Empatik Stres

Üzüm üzüme baka baka kararır.

Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

Körle yatan şaşı kalkar.

Eminim aklınıza daha nice benzer söylemler gelmiştir. Bunların doğru olduğunu az çok heppimiz hayatımızda tecrübe etmişizdir. Peki ama bunun mekanizması ne, neden böyle oluyor? Empati, yani kendimizi karşımızdakinin yerine koyma, hiçbir zaman olumsuzluk çağrıştırmaz ve herkes tarafından tavsiye edilir. Empatinin zararsız olduğu ve insani olduğu mesajı o kadar vurgulandı ki insanlar hiç farkında olmadan empatiden zarar görmeye başladılar. Bu zarardan korunmak adına ustaca kaçış teknikleri geliştirmeye başladılar. Örneklerle açıklamak çok daha kolay:

– Valla ben artık haberlere bakmıyorum, bakınca içim kararıyor inan.

– Pikniğe gidelim mi? Ahmet gelmesin ama adama kanım hiç ısınmadı, adam çok karamsar.

– Abi dilenciler bizden zengin, acımayın şunlara hiçbir şey vermeyin.

İnsanlar olumsuz haberlerden, kişilerden, acınacak haldeki insanlardan uzak durmak için ellerinden geleni yapmaya başladılar. Bunun başlıca nedeni  karşı koyamadıkları acıma hissi ve bu hissin uyandırdığı kötü duygular yani stres. Bu savaşın kaybedilmesinde en çok emeği geçen kim sorusuna gelelim. AYNA NÖRONLAR.

Ayna nöronlar,  birey bir hareket yaptığında veya aynı hareketi yapan birini izlediğinde harekete geçen sinir hücreleri diyebiliriz. Yani trafik kazasında ölen annesinin başında ağlayan çocuk haberinin bizleri bu kadar çok üzmesinin başlıca nedeni de ayna nöronlar. Sadece duyguları konuşmak yanlış olur çünkü ayna nöronların diğer bir işlevi de taklit etmek. Yeni iş ortamınız çok mu gergin? Sizin de mizacınızda değişimler yakın demektir. Dostunuz çok mu karamsar? Geçirdiğiniz vakte bağlı olarak sizin de karamsar olmaya başlamanız an meselesi. Karamsar ya da öfkeli biri olmayı istemeyebilirsiniz ama bu hiç önemli değil çünkü beynin yasaları farklı işler.( Ayna nöronlar hakkında geniş bilgi için tıkla https://indigodergisi.com/2013/01/empati-ve-ayna-noronlar/ )

Beyin der ki: 

– Süreklilik varsa (aynı iş yeri/aynı arkadaş)

– Yoğunluk fazlaysa (herkes öfkeli/hep aynı arkadaşla gezme)

– Yeterli zaman verildiyse (en az altı ay)

DEĞİŞİRİM.

Kimi insanlarda bu değişim ( ister duygu ister davranış düzeyinde) bazen günlük hayatı etkileyecek veya onlara farklı bir kimlik kazandıracak kadar yoğun oluyor. Pek duyulan bir kavram olmadığını biliyorum, EMPATLAR. Karşınızdakinin yalan söylediğini hemen anlar mısınız? Hiç tanımadığınız insanlar bile size dertlerini anlatır mı? Hayal kurmayı çok sever misiniz? Bu ve benzeri 30’a yakın empat özelliğini merak eden okurlar bu adrese bakabilir.

https://empathayat.wordpress.com/2014/01/29/birempatin30hasleti/

Öneriler: (Çözüm adına beynin yasalarından faydalanalım.)

1– Sürekliliğe karşı koyun. Bir ömür aynı işyerinde kalmayın.

2– Yoğunluktan uzak durun. Çok karamsar tiplerden uzak durun.

3– Kendinize zaman tanıyın. Değişim zaman ister.

4– Canınızı sıkan bir olay veya duygudan hemen sonra keyif aldığınız bir şey yapın. Hiç istemeseniz de yapın. Ayna nöronlarının özellikle komedi filmleri ile arası iyidir.

Facebook Yorumları
Cıncık Psikolog
Cıncık Psikolog hakkında 14 makale
2015 Marmara Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, 2018 İstanbul Esenyurt Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans mezunuyum. Uzmanlık alanım Depresyon ve Travmadır. Elimden geldiğince sizin için psikolojiyi eğlenceli hale getirmekten büyük keyif alıyorum.

2 yorum

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.