Günümüz Ahilik Teşkilatları ve Mesleki Eğitim

Ahilik kurumu Osmanlı’da merkezî devletin güçlendiği son döneme kadar toplumsal, ekonomik, dinî ve ahlaki alanlarda önemli rol oynamıştır. Ahilik; Moğol ve Haçlı saldırılarının ardından bozulan Anadolu birliğinin yeniden sağlanmasında önemli roller üstlenen sufi meşrepli (tasavvufa bağlı olanın hareket tarzı, metodu) bir kurumdur. Fütüvvet (esnaf birliği) usullerini iş, sanat ve zaviye hayatına tatbik eden Ahiler sadece şehirlerde değil, köylerde de etkili olmuşlardır. (1) Ahilik, 13. ve 19. Yüzyıllar arasından 600 yıl, Anadolu ve yakın coğrafyasında yaşamış olan Türk Halkının iş, zanaat, meslek, ticaret ve toplum hayatının düzenlenmesini, gelişmesini, tüketici ve üreten haklarının korunmasını, kaliteli mal üretilmesini sağlayan önemli bir oluşumdu.(2) Ahiliğin öncelikle esnaflar arasındaki birlik, beraberlik, kardeşlik, yardımlaşmaya ve mesleki etik kurallara dayanan yaptırımları olan önemli sosyal işlevi olan oluşum olduğu görülmektedir.

XII. yüzyıldan itibaren varlığını sürdüren ve XX. yüzyılın başlarına kadar devam eden Ahilik teşkilatı günümüzün Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Sanatkârlar Odası ile Esnaf Kefalet Kooperatiflerinin menşei, çıkış noktası ve mükemmel bir örneğidir. Şu farkla ki günümüzdeki bu teşkilatlar üyelerinin ve mensuplarının menfaatlerini korumak ve esnaf, sanatkâr ve tüccarları desteklemek için kurulmuş olmakla beraber Ahilik teşkilatı tüketici, alıcı ve müşterinin menfaatlerini de göz önünde bulunduran bir teşkilattır. Öyle ki bir ahi, ahilik prensiplerinden olan “Alırken satıcıyı, satarken alıcıyı düşüneceksin.” anlayışıyla hareket ederdi.(3) Ahilik teşkilatı, günümüzde tüketicilerin korunması için Türk Standartları Enstitüsü gibi standart belirleme yanında Kaymakamlıklar bünyesinde kurulmuş olan Tüketici Hakem Heyetleri ve Adliye bünyesindeki Tüketici Mahkemelerinin de işlevini yürütmekteydiler.

Ahiliğin bu günkü teşkilatlardan bir diğer ve çok önemli bir farkı da mensuplarını hem mesleki yönden hem de ahlaki yönden en mükemmel bir şekilde yetiştirmektir. Böylece de bir ahi, hem mesleğinde son derece maharetli hem de çok iyi bir ahlak sahibi olarak toplumdaki yerini alırdı. Bu yönüyle ahilik kişiye ve mensup olduğu meslek grubuna iyi bir meslek insanı yetiştiren bir okul, topluma karşı sorumluluklarını bilen ve yerine getiren bir vatandaş olmaya katkı sağlayan Mesleki Eğitim Merkezleri gibi bir yaygın eğitimi sistemi sayılabilir.

Günümüzde Esnaf ve Sanatkârlar Odaları, Ticaret ve Sanayi Odaları gibi bazı örgütler Ahilik Teşkilatlarında benzerleri görülen kalite, müşteri memnuniyeti, yönetimde ve çalışma hayatında etik, sorumluluk, şeffaflık, yönetime katılma gibi kavramlarla Ahiliğin temel ilkelerini andıran ve Fütüvvetnamelerde yer alan temel ilkelerin bir kısmını yansıtmaktadır.  Bu anlamda bugünkü bu örgütlerle Ahilik Teşkilatı arasında bir benzerlik vardır, demek mümkündür.

Türkiye’de 1930 yılında standardizasyon çalışmaları başlamış, 1936‘da  “Standardizasyon Dairesi”,  1954’de de  “Türk Standartları Enstitüsü  (TSE)” kurulmuştur. 1960 yılında yürürlüğe giren bir yasa ile TSE yeniden oluşturulmuş ve 16 Mayıs 1985 tarihli 3205 sayılı yasa ile TSE Kurumu bugünkü yapısına kavuşmuştur. Esnaf ve zanaatkârın ürettiği veya sattığı malların belli bir kalitede olması, fahiş fiyatla satılmaması, kalitesinin kontrol edilerek tüketicinin korunmaya çalışılmasıyla yüzlerce yıl önce başarılmış önemli bir sosyal sistem olarak kabul edilmelidir.

Kazım Ceylan Ceylan’a göre; “Bir medeniyet hareketi olan bu kültürün farklı katmanları için uygulanan Ahiliğin 740 kuralı vardır. Bunlar derece derece uygulanıyordu. Mesela 124 kuralı çıraklara uygulanırdı. Ondan sonrası da kalfalara, ahilere ve şeyhlere uygulanırdı. Çok ince kurallar bunlar. Ahilerin 27 farklı alanda vakıf kurarak topluma hizmet ettiklerini, Ahiliğin dayandığı dört temel esas akıl, ahlak, bilim ve çalışmaktır.”(4)

Ahiler, kent ve kasabaları dolaşarak özellikle meslek ve sanat sahiplerini örgütlemişlerdir. Ayrıca Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı da kadınları bir araya getirmiş, özellikle savaşlarda etkinlik gösteren “Bacıyan-ı Rum”u kurmuştur. Ahi örgütü mensupları;  meslek erbapları, bilgin, sanatçı ve eğitmenler, askerler ve yöneticiler olmak üzere üç gurup altında incelenebilirler. Ahi örgütü içinde her esnaf ve meslek dalının ayrı birer loncası bulunurdu. Her loncada Ahi babası, ona vekâlet eden Nakibi (mesleğin en yetkili kişisidir), esnaf arasındaki anlaşmazlıkları çözen Yiğitbaşı, mesleğe kabul törenlerini yapan Duacı, en az üç usta yetiştirmiş olanlar arasından seçilen Kahya (loncanın orta sandığının yönetiminden sorumludur) bulunur. Loncanın orta sandığına üyeler belli dönemlerde para verirlerdi. Her Ahi ihtiyaçlarını giderdikten sonra elinden 18 gümüş akçeden daha fazla parayı atıl tutamaz bu parayı orta sandığına verirdi. Bu paralar meslek sahiplerine sermaye sağlanmasında, evlenme, hastalık, ölüm gibi ihtiyaç zamanlarında ve pek çok toplumsal hayır işlerinde kullanılmıştır.

Kentin Ahileri her ay bir gün bir araya toplanır (Kahya Meclisi) ve mesleki sorunları tartışır, esnaf arası anlaşmazlıkları çözerlerdi. Yılda bir kez üç gün süren genel toplantılar (Üçler toplantısı) yapılır, bu toplantılarda genel durumlar tartışılırdı. Aynı şekilde yılda bir kez lonca üyeleri arasında kaynaşmayı sağlamak için kır gezileri düzenlenir, ayrıca gençler kendi aralarında belirli zamanlarda eğlence ve eğitim amaçlı toplantılarda düzenlerlerdi.

Şehirlerde kurulan zaviyeler genellikle padişahlar, din ve devlet büyükleri ya da zengin Ahiler tarafından kurulurlardı. Buralarda da bedelsiz konaklamanın sağlanmasının yanı sıra birer Ahi okulu olarak kullanılmışlardır. Ahi gençleri yine Ahi olan mutasavvıflar, meslek pirleri ve sanatçılar tarafından buralarda eğitilirlerdi. Gençler mesleki ve askeri eğitimlerinin yanı sıra sanat (edebiyat ve müzik) dersleri alırlar, okuma yazmak öğrenirlerdi. Hemen hemen her akşam düzenlenen Yaren sohbetlerinden gençlerin eğlence ihtiyaçları bir eğitim aracı olarak seviyeli bir şekilde karşılanırdı.

Ahilik bir esnaf ve sanat kuruluşu olarak en büyük etkinliklerini ekonomik alanda göstermişlerdir. Örgütün yerleştirdiği sağlam ahlaki düzen, karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma diğer esnaf ve sanatkârlar üzerinde etki ve üstünlük kurmaları sonucunu doğurmuş, gitgide tüm meslek sahipleri Ahi babalardan aldıkları yeterlilik belgesi ile iş görür duruma gelmişlerdir.

Ahi zaviyeleri kim tarafından kurulmuş olursa olsun belli bir miktarda vakıf emlakının gelirine dayanan ve sürekliliğini bununla sağlayan bir vakıf kuruluşudur. Zaviyelerde kültür, meslek ve askeri olmak üzere üç çeşit eğitim ve eğitici bulunurdu. Ahi zaviyeleri gerçekte birer akademi ya da medrese konumundadırlar. Üyelere verilen eğitimin; bireye kendini tanıma yolunu göstermek, iyi ahlaklı insanlar yetiştirmek, her insanın iyi bir doğa ile yaratıldığı düşünülerek çocuğun bu doğasını koruması amaçlanır, bireydeki gizli yeteneklerin ortaya çıkarılıp, yeteneklerine yön verilmesi olmak üzere dört ana amacı vardır.

Ahi Birliklerinin kullandığı eğitim sisteminde eğitim; bir bütün olarak mesleki, sosyal, kültürel, dini ve ahlaki olarak ele alınır. Eğitim belli bir noktada tamamlanmaz, ömür boyu süren bir faaliyettir. Eğitim, birliklerin bulunduğu en küçük kasaba ve köylere kadar sağlanır. Eğitim Ahilik ilkelerini kabul eden herkese açık ve ücretsizdir. Dersler kesin olarak yetkili kişiler tarafından verilir.

Ahiliğin doğrudan dinle ilişki olduğu söylenemez. Ancak mensupları dini vecibelerini yerine getirmede hassas davranmışlardır. Güçlü devlet sistemine geçildiğinde orduya Sipahi yetiştirmekle kalmışlardır. Politik faaliyetleri zaman içinde sadece uzlaştırıcılık olmuştur. Devlet yapısının her zaman yanında yer almışlar, devletle çelişkiye girerek yapılarını ve varlıklarını tehlikeye atmaktan kaçınmışlardır. (5)

Ahi Evran, Türklerin de yaratılışlarında var olan Alplik, yardımlaşma, dayanışma, cesaret, mertlik, teşkilatçılık ve misafirperverlik gibi kültürel özellikleri ahiliğin bir medeniyet hareketi olarak Türkler arasında yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Bu kültür özelliklerine sahip olan Ahi Evran Veli, ahiliği Selçuklu coğrafyasında hızla teşkilatlandırmıştır. Ahiler toplumda denge unsuru olmuşlardır. Kurdukları vakıflarla hayatı ilgilendiren bütün alanlarda faaliyette bulunmuşlardır. Fakirleri, garipleri, kimsesizleri, savaşa gidenlerin ailelerini, işinde zarar edenleri, misafirleri, yolcuları korumuşlar, onlara yardım etmişlerdir. Kısacası ahiler kimsesizlerin kimsesi olmuşlardır. (6)

Ancak bu kuruluşun üyelerinin çoğunun esnaf olması, Ahiliğin sadece esnaf birliği olarak algılanmasına neden olmaktadır. Ahilik kurumları devlet kontrolünde olan ya da devlet eliyle tesis edilen yapılar değildir. Buna karşın Ahilik, toplum hayatının düzenlenmesinde etkili ve katılımcı bir kurum özelliği taşır. İçinde bulunduğumuz yüzyılın en önemli değerlerinden biri olan yerel demokrasi ve yönetime katılımın çok daha gelişmiş örneğine bin yıl önce Ahilik kurumunda rastlamaktayız. Ahi teşkilatı bağımsızdır. Ahi olmak için Müslüman olma şartı vardır. Lonca teşkilatı devlet kontrollündedir. Lonca teşkilatı tüm dinlere açıktır. Dayanışma örgütüdür. Zamanla kişisel menfaatler ön plana çıkmıştır. (7) Ahiliğin baştan beri izahına çalışılan ilkeleriyle Türk İş Hukuku düzenlemeleri çok yakın benzerlikler içermektedir. Sosyo­ekonomik hayatın düzenli bir şekilde sürdürülmesi sağlanmıştır.(8)

Sonuç olarak Ahilik, tarih sürecinde ahlak, eğitim, iktisat, meslek ve toplum hayatında çok önemli görevler icra etmiştir. Ahilik, esnaf ve sanatkârlarda, mesleki eğitim mekanlarında, hatta üniversitelerde kendisinden edinilecek birçok olumlu yönlerin bulunduğu özgül bir kurumdur. Kültür ve medeniyet tarihimizin kendine özgü oluşumlarından biri olan Ahiliğin daha fazla gündeme gelmesi, hayatın içerisinde kendisine yer edinmesi veya yer verilmesi gerekmektedir. Ahiliğin, bugün de ihtiyaç duyulan, insanı önemseyen, kardeşlik, barış, adalet, sevgi, saygı, vefa, güven, cömertlik ve yardımseverlik gibi temel ilkeleri göz ardı edilmeden yeniden güncellenmesi ve bugüne adapte edilmesi elzemdir.(9)

Kara ve Aydoğan tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre; “umut, özyeterlilik, dayanıklılık ve iyimserlik olarak kabul gören psikolojik sermaye boyutlarının Ahilik felsefesindeki uygulama örneklerine yer verilmiştir. Ahi kültürünün örgütsel düzlemde yönetici ve işgören davranışlarının şekillenmesine yönelik prensipleri, etik yaklaşımı, eğitim ve geliştirme, yetiştirme, örgütsel yedekleme amaçları örgütsel başarıyı sağlamıştır. Bu sebeple ahi örgütlerinde başarı ile uygulanan bir yönetim felsefesinin günümüz işletmecilik araştırmalarında derinlemesine irdelenmesi hatta kimi uyarlamaların, işletmeleri rekabette başarıya taşıyacağı işletmelerde karşılaşılan bazı sorunların çözümüne katkı sağlayacak açılımlar getireceği düşünülmektedir. Ahi örgütlerinde, günümüz işletmelerinin önemli sorunlarından olan eğitim ve geliştirme, iş etiği ve iş ahlakı, takım çalışması, örgütsel kültürün aktarımı ve değişimi, performans, etkinlik, sosyal sorumluluk ve adalet vb. birçok soruna yönelik iyi örnek uygulamalar Türk örgüt ve yönetim tarihindeki iyi örnek ve uygulamalar, günümüz işletmecileri açısından iyi bir kılavuz niteliğindedir.(10)

Ahilikte kadınların, asker ve yöneticilerin aktif alarak görev yaptıkları pek fazla anlatılmadığından bilinmemektedir. Esnafları bir nevi zabıta teşkilatı gibi gözetim ve disiplin altında tutan ve müşterileri arasında anlaşmazlıkların çözülerek mahkemelerin/kadıların iş yükünü hafifleten, paraya ihtiyacı olanlara maddi yardımda bulunarak bugünkü banka veya kredi kuruluşlarının görevini yerine getiren, çeşitli hayır işlerine yerine getirerek bugünün dernek/vakıf gibi sivil toplum örgütlerinin işlevini ifa eden ahilik teşkilatının daha detaylı anlatılması gerektiğini göstermektedir. Modern yönetim felsefeleriyle ahiliğin geçmiş uygulamalarının karşılaştırılması ve günümüze uyarlanması için yapılan akademik çalışmalara devam edilmelidir.

  • esnafbulteni.com, “Şimdi Ahilik Zamanı” Tümay Mercan, Kocaeli Üni.
  • Öğr.Gör.http://www.tasam.org/tr/icerik/26798/kuresel_is_modeli_ahilik
  • Ebubekir Aytekin, https://www.dunyabizim.com/mercek-alti/ahilik-teskilatindan-gunumuze-kalan-miras-h32517.html
  • https://www.yeniasya.com.tr/kultur-sanat/ahiligin-740-kurali-var_473163
  • Ayşe DEMİREZ, Yeni Yüksektepe Kültürel-Felsef-Hümanist Dergi, Sayı:30http://ahilik.net/ahilerde-ahlak-anlayisi/
  • http://www.kirsehir.gov.tr/ahilik-kulturu
  • http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/moduller_pdf/Meslek%20Ahlak%C4%B1%20ve%20Ahilik.pdf
  • https://www.altayli.net/ahilik-teskilati-ve-gunumuz-ekonomisi-calisma-hayati-ve-is-ahlaki-acisindan-degerlendirilmesi.html
  • http://isamveri.org/pdfdrg/D04068/2018_8/2018_8_OKUMUSE_SARITASK.pdf
  • https://tasam.org/tr-TR/Icerik/54653/ahilikte_psikolojik_sermaye_davranisi

 

Facebook Yorumları
Erol DEMİR
Erol DEMİR hakkında 113 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.