığını, basit aramayla ulaşılabilen birkaç filmin de kötü eğitim örneği olduğunu ve yeterli sonuçlara ulaşamadığımı yazmıştım.

Ücretsiz ve abone olunmadan film izlenebilen onun üzerinde web sitesine eposta veya iletişim formu doldurarak eğitim filmlerine kategorilerde yer verilmesi düşüncem hakkında; “sayın yetkili, film sitelerini taradım hiçbirinde tür ve kategori menüsünde “EĞİTİM” başlığını bulamadım siz eklerseniz bence önemli bir adım atmış ve hizmet etmiş olursunuz. Basit internet taramasında eğitim içerikli seksendört civarında film ismine ulaştım. Bu konuda yazdığım kısa bir makaleme göz atarsanız bu konunun ne kadar önemli olduğunu anlayacaksınız. https://egitimheryerde.net/tek-film-kotu-egitim/ yazımı okuyabilirsiniz. Bir eğitimci olarak bu konunun önemli olduğunu düşünüyorum. Teşekkürler kolay gelsin selam ve saygılarımla.” İçerikte mektuplar gönderdim. Maalesef hiçbirinden bir geri dönüş gelmedi.

Tespit edebildiğim filmlerin tahmin edeceğiniz gibi tamamına yakını yabancı ülkelere aittiler. Ayrıca çok bilinen/kullanılan abone olunarak kaliteli film, dizi ve video içerikleri izlenilebilen bir hizmet sağlayıcı platformu üzerinden de bu filmlerin bazılarını seyretmeye de çalıştım. Bu konu üzerinde düşünmeye başladım. Film reklamlarında, tanıtım sayfalarında 7+, 13+, 15+, 18+ gibi kaç yaşındakilerin seyretmesine uygun olduğu yönünde bir akıllı işaretleme sistemine ilaveten 7A, 13A, 15A, 18A gibi “aile eşliğinde” izleyebileceği şeklinde düzenleme özellikle sinema salonları için yasal zorunluluk ve denetim sistemi getirilmiştir.

Bir ülkeye ve millete ait bir film doğal olarak ait olduğu halkının kültürünü yansıtacaktır. Her milletin kültürü de farklıdır. Burada sinemayı bir sanat olarak kabul ederek sanat evrenseldir denilebilir. Öte yandan evrensel insani değerlerin de ortak olduğunu belirtebiliriz. Yalan söylemek, hırsızlık yapmak ve hakaret etmek gibi davranışlar her toplumda kötü olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında; adalet, dostluk, dürüstlük, otokontrol, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik ve yardımseverlik gibi değerler iyi olarak değerlendirilmektedir. Ancak günümüzde sinema/film ve dizi sektör olarak ticari ve kültürel sömürü aracı olarak kullanılmaktadır. Özellikle çocuklar için çizgi filmler başta olmak üzere belli bir kültürün benimsetilmesi yanında devamında marka ve ürünlerin pazarlanması aracı olarak kullanılmaktadır.

Filmlerin iyi ve kaliteli içeriklere sahip olabilmesinin ilk şartı tabikî senaryolarının nitelikli olmasıydı. Bu konuda tüm ülkelerin eğitim, kültür ve gençlik bakanlıklarının senaristlere ve film yapımcılarına şartlı destek ve teşvikler vererek eğitim içerikli senaryoların psikolog, sosyolog ve pedagogların fikirlerini de alarak nitelikli senaryoların ve filmlerin çoğalması sağlanabilir.

Lise düzeyindeki filmlerde gençlerin; özgüvenlerinin oluşmaya başlaması, haksızlıklar karşısında gerçekleri korkmadan söyleyebildikleri ve itiraz edebildikleri, bir arkadaş grubu üyesi olmaya, ailelerinden önce arkadaşlarının fikirlerine önem verdikleri, hızlı ve kesin kararlar alarak eyleme geçebildikleri, gerektiğinde arkadaşlarını korumak için yalan söyleyebildikleri, sosyal problemlere ve adaletsizliklere aşırı duyarlı oldukları, çevreyi kirleten fabrikalara, hayvan haklarına, kontrolsüz kentsel dönüşüme, silahlanmanın geri kalmış ülkelere satarak sömürülmesine ve fakirliğe karşı geldiklerini izledim. Bir eğitimci olarak yaş grubunun genel özellikleri olarak öğretmen meslektaşlarımın bildiği pedagojik olgulara filmlerde yer verildiği görülmektedir.

Özellikle yabancı filmlerde; özel okullarla resmi okulların, zengin muhitte olanlarla varoşlardaki okulların farklı etnik milletlere ait okulların farklı eğitim sorunlarıyla baş etmeye çalışılması, farklı sosyo-ekonomik ve kültürel yaşam düzeylerindeki ailelerin çocuklarının eğitimde eşit fırsat ve imkânlara sahip olmadığı konu olarak işlenmektedir.

Öte yandan öğretmenlere saygısızlık, argo, küfür, hakaret ve şiddet yanında alkol, sigara ve uyuşturucu madde kullanımının cinsellik, çıplaklık ve farklı eğilimlerin, bizim kültürümüzde uç kötü örnekler olarak nadiren rastlanabilecek durumların sıklıkla yer verilmesi, iyi örneklerden daha çok vurgulanmış olması kabul edilemeyecek durumdur. Reyting uğruna rahatsız edici gereksiz sahnelerin eklenmiş olması duyarlı-hassas bir dönemdeki çocuk ve gençleri korumak için sansür uygulanması gerektiğini düşündürmektedir.

Genel olarak hedef ve ideal eksikliği, motivasyon düşüklüğü sebebiyle öğretmenlerinin, anne-babaların ve uzmanların desteklerine ihtiyaç duydukları görülmektedir. Her birinin farklı yeteneklerinin olduğu, bunları keşfetmelerine ve bu doğrultuda imkânlar sağlanarak geliştirmeleri için kariyer yollarını filmlerde iyi-başarılı örneklerle göstermek gerekmektedir.

Filmler çoğunlukla gerçek hayattan kesitler sunar. Kimisinin evinde yiyecek sıcak yemek pişmezken, belki baba işlediği bir suçtan cezaevinde olabilmektedir. Başta öğretmen ve okul yönetimlerinin, sınıf arkadaşlarının bu durumda olanlara yardım etmesinin, devletin sosyal kurumlarının haberdar edilmesinin bir insanlık görevi olduğunu hatırlatmaktadır.

Bir amaç için kullanılan aracın faydasından daha çok zararı dokunuyorsa tıpkı ilacın aşırı yan etkileri gibi bu araçtan vazgeçmek de gerekebilir. Günümüzde toplumun ve aile yapısının güçlendirilmesi, başta kadına şiddete engel olunması, boşanma ve insanları rahatsız edici ve zarar veren olayların azaltılması için gerekiyorsa bazı filmlerin çocuklara izlettirilmemesi sağlanmalıdır. Bunun yerine özel olarak seçilmiş içerikteki filmlerin toplu olarak izlenmesi sonrasında film hakkında görüşlerin tartışıldığı derslerin farkındalık açısından faydalı ve kalıcı öğrenme sağlaması mümkün olabilir.

Özetle, belki de eğitim kategorisi altında tüm çocukların/gençlerin ruhsal-psikolojik ve pedagojik açılardan faydasına olan filmlerin listelenmesi bir anlamda tavsiye, iddia ve tescil anlamına gelecek cesaretli ama belki de riskli bir çalışma olabilecektir. Bu konu uzman tarafların uzunca bir süre tartışarak uzlaşarak ortak doğruda birleşerek verebileceği ciddi bir karar olacaktır. Sonucunda eğitim için önemli bir çalışma ortaya çıkacaktır.

Facebook Yorumları
Erol DEMİR hakkında 167 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.