Eğitimde Simülasyon

GESS-2018 Türkiye eğitim fuarında “Mesleki Eğitim ve İstihdam” konulu sunumumun bitiminde yanıma gelerek tebrik eden ve stantlarına beni davet eden iki mühendis genci kırmayarak birlikte sanal kaynak simülatörünü incelemeye başladık. MİG-MAG/TİG ve elektrik ark kaynak makinelerinin birleştirilmiş gerçek görünümlü bir kaynak makinasında bilgisayar aracılığıyla sanki gerçek kaynak işlemi yapıyor gibi maskeyi de takarak tecrübe ettim. İşlem bitiminde yapılan işi ekrandan tekrar izleme, inceleme ve analiz etmek imkânı bulunduğunu gördüm. Daha sonra internet üzerinde yaptığım araştırmada benzeri cihazın Sakarya Üniversitesinde yerli ve milli imkânlarla imal edilebildiğini öğrenince mutlu oldum.

Kaynak, imalat sektöründe yaygın olarak kullanılan birleştirme yöntemlerinden biridir. Kaynaklı birleştirme yöntemlerini gerçekleştiren kaynak operatörünün uygulama becerisi, kaynak kalitesine doğrudan etki eder. Dolayısı ile kaynak operatörünün yeterli teknik bilgi ve beceriye sahip olması gerekmektedir. Bu süreç uzun zaman alır ve pahalıdır. Kaynak operatörlerinin uygulamalı eğitimlerinin yanı sıra, son yıllarda simülatörler de kullanılmaktadır. Simülatörlerin kullanılması ile malzeme, enerji, zaman, iş kazaları vb. azalması ile maliyetler düşürülmektedir. Bilgisayar ve yazılım teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, dış dünya veya madde olmadan, algıların çok gerçekçi olarak yaşanabilmesini sağlamaktadır.(1)

Birkaç yıl önce İstanbul’da denizcilik alanında mesleki eğitim yapılan meslek liselerimizde gemi simülatörünü kullanarak gemiyi tecrübeli kaptan öğretmenlerimizin de desteğiyle boğazdan geçirdiğimi hatırlıyorum. Yine İETT Kağıthane eğitim merkezinde şoför eğitimi için özel yapılan otobüsle İstanbul caddelerini turlayıp duraklardan yolcuları toplamıştım. Sadece teknik alanlarda değil hizmet sektöründe de simülatörlerden yararlanıldığını görmekteyiz.

Hemşirelik; bilişsel, psikomotor ve tutumsal davranışların kazandırılmasını gerektiren bir meslek olması nedeniyle eğitimde yenilikçi uygulamaların kullanılması önem taşımaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte hemşirelik eğitiminde yeni öğrenme araçlarının kullanımı ve gelişimi de artmıştır. Teknoloji ve eğitimde ortaya çıkan bu gelişmeler, bu iki alanın birlikteliğini beraberinde getirerek hemşirelik eğitiminde teknik ve teknik dışı becerilerin artırılmasında yaygın olarak kullanılan, güvenilir eğitim yöntemlerinden biri olan simülasyon uygulamalarının ve araçlarının yaygınlaşmasına fırsat vermiştir. Hemşirelik eğitiminde simülasyon kullanımı; deneyime dayalı öğrenme imkanı sunarak, öğrencilerin kendilerine güvenlerinin artmasını ve klinik karar verme becerilerinin gelişmesini sağlamaktadır. Simülasyon kullanımı hemşirelik öğrencilerinin öğrenme yaşantıları ve mesleki becerilerine olumlu yönde katkı sağladığından; öğrencilerin, gerçek hasta bakım ortamından önce sanal ya da laboratuar ortamında klinik yeterliliklerinin artırılması hedefine ulaşılmaktadır. Öğrenciler kliniğe çıkmadan önce gerçeğe uygun senaryolar ile bütünleşmiş gerçek klinik ortamı yansıtan bir laboratuarda mesleki becerilerini geliştirebilmektedirler. Simülasyon uygulaması, öğrencilere katkı sağladığından hemşirelik eğitiminde bir eğitim yöntemi olarak kullanılması ve yaygınlaştırılması önerilmektedir.(2)

Medikal simulasyon ve eğitim için kullanılan insansı robotlar; materyal teknolojisi ve yapay zeka alanındaki gelişmelerle oldukça gerçekçi hale geldi. İleri seviyedeki uygulamalarda, robotla gerçeği ayırt etmek oldukça güçleşti. Bazı firmalarının travma simülatörü robotları, neredeyse tüm insansı tepkileri veriyor, eğitim için müthiş bir kolaylık, uygulama aslında yepyeni bir çağ açıyor. Kanıyor, bağırıyor, irkiliyor hatta yardım çağırabiliyorlar. Tüm bu simülatörlerde, olağan üstü makyaj, resim uygulamaları olduğunu da unutmamak lazım! Bilim ve sanatın buluştuğu muhteşem alanlardan biri de bu olsa gerek…(3)

Yaptığım araştırmada bazı üniversitelerimizde sağlık alanında da bu teknolojiden faydalanılmakta olduğunu öğrencilerin canlı deneklere öncesinde ilk pratikleri bu şekilde yaptıklarını öğrendim.

Yapılan bilimsel bir araştırmada; Sanal laboratuar ve gerçek laboratuar yöntemlerinin öğrenci başarısına etkilerini karşılaştırmak için gerçek laboratuarda direnç, bobin ve kondansatörün kullanıldığı “Alternatif Akımda Seri RLC Devresi”, hazırlanan java simülasyonlarıyla sanal laboratuar ortamına taşınmıştır. Çalışma için iki deneysel gruptan birincisi, bilgisayar simülasyonlarını kullanmış ikincisi ise gerçek deney materyalleri ile çalışmıştır. Uygulama öncesi grupların başarı seviyelerini belirlenmiştir. Dört haftalık bir uygulama sürecinden sonra aynı test soruları, son-test olarak uygulanmıştır. sanal laboratuvar uygulaması sırasında yapmış olduğumuz gözlemlere göre, öğrencilerin bireysel olarak çalışmalarının, konulara karşı ilgisini arttırdığı ve onların kendi kendilerine öğrenmelerinde büyük etkisinin olduğu görülmüştür. Bu yönde yapılacak sanal laboratuvar uygulamalarıyla öğrencilerin, geleneksel laboratuvar yöntemiyle öğrenebilecekleri ve keşfedebilecekleri kavramları, daha ucuz maliyetlerle, daha kısa zamanda öğrenebilecekleri anlaşılmıştır.(4)
Geçenlerde diş hekimliği 3. Sınıf öğrencileri işyerimize gelerek gönüllü hasta olmamız halinde ücretsiz diş tedavilerimizi yapabileceklerini söylediler. Demek ki, bu alanda da insansı robotlar olması halinde önemli bir ihtiyaç giderilmiş olacaktır.

Tüm bunlara rağmen ilk başlarda simülasyonlarla, simülatörlerle ve robotlarla sanal ortamlarda mesleki öğrenme gerçekleştirilmiş olsa da gerçek ortamda mesleki becerilerin bizzat yaparak ve yaşayarak uzmanlaşarak mezuniyete ulaşmak en doğrusu gibi görünmektedir. Teknolojinin eğitimde araç olarak kullanılması öğrenmeyi kolaylaştırması, zevkli ve kalıcı hale getirmesi mümkünse eğitime harcanan paranın lüks ve israf olarak görülmemesi gerekiyor. Sinemalarda gözlükle üç boyutlu seyretmenin keyifli olması gibi yıllardır var olan video ve projeksiyondan yararlanılmasının bugün artırılmış sanal gerçeklikle cep telefonuyla kitaba yaklaştırıldığında konuya ilişkin birinin canlı bir insan gibi hareket ederek öğrenciye hitapta bulunması elbette ki dikkatini çekecek ve dersi keyifli hale getirecektir.

(1) Sanal Kaynak Simülatöründe Kullanıcı Etkileşimi, Cemil ÖZ, Soydan SERTTAŞ, Kayhan AYAR,Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü
(2) http://www.sbedergi.duzce.edu.tr/article/view/1039000109
(3) https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:6463947236739936256/
(4)www.researchgate.net/profile/Ersin_Bozkurt/publication/242686458_Can_the_virtual_laboratory_replace_the_traditional_laboratory_in_physics_education/links/552f5cb80cf2acd38cbbf52c.pdf

Facebook Yorumları
Erol DEMİR
Erol DEMİR hakkında 26 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.