1. Anasayfa
  2. Değerlendirmeler

Elçiye Zeval Olmaz

Toplumu ilgilendiren herhangi bir konuda yapılacak olan çalışmaların başarıya ulaşabilmesi ve sürdürülebilir olması için hedef kitlenin genelinin kabullenmesi, bunun için de konunun iyi anlatılması gerekiyor.

Elçiye Zeval Olmaz
0

Toplumu ilgilendiren herhangi bir konuda yapılacak olan çalışmaların başarıya ulaşabilmesi ve sürdürülebilir olması için hedef kitlenin genelinin kabullenmesi, bunun için de konunun iyi anlatılması gerekiyor. Konu eğitim olduğunda ise bu çalışmalar birey ve toplum için hayati öneme haiz olduğundan bilinçlendirme ihtiyari değil zorunlu yapılmalıdır.

Mesleki ve Teknik Eğitimin tanıtılması, öneminin anlatılması ve insan kaynağının niteliğinin artırılması için gerek ulusal gerekse uluslar arası kaynaklar kullanılarak proje adıyla çok sayıda çalışma da yürütülmektedir.

Mesleki eğitim konusunda bilgilendirme ve farkındalık sadece sınıf/rehber öğretmenler ile mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarında görev yapan öğretmen ve yöneticilerin görevi zannediliyor. Oysa bu sorumluluk her yetişkin vatandaşın görevi olmalıdır. Mesleki eğitimi sadece meslek liseleri ve mesleki eğitim merkezleriyle sınırlı düşünmemek de gerekiyor. Mesleki eğitim, ortaokul sonrası başlayan lisede şekillenen üniversitede sonuçlanan ama bitmeyen ve hayatboyu süren hiç bitmeyen bir süreçtir.

Her meslek sahibi öncelikle kendi mesleği olmak üzere gönüllü meslek elçisidir. Mesleğinin insanlık için gerekli ve faydalı olduğuna inanıyorsa yerine meslek sahibi yeni gençler yetiştirmelidir. Bu aynı zamanda yetiştirdiği yeni meslek insanıyla isminin yaşatılacağı ve asıl bu şekilde gerçek usta olacağı da kabul edilmektedir. Herkes çocuklara kendine uygun bir meslek öğrenmeyi tavsiye etmeli ve teşvik etmelidir. Öte yandan İstanbul Ticaret Odası (İTO), İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve MÜSİAD gibi mesleki kurumların da başta ülkemizin geleceği ve üyelerinin menfaatleri için mesleki eğitime zaten özel önem verdiklerini görmekteyiz.

Yabancı bir filmde, iki öğretmen meslektaştan biri diğerine; “neden öğretmenlik mesleğini seçtiniz” diye sorunca “çocukları ebeveynlerden korumak için” diye manidar bir cevap veriyor. Bu cevabı biraz düşününce haksız da olmadığına ben de ikna oluyorum. Maalesef anne-babalarımız çocuklarını yarış atı gibi sınavlara hazırlayarak iyi puanlar alarak iyi okullar kazanmalarını ve toplumda gelir, değer ve önem algısı kariyeri yüksek meslek sahibi insanlar olması için çırpınıyorlar. Liseyi bitirene kadar neredeyse yemekleri çocukların ağzına kaşıkla yedirecek kadar korumacı davranarak ileri gidenler çıkabiliyor.

Nedense kimse, benim çocuğumun ömür boyu yapacağı mesleğinin ve doğru seçiminin nasıl olması gerektiğini çok düşünmüyor. Meslek veya okul konusunda tespit ve kararlar peşinen ebeveynler tarafından verilmiş, puan ve hedef belirlenmiş, çocuğa/gence sadece çizilen yolda koşmak kalıyor. Bu koşu öyle birkaç yüz metreyle sınırlı değil maraton desek belki daha iyi anlaşılır. Anaokulundan başlayarak ilkokul-ortaokul-lise ve üniversite hazırlık sınıflarını da sayarsak yirmi yıla varan bir eğitim mücadelesi sonunda iyi bir üniversite diploması alındığında her şey hallolacak sanılıyor.

Henüz reşit olmamış hatta olsa bile hayat tecrübesi olmayan bir çocuğun/gencin meslek seçimini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Yetenek, ilgi, mesleğin kişiye katacağı değerleri (işbirliği, liderlik, bağımsızlık, düzenli yaşam, sosyal güvence, saygınlık, kazanç, kendini geliştirme, fark yaratma) , yetkinlik beklentisi, risk alma düzeyi, şans faktörü, ruhsal ihtiyaçları, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, ailenin birbirine bağlılığı ve cinsiyet kişinin meslek seçimini etkileyen en önemli faktörlerdendir.

Aile çocuğun meslek seçimine bilinçli olmasa da farkında olmadan etkide bulunabilir. Bu etki; gezmek için getirilen ortam-mekânlar ve tanıştırılan insanlar, çocuğun yanında yapılan konuşmalardan çocuğa alınan oyuncaklardaki karakterlere kadar uzanıyor. Huzur ve mutluluğu ekonomik olarak zengin olmakta görülen bir ailede çocuk doğal olarak meslek seçiminde ilk kriter olarak aylık geliri/kazancı önceleyecektir.

Bazı sivil toplum örgütleri mentörlük programı adı altında meslek seçmiş ve eğitim almakta olan gençlere yönelik destek çalışmaları yürütmektedir. Bu tabii ki de çok önemli, bir sonraki aşama olan iş hayatına geçiş öncesinde mesleğinde iyi yetişmesi için özellikle sektörün uzmanlarından oluşan bir grubun himayesinde eğitimi tamamlamak bir ayrıcalık bile sayılabilir. Bu sırada gençlerin ihtiyaçlarının karşılanması, mesleki teknik bilgiler yanında milli-manevi-ahlaki ve mesleki etik değerlerin aktarılması da çok önemlidir. Nitelikli staj sürecin en hassas ve önemli kısmıdır.

Elçiye zeval olmaz diyen atasözümüz; bir sözü-mesajı bir başkasına iletmeyi kabul eden kişinin muhatabına ilettiği mesajdan sorumlu tutulmayacağını anlatır. Mesleki eğitim mesajı konusunda ise elçilik ve mesaj bir baskı ve zoraki yönlendirme değil bilgilendirme, farkındalık oluşturma ve kişiye uygun olduğu düşünülen meslekle tanışmasına yardımcı olmak olarak düşünülmelidir. Üstelik bu elçilik sonunda kişinin hayatı boyunca unutmayacağı kişi olabilirsiniz. Benden söylemesi…

Kendi haline bıraktığımızda gençler daha çok popüler kültürün de etkisiyle sosyal medyada, televizyonda, internetteki film ve dizilerdeki sanal yaşamlara özenebilirler. Yarın öbür gün anne-babaya “siz beni kendi halime bırakmasaydınız! ben o çağda aklım bir karış havadaydı” diyebilir. Bu sebeple aile olarak eve alınacak bir eşya, araba ve ev için yaptığımız araştırmayı düşünüp hayati bir konuda kat be kat tüm yapılabilecekleri gözden geçirerek karar verilmelidir. Aksi halde iş hayatında yaşanılacak mutsuzluk ve sorunlar kaçınılmaz olarak aile hayatını olumsuz etkileyecektir. En kötüsü de diplomalı işsizler grubuna dâhil olmaktır.

Meslek seçimi bir anlamda okul ve alan seçimi anlamına da geliyor. Başlangıçta felsefik yaklaşımla niçin yaşıyoruz ve çalışıyoruz gibi soruları sormakla başlanabilir. Mutlu olmak, başarılı olmak, kazanç temin etmek, insanlara faydalı mal ve hizmet üretmek, hedeflere ulaşıp manevi tatmin sağlamak ile başlayıp uzayacak cevapların hepsi doğru yanlışı yok ancak kişiye ve aileye uygunluğu düşünülebilir. Konuyu geniş açıdan tüm boyutlarıyla düşünüp araştırmak ve tartışmak gerekiyor. Kişinin mesleğini icra ederken özerk çalışması, liderlik gerektirmesi, emir-komutaya uyabilmek, değişikliklere uyumu, aşırı rekabete dayanıklılık gibi hususlara kişisel uygunluğu da seçeceği meslekteki başarısında ve huzurunda etkisi olacaktır.

Tercihimizin doğru, isabetli ve bize uygun olması oranında beklenen fayda ve düşünülen hedeflere ulaşılabilecektir. Kişi ve aile merkezli düşünülen bu tercih ve karar, öte yandan toplumu da doğrudan ilgilendirmektedir. Sürekli insanlarla iletişim halinde olunacak doktor, öğretmen ve polis gibi meslekleri seçeceklerin kişisel özellik olarak sabır, insani ilişkiler, empati, problem çözme gibi özelliklerin normale göre daha fazla olmasını gerektirir. Bu sebeple meslek seçme özgürlüğüm var diyerek kişisel özelliklere uygun olmayan; başarılı olamayacağı, oturduğu şehirde iş bulamayacağı ve iş çevresi olarak anlaşamayacağı kişilerin olduğu meslekleri seçmemek gerekiyor.

Meslek sahibi olmak hep söylenegelen ihtiyaçlar hiyerarşisinin tümünün karşılanmasına imkân sağlayacaktır. Mesleğiniz varsa işiniz, işiniz varsa eviniz ve aşınız, bunlar varsa evde huzurunuz olacaktır. Meslek sahibi olanlar yemek, içmek, giyinmek, barınmak gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayacağı için kendini güvende hissedecektir. Bir meslek grubuna, derneğine, odasına kayıtlı olmak ya da işyerindeki grubun üyesi olmak ait olmak ve kabul görmek, unvan ve statü sahibi olmak demektir. Sonrasında ise mesleğinde ilerleyerek zirveye çıkmak, artık kendi gibi meslek insanları yetiştirebilecek ustalığı kazanırken, işi aklı ve kalbiyle yaparak sanatçı seviyesinde yapabilir yani kendini gerçekleştirmiş olabilir. Hatta kimileri meslek literatürüne yeni bir bakış, usul ve esas getirecek düzeyde dünyaca tanınmış ünlü biri olabilir.

Aralık 2022’de yayımlanan cumhurbaşkanlığı genelgesi ile ölümünün 50. yıldönümü nedeniyle 2023 yılının Türkiye’de “Âşık Veysel Yılı” olarak kutlanacağı ilan edildi. Yazımızı 2022 yılında “vefa” kategorisinde Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne layık görülen Âşık Veysel’in konuya ilişkin çok anlamlı iki dörtlüğüyle bitirelim.

Vatan sevgisini içten duyanlar, Sıtkı ile çalışır benimseyerek
Milletine ulusuna uyanlar, Demez neme lazım neyime gerek

Olmak istiyorsan dünyada mesut, Hakka halka yarayacak bir iş tut
Çalıştır oğlunu kızını okut, İnsan olmak için okumak gerek…

Facebook Yorumları

Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 Bakırköy İlçe MEM, Temmuz-2022 İstanbul İl MEM, Ekim-2023 Küçükçekmece İlçe MEM Şube Müdürü olarak görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

Yazarın Profili

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.