Gençlik Araştırması

Konrad-Adenauer-Stiftung Derneği (1) Türkiye Temsilciliği tarafından Şubat–2022 de yayınlanan “Türkiye Gençlik–2021” isimli araştırmasında (2); Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı, 28 farklı kentte yaşayan 18-25 yaş grubunda, 3243 kişiyle, şehir merkezlerinde yüz yüze görüşme – anket tekniği ile toplam 100 anket sorusuyla, sahada devlet üniversitesinde çalışan akademisyenler de görev aldığı çalışmada: gençlerin demografik, sosyo-ekonomik, sosyo-politik durumları ile bazı değerler ve konulara verdikleri önem, bakış açıları, yorumları, değerlendirmeleri ile geleceğe yönelik beklentilerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen çalışmanın raporlaştırma aşamasında otuziki yerli ve yabancı makale, araştırma, TÜİK ve Kalkınma Bakanlığı verilerinden yararlanılmış.

Araştırmanın temel soruları ana hatları ile gençlerin demografik, sosyal ve kültürel yapıları, temel ekonomik durumları, meslekleri, hayatta çeşitli değer ya da kavramlara ne ölçüde önem verdikleri, Türkiye’de belirli kurum ve kişilere ne oranda güveniyor oldukları, Türkiye’nin ekonomi politikalarına ilişkin düşünceleri, imkânları olsa Türkiye’de kalıp kalmayacakları, sosyal medya kullanımları, siyasal ve ideolojik kimlikleri, siyasal düşünce ve tercihleri, Türkiye’de bulunan Suriyeli göçmenlere ilişkin tutum ve düşünceleri, Türkiye ve dünyayı bekleyen tehdit ve tehlikeler hakkındaki düşünceleri üzerinedir. Bu çalışma, 2021 yılında Türk gençliğinin ne durumda olduğunu ve onların dünyasına girerek kendileri, yaşamları, sorunları, düşünceleri ve beklentileri hakkında bilgi(ler) üretmiştir.

Yönetici özetine göre; Katılımcıların % 47,5’i kadın, % 52,5’i erkektir. büyük çoğunluğu (% 92,5) kentsel yerleşim alanlarında doğmuştur. Lise ve üzeri eğitim seviyesinde olanların toplam oranı % 93,1’dir. Katılımcıların yarısından fazlası, hali hazırda öğrenci olduğunu belirtmiştir (% 57,1). Katılımcıların önemli bir çoğunluğunun (% 66,9) düzenli bir işi ve aylık geliri yok, aile bireyleri / anne-baba tarafından desteklenmektedirler. Katılımcıların çoğunluğu (% 64,8), 4 ve daha çok kişinin birlikte yaşadığı evlerde yaşıyorlar. Türkçe dışında başka dil bildiğini belirtenlerin oranı, % 55,8’dir. Bu diller çoğunlukla Avrupa dillerinden oluşmaktadır. En çok bilinen dil İngilizcedir (% 53,7).

Katılımcıların yarıdan fazlası (% 58,4) kendilerine ait evlerde (ailesiyle birlikte) oturuyor. Yaşamlarındaki belirli değerlere verdikleri önem düzeyi şu şekildedir: Ailem benim için önemli – çok önemlidir: % 96,6, Dürüst olmak benim için önemli – çok önemlidir %96,6, Ahlaklı olmak benim için önemli – çok önemlidir % 95,7, Hayvan hakları benim için önemli – çok önemlidir % 93,2, Eğitimli olmak benim için önemli – çok önemlidir % 91,8, Çevrenin korunması benim için önemli – çok önemlidir % 90,6, Türk Bayrağı benim için önemli – çok önemlidir % 89,7, Türkiye Cumhuriyeti Devleti benim için önemli – çok önemlidir % 87,4, Atatürk benim için önemli – çok önemlidir % 83,3, Dinim benim için önemli – çok önemlidir % 72,7, Türklük – Türk olmak benim için önemli – çok önemlidir % 71,6, Müslümanlık benim için önemli – çok önemlidir % 70,5, Arkadaşlarım benim için önemli – çok önemlidir % 82,9, Akrabalarım benim için önemli – çok önemlidir % 42,7, Komşularım benim için önemli – çok önemlidir % 24,9.

Kamuoyuyla paylaşılan 404 sayfalık bu araştırmadan özellikle eğitim, meslek, iş, istihdam ve gelecek konularındaki düşüncelerini özetleyip paylaşmaya ve yorumlamaya çalıştım.

Gençler; Türkiye’de çok fazla işsizlik olduğunu ifade etmişlerdir: % 87,3. Türkiye’de en çok yaşanan üç sorun içerisinde ekonomik sorunlar % 17,8 ile ilk sırada dile getirilmiştir. Yine gelecekte en çok hangi alanda sorun yaşayacağı konusuna, öncelikli problem olarak % 74,5 ile ekonomik sorunlar dile getirilmiştir. En çok yaşanan sorunlar sırasıyla; ekonomik durumun kötü olması (% 17,8), işsizlik (% 16,1), kalitesiz eğitim sistemi (% 15,8) adam kayırma, yolsuzluk ve rüşvetin yaygın olması (% 15,4) olarak dile getirilmiştir. Katılımcıların önemli bir çoğunluğu (% 72,9) imkânları olsa başka bir ülkede yaşamak istediğini belirtmiştir.

Bu ülkelerde yaşamayı istemelerinin temel nedenlerine bakıldığında, daha fazla çalışma ve iş bulma düşüncesi ilk sırada yer almıştır. Buna karşılık, azımsanmayacak bir grup Türkiye’yi terk etmek istemediğini, bazı gençler, çaresizlikten yurtdışına gitmek istediklerini ama milliyetçi oldukları, vatanlarını sevdikleri için yine de Türkiye’de kalmayı tercih ettiklerini ifade etmişlerdir. Türkiye’de yaşamak istediğini ve Türkiye’nin daha iyi ve yaşanılır bir ülke olması için çalışmak istediğini belirtmiştir. Gelecekteki en önemli hedefleri iyi bir insan olmak, çok para kazanmak – zengin olmak, ailesine ve ülkesine yararlı bir insan olmaktır.

Gelecekteki en önemli hedefleri arasında ilk sırayı (% 40,9), “iyi bir insan olabilmek” almıştır. Şimdiki hayatlarından orta düzeyde bir memnuniyetleri vardır: % 55,2. . Hayatıyla ilgili kararları çoğunlukla, ebeveynleri ile birlikte veriyorlar: % 50. Ders dışında, başka kitaplar da okuyanların oranı % 71’dir. Boş zamanları olduğunu söyleyenlerin oranı % 87,8’dir. En çok internette vakit geçirip, bilgisayarda oyun oynuyorlar (% 35,2) ve arkadaşları ile vakit geçiriyorlar (% 22). Katılımcıların tamamına yakını (% 98,2) sosyal medya kullanıyor. Ülke ve dünya gündemini en çok cep telefonu ve internetten takip ediyorlar (% 80,1).

Beş ana bölümden oluşan çalışmanın sonuç bölümüne bakarak bu araştırmaya göre genel bir tablo çizmek gerekirse; 18-25 yaş gençliği; sosyal medya kullanımı çok yüksek, yabancı dil bilgisi olan, insani ve toplumsal değerlerin farkında olan, ülkedeki siyasal olayları çok fazla eleştiren, ülke ve dünya gündemini önemli ölçülerde takip eden, cinsiyet eşitliğine ve insan – hayvan haklarına inanan, çevreye duyarlı, ülkenin temel kurumsal yapılarına karşı güveni çok gerilemiş ancak değişimini isteyen, kendi içinde umutsuz görünse de, umut veren bir profile sahiptir.

Bu çalışmayla, Türk gençliği açısından önemli bulgulara ulaştığı düşünülmektedir. Türk gençliğinin, her şeyden önce, iddia edildiği gibi dünyadan habersiz, zevk ve eğlence peşinde koşan vurdumduymaz bir gençlik olmadığı ve hatta tersine, eğitimden siyasete, işsizlikten göçmen sorunlarına kadar hemen hemen her konuda bir şeklide düşünce sahibi olduğu görülmüştür.

Türk gençliği, kendisine yeteri kadar önem verilmediği ve kendini geliştirecek ve ülkesine daha fazla katkı yapacak olanaklar yaratılmadığını, var olan – mevcut eğitim sisteminden kesinlikle hoşnut olmadığını ve sıklıkla değiştirilen eğitim ve sınav sistemlerinin kendilerini umutsuzluk ve karamsarlığa sevk ettiğini belirtmiştir. Düzenli spor yapmak gibi bir alışkanlığı yoktur.

Sonuç olarak Türk gençliği, kendilerine güvenilmesini, daha fazla kaliteli eğitim ve iş olanakları yaratılmasını ve gençliğe daha fazla önem verilerek önlerindeki engellerin kaldırılmasını talep etmiştir. Gençlerin büyük çoğunluğu, her ilde üniversite açılmış olmasının, üniversite eğitimini kalitesizleştirdiğini ve pek çok diplomalı işsiz ürettiğini belirtmiştir. Her öğrencinin yeteneğine göre üniversiteye yönlendirilmesi konusu da sıklıkla dile getirilmiştir.

Hemen hemen tüm illerde gençler, TYT, AYT, KPSS, ALES vb. sınavlarının kendilerinin yeteneklerini ölçmediğini ve bu sınavlardan hayli yorulmuş olduklarını dile getirmiş ve mevcut eğitim ve sınav sistemine eleştirel tavır sergilemişlerdir.

Çok şükür ki hala gençlerimiz; İyi insan olmak, aile, dürüstlük, ahlak, hayvan hakları, eğitim, çevre, Türk Bayrağı, Devlet, Atatürk, Din, Türklük, Müslümanlık, arkadaşlık, akraba ve komşuluk gibi değerlerimize önem veriyorlar.

Sosyal bilim araştırmalarında temel amaç özellikle mevcut durum tespitinden hareketle, geleceğe yönelik tasarımlar için bilgi üretmektir. Unutulmamalıdır ki, “kendi geleceklerini tasarlayamayanlar, kendi geleceklerini yönetemezler”. Bu gerçeklikten hareketle, özellikle politika yapıcı ve karar vericilerin, zaman zaman, başta yarının yetişkinleri olacak gençlik olmak üzere araştırmalar yaptırması, bilimsel veriler – bulgular elde etmesi ve bu verilere göre geleceği tasarlaması Türkiye’nin geleceği için büyük önem arz etmektedir.

Eğitim açısından cep telefonu ve sosyal medyadan daha fazla yararlanılmalı, gençlerin istediği-beklediği kaliteli eğitimin nasıl olması gerektiği gençlerle birlikte tespit edilmelidir. Adalet algılarının iyileştirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır. Bu araştırmaya da bardağın dolu tarafı gibi bakarak gelecek için planlarımıza şekil verebiliriz. Gençlerin ekonomik sorunlarını, işsizliğini hızlıca çözmeye çalışmak, önemli oranda boş zamanı olanların varlığını onların ülkenin sorunları çözmeye ortak edilmesi ve herkes için faydalı işlerle meşgul edilmesi, kendilerini değerli hissetmeleri sağlanmalıdır. Özellikle beceri kazanmaya ve meslek edindirip iş hayatına geçişleri kolaylaştırılmalıdır. Eğitimde herşeyi etkileyen sınav sistemini yeniden düşünmek gerekmektedir.

(1) Konrad-Adenauer-Stiftung (KAS), Almanya Hıristiyan Demokrat Birliği’ne (CDU) yakın olan siyasi bir dernektir. CDU’nun kurucusu ve Almanya’nın ilk Federal Şansölyesi (Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümet Başkanı) olan Konrad Adenauer’tır.
(2)“Türkiye Gençlik Araştırması–2021”, Konrad-Adenauer-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği, Şubat–2022, Ankara,

Facebook Yorumları
Erol DEMİR hakkında 189 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.